iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ali bakkal
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 106
Yaş : 42
Yaşadığın yer : Uşak
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Zaman gösterecek inşallah
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : Bir konu arama sırasında googleden
Kayıt tarihi : 06/11/09

MesajKonu: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Çarş. Ara. 09, 2009 5:19 am

Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?
Gerçek
bir dindarın nasıl olması gerektiğini bilmeyenler, zaman zaman çok
yanlış hükümler veriyorlar. Dindar olmayan birini, dini tam yaşayan bir
insan sananlar, genellikle dinden ve inançtan uzak durmaya çalışıyorlar.


Niçin dindar olmayanı dindar sanıyorlar?
Çünkü
dinî konuda maalesef büyük bir cehalet hüküm sürmektedir. Bu sebeple de
özden fazla şekle ve görüntüye bakarak insanların ne kadar dindar
olduklarına karar veriliyor. Meselâ, "Çok dindar bir adam: üç kere
hacca gitmiş!" deniliyor... Beş vakit namaz kılanlara, bir çok yerde
"hoca” denildiği gibi, örtülü hanımlara da "din âlimesi" nazarıyla
bakılabiliyor.

Geçmiş yıllarda, birçok eski öğrencim, sırf
başörtüleri sebebiyle caddede, otobüste, trende fıkhî bazı sorular
sorulduğundan şikâyetçiydiler. Çünkü sorulan soruların cevaplarını
onlar da bilmiyorlardı. Ancak kılık kıyafetleri sebebiyle, cevapsız
kalmaları çoğu zaman yadırganıyordu.

Birçok yaşlı başlı
Müslüman, "Kızım madem namaz konusundaki bu sorunun cevabını
bilmiyorsun, başını neden örtüyorsun?" diye soruyorlar. Hâlbuki o
gençler de daha yeni yeni dinlerini öğrenmeye başlamışlardı.
Her gördüğümüz sakallı, nasıl hacıbaba oluyorsa, her örtülü hanım da, hemen dinde âlim ve çok dindar bir kimse sanılabiliyor.

Peki, gerçek dindar nasıl olur? Örnek ve vasıflı bir Müslüman hangi özellikleri taşır?

Akla ve İlme Dayalı Bir İman Sahibidir

Vasıflı
dindarın ilk özelliği, akıl, mantık ve bilgi temeline oturan sağlam bir
imandır. Şeksiz şüphesiz bir inancın sahibidir. Gerçekten dindar olan
kişi, neye, nasıl inandığını bilir. Bu bilgisi sebebiyle, aykırı fikir
ve inanışlara karşı söyleyecek sözü vardır.

İnancı konusundaki
herşeyi bilmese de, her sorunun cevabı bulunduğunu bilmenin rahatlığı
içindedir. En azından bu cevaplara nasıl ulaşacağını öğrenmiştir.

Aksi
halde, son dönem yeniçerilerine benzer. Hani onlardan biri çoktandır
kızdığı bir Yahudi'yi, "Niçin bana çarptın?" bahanesiyle atmış yere ve
başlamış bağırmaya:
- Ulan Yahudî, tez Müslüman ol!.. Yoksa sen bilirsin!..

Yerde sırtüstü yatan Yahudi, başının Üstünde parıldayan kılıcı görünce, işin vahametini anlamış ve hemen,
-
Peki, demiş, Ne diyeyim de Müslüman olayım kuzum? Yeniçeri başlamış
düşünmeye... Ama ne denilip de Müslüman olunacağını bir türlü
çıkaramamış:
- Ulan Yahudi, onu ben de bilmiyorum! Demek zorunda kalmış…

Bu
Yeniçeri ilk bakışta dindar bir insan gibi görünebilir mi? Her ne kadar
din gayretiyle harekete geçiyorsa da yaptıkları ve yaptırmak
istedikleri itibariyle asla iyi bir Müslüman sayılmaması gerekir.
Zira
iyi bir Müslüman, inancın zorla, baskıyla, dayatmayla
benimsetilemeyeceğini, hatta böyle metotların daima ters teptiğini
gayet iyi bilir.

Bırakınız başkasını ve yabancıyı, kendi öz
çocuğunu bile zorlayarak, tahakküm ederek, dayatarak imana ve ibadete
getiremeyeceğinin bilincindedir. Akıllı ve medenî insanlar ancak ikna
ile imanı benimseyebilirler. Ya da imanın güzelliklerini bir
Müslüman’da görerek sevip inanırlar. Çünkü gerçek iman, tamamen candan,
gönülden ve içtenlikle kabul edilendir. Maddî ya da manevî baskılar,
korkular, çıkarlar sözkonusu olursa, hakikî imana ulaşılmaz.

İmanın güzelliğine ulaşmış olan, o güzelliği güzelce paylaşmak ister.


Kendisini Din Polisi Gibi Göremez
Bir
başka mesele de gerçek dindar, kendisini din polisi gibi göremez. O.
kalplerin derinliklerinde gizli olanı araştırmakla görevli değildir. Bu
sebeple zahire göre hükmeder. Hz. Peygamber (sav) sırf görünüşte
Müslüman olan, aslında imana gelmemiş münafıkları mescidinden dahi
uzaklaştırmamıştır. Zaten onları herkese ilân da etmemiştir. Onlar
inançsızlıklarını dışarı yansıtıp zarar vermedikleri sürece
Müslümanların arasında, hatta mescidinde kendilerine daima yer
bulmuşlardır.

Bir savaşta, sahabe-i kiramdan biri, zorlu bir
mücadeleye girmiş ve sonunda güç halle rakibini yere düşürüp kılıcını
onun boynuna indirmek için kaldırmıştı. İşte tam bu sırada, yerde yatan
adam, ‘lâilâhe illallah’ (ALLAH (C.C.)'tan başka ilah yoktur) deyivermişti.
Ancak bu iman belirtisi, kılıcın boynuna inmesini önleyemedi. Zira son
anda ölüm korkusundan söylendiği açıktı.

Ne var ki bu olayı
duyan ALLAH (C.C.) Resulü (sav) fevkalâde üzüldü ve çok nadir
kızgınlıklarından birini gösterdi. Sahabi defalarca dedi ki:

-
Ey ALLAH (C.C.)'ın Resulü, adam benimle sonuna kadar mücadele etti. Eğer
becerebilseydi beni öldürecekti. Son anda söylediği tevhid kelimesi
ölüm korkusundandı...

Efendimiz'in (sav) üç kere tekrarladığı cevap ne kadar ibretli, ne kadar hassas ölçülü ve ne derece düşündürücüdür:
- Kalbini yarıp baktın mı? Kalbini yarıp baktın mı? Kalbini yarıp baktın mı?

Evet, kimse kimsenin samimiyetini ölçmekle vazifeli değildir. İmanda samimiyet ölçmek yetkisi hiç bir insana verilmemiştir.

Herkes kendi samimiyetini ölçmeli ve derecesini artırmaya çalışmalıdır. Zira ancak bundan sorumludur.


Başkasıyla Değil Nefsiyle Uğraşır
Vasıflı
bir dindar, başkasının imanıyla, ibadetiyle ve ihlâsıyla uğraşmaz.
Çünkü onun ilk ve en önemli düşmanı, daima kötülükleri emreden
nefsidir. Dolayısıyla asıl savaşı, şeytanla işbirliği yapmış olan
nefsine karşı verir.
Başkalarına hüsn-i zan besler. Ötekileri daima
kendinden yüksek bilir. Ve hiçbir zaman yükseklik iddiasında bulunmaz.
Bilir ki, "Ben yükseğim, yüceyim!" diyen, alçaktır. Çünkü İslâm
ahlâkında iman, ibadet ve ahlakıyla övünmek düşüklük ve hastalıktır.


Gösterişten Uzaktır
Hayır
hasenatı bile sevabı kaçmasın diye gizli yapan Müslüman “sağ elinin
verdiğini sol elinden” gizlemeye çalışır. Verdiğinin karşılığını sadece
Allah’tan beklediği için, mümkün mertebe gösterişten, hayrını
açıklamaktan kaçınır.


Dindarlığı Rant Olarak Kullanmaz
İdeal
dindar, dindarlığını bir rant olarak kullanmaktan ALLAH (C.C.)'a sığınır. Eğer
sırf dindarlığı sebebiyle, ya da onu âlet ederek bir menfaat
sağlıyorsa, dinini dünyaya satmış olacağını bilir. Fanî dünyanın basit
ve kıymetsiz cam parçalarını âhiretin paha biçilmez elmaslarına tercih
etmek, gerçekten dindar olanın işi değildir.


Daima Ölümle İrtibatlıdır
Vasıflı
dindar, daima ölümle irtibatlıdır. Bu sebeple geniş görüşlü, engin ve
derin bakışlıdır. Âhiret boyutlu düşünür. Dünyada kendisini emanetçi
bilir. Asıl yatırımını daimî, bakî ve kalıcı olana yapar.

Bu sebeple "Ne dünya umurundan (işlerinden) kazandığına memnun, ne de kaybettiğine mahzun olur."

Her
işinde, "Rabbim razı olsun, yeter!" diye düşünür, "O razı olsa bütün
dünya küsse ehemmiyeti yok!" der. Zaten Rabbini razı eden, başkalarını
da memnun ve mutlu eder.


Kul Hakkından Titrer!
Kul hakkı
yeme korkusu, vasıflı dindarı titretir. Daima üç kuruş az kazanmaya
razıdır. Gönül kırmaktan hep uzak durmaya çalışır. Bağışlanması çok zor
olan kul hakkını yemektense, az kazanca ve kendisi kırılmaya gönüllüdür.

Günümüzden 55 yıl önce, gazete haberi olmuş böyle bir güzellik yaşanmış İstanbul'da…

Artvinli
Hasan Efendi Kocamustafapaşa'da, ihale ile bir bina satın alır. Satış
gerçekleşir, binanın tapusu da artık elindedir. Fakat bina ihale ile ve
avukatı aracılığı ile satın alındığı için içi rahat etmez. Uzman bir
mühendisi, binaya fiyat biçmesi için görevlendirir.

Görevli
mühendisin binaya biçtiği fiyat, kendisinin ödediği miktardan bin lira
daha fazladır. O zamana göre çok önemli bir paradır. Fakat Hasan
Efendi'nin vicdan rahatı, bu 1000 liradan daha önemlidir.
Binanın hissedarlarını bulur, hepsine bu bin lirayı paylaştırır:
- Kanunen binayı 1500 liraya aldım ama vicdanen 1000 lira daha ödemek mecburiyetindeyim! Der.

İşte bu Artvinli Hasan Ağa, Tema Vakfı'ndan tanıdığımız muhterem Nihat Gökyiğit Beyefendi'nin babalarıdır.
Artvinli
tüccar Hasan Efendi neden böyle bir fazileti gösterebiliyor? Çünkü bu
inanç ve onun dışarıya ahlâk güzelliği olarak yansıması babasından bir
mirastır.

Babası Artvin'de dürüstlüğü ile tanınan bir tüccardı.
Ermeni tehciri sırasında o da benzeri bir güzelliği bizlere hatıra
olarak bırakmıştı…

Varlıklı bir Ermeni, göç emrini alınca bu zata gelir ve der ki:
-
Bildiğiniz üzere, biz bütün malımızı mülkümüzü bırakıp gitmek zorunda
kalıyoruz. Ben mevcut gayr-ı menkullerimi 30.000 altın karşılığı sana
bırakayım. Senden başka kimsenin de gücü yetmez. Sen almazsan öylece
bırakıp gitmek zorunda kalacağım.
- Peki! Parayı hazırlayıp getireceğim! Der bizim tüccar...

Dediği
gibi de yapar. Ermeni çok sevinir. Dualar eder, helâlleşip ayrılırlar.
Fakat bu muhteremin içi bir türlü rahat değildir. Hesap eder kitap
eder, Ermeni'nin sıkışarak bu fiyata sattığı mallarının, en az 10 bin
alım fazlasını edeceğine hükmeder.

Ve bu parayı da hazırlayıp
Artvin'i terk etmesine ramak kala Ermeni'ye verir. O zaman bu
hakperestliğe o Ermeni Osmanlı vatandaşı hayret etmiştir ama simdi
neredeyse, bizler de inanılmaz buluyoruz.

İşte vasıflı dindar bu idi... Hâlâ da budur...

Vasıflı
dindar, düşmanına bile dosdoğru davranan adamdır. Çünkü o,
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" emrini Rabbinden alınca, '"Bu sûre
beni ihtiyarlattı!" buyuran Yüce Resûl’ün bağlısıdır.

Dedem, hak
yemekten titreyen bir adamdı. Ben onun bu konuda kılı kırk yarışlarına
hayrandım. O, tarladan tarlaya geçerken, ayakkabısının içine giren tozu
toprağı ait olduğu yere silkeledikten sonra ötekine geçen bir dikkat
içindeydi.
- Dede! Dedim:
- Siz ne kadar doğru bir insansınız!
-
Yok evlat! Dedi, doğruluk mu kaldı bizde? Bizdeki kavak doğruluğudur.
Az bir esintide eğilir, bükülür. Sen doğruluğu benim babamda
görecektin. Onunkisi minare doğruluğu idi... Ne eğilir, ne bükülürdü...

Bugün 40 yıl sonra düşünüyorum: Acaba şimdi bizimkisi ne doğruluğudur?

Vasıflı
dindar, en önemli uyarıyı bile incitmeden yapabilen bir nezâketin
temsilcisidir. Nezaketi bir üslûp inceliği olarak yansır muhatabına...

70
yıl önce, küçük ve yemyeşil bir Anadolu şehrine genç bir hakim tayin
edilir. Şehrin eşrafından bir ticaret adamı, bu genç hakimi evine
yemeye çağırır. Güzel bir gündür. Evlerin geniş bahçelerini dolduran
meyve ağaçlarının dalları sokağa kadar sarkmaktadır. Bu güzel
meyvelerden birine uzanan hakim, bu güngörmüş vasıflı Müslüman’dan şu
çok nezih ikazı alır:
- Hakim Bey bu bahçe bize ait değildir. Bizimkisi iki bahçe sonradır...

Hakim Bey elini çekiverir. Yüzü hafifçe kızarır ama bu uyarı üslûbuna da hayran kalır. Yarım asır sonra der ki:
- Meslek hayatımın ilk gerçek ve uygulamalı hukuk dersini bu Zat'tan aldım ve asla bir daha unutmadım...

Vasıflı
dindar, yaratılanı, Yaratan'dan ötürü hoş gören ve seven bir anlayışın
insanıdır. O günaha kızar, günahın kötülüklerine düşmanlık eder ama
günahkârı sever. Günaha düşman, ancak, günah işleyen kişiye dost olur.
Bu dostlukla, günah ile günahkârı birbirinden uzaklaştırmaya çalışır.
Meselâ, içkiye düşmandır ama alkolik adama dosttur, sevgi gösterir.
Çünkü o kötü alışkanlığın esiri olan, ancak sevgi ve dostlukla
kurtarılabilir.

Vasıflı dindar, günahları açan, ilân eden ve
bundan zevk alan bir kişi olamaz. Tam tersine o, günahları örter.
Hataları, kusurları, günahları eşelemek ve teşhir etmek istemez. Bu
gibi olumsuzlukların sahiplerine merhamet eder, acır. Kurtulmalarına
duacıdır, yardımcıdır...

Zarar verene zarar vererek aynı
derekeye düşmek istemez. Isıranı ısırma küçüklüğüne tenezzül etmez.
Bunaldığı zaman, "Ne yapayım. ALLAH (C.C.) yaratmış" der, olumsuzluklara karşı
sabrını bereketlendirmeye çabalar.

Vasıflı dindarda ALLAH (C.C.)'ın
güzel isimlerinin tecellisi görünür. Meselâ vericidir. Karşılığını
Rabbinden bekleyerek verir. O bilir ki, "Veren el, alan elden üstündür."

Verdiklerini
başa kakıp da onların manevî getirisinden kendisini mahrum etmez. Çünkü
vasıflı dindar, yaptığı hayrı, verdiği zekâtı, sadakayı hemen unutan
ama kendisine yapılan iyiliği unutmayan bir şahsiyettir.

Ölçüsü
takvadır, insanı ancak ahlâk, fazilet ve takva bağlılığının üstün
kılacağını bilir. Bu sebeple insanları değerlendirirken, makamlarını,
paralarını ve etnik köklerini değil, maneviyatlarını dikkate alır.
Asalet ahlâka bağlılıkta Cenab-ı Hakk'a kullukta, Resulü'nün yaşadığı
gibi yaşamaktadır.

Vasıflı mü'min, mütevazîdir. Gül bitirmek için toprak olmaya razıdır.

Hizmetle öne çıkar, ücret zamanı geride durur.

Mütefekkirdir.
Kâinatı bir kitap gibi okumayı bilir. Eserden müessire giden yolu gönül
gözü ile de görür. Sürekli Rabbi ile olmanın iç huzurunu dolu dolu
yaşar. Bu sebeple başkalarını üzen ve korkutan birçok şey onun gözünde
hiçtir.

ALLAH (C.C.)'a iman, kalbinin cenneti olur. Bu huzuru tattığı
için, asla yalnızlık duygusu çekmez, ümitsiz olmaz. Çünkü ALLAH (C.C.)'la
beraber olan asla yalnız değildir.

Diğer mü'minlerle öncelikli
ortak paydası, ticaret, siyaset, ırkî bağlar değildir. Din kardeşliği
ile Tevhid inancı etrafında sarsılmaz bir kenetlenmenin kopmaz
halkasıdır.

Bundan dolayı bütün mü'minleri bir vücudun azaları gibi görür, dertleriyle dertlenir, sevinçleriyle bayram eder.

Vasıflı Müslüman, müteşebbistir, çalışkandır. Ama asla ihtiras sahibi değildir.

En iyi neticeyi almak için, bütün helâl ve meşru yolları dener. Ancak netice ne olursa olsun razıdır.

Kanaatin
bitip tükenmek bilmeyen bir hazine olduğunu bilir. Rızkın ALLAH (C.C.)'a ait
olduğunun, ecelin şekil ve vakit olarak bir olduğunun idrâkindedir.

Vasıflı dindar, herkesin iyiliğini isteyen ve buna elinden geldiğince çalışan bir yeryüzü meleğidir.

Vasıflı dindar gönül adamıdır. Beklenen adamdır.

Gönüllerin daima özlediği ve beklediği adamdır.

Teselli veren adamdır.

Gönlündeki iman zenginliği ile her daim mütebessim adamdır. Neşe ve huzur veren adamdır.

Sevgiyi seven, düşmanlığa düşmanlık eden adamdır.

İki gününü eşit etmemek için, sevgi yolunda hergün ileriye doğru giden adamdır.

Dünya maddeten ve manen yaşanılabilir bir yer olarak kalacaksa, vasıflı dindarların sayılarının çoğalması gerekiyor demektir.

Vehbi Vakkasoğlu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mahşer
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
avatar

Mesaj Sayısı : 7464
Yaşadığın yer : kocaeli ama SİVAS lıyız o kadar :)
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : olmasa işim ne burda :)
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : tanıştık bir vesileyle işte...
Kayıt tarihi : 15/08/08

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Çarş. Ara. 09, 2009 8:29 pm

dinî konuda maalesef büyük bir cehalet hüküm sürmektedir

Rabbim bu gaflet uykusundan uyanmayı nasip etsin inşeALLAH
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ali bakkal
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 106
Yaş : 42
Yaşadığın yer : Uşak
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Zaman gösterecek inşallah
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : Bir konu arama sırasında googleden
Kayıt tarihi : 06/11/09

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Çarş. Ara. 09, 2009 8:31 pm

amin inşallah.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
(((OFLU)))
Forumun Aşığı
Forumun Aşığı
avatar

Mesaj Sayısı : 7663
Yaş : 106
Yaşadığın yer : dünyanın ortası
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : olmaz mı.......
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : cep telefonuma gelen bir mesajla :D
Kayıt tarihi : 20/10/08

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Perş. Ara. 10, 2009 4:12 am

Abiciğim konuların çok uzun ya Sad okumak istiyorum zamanım o kadar olmuyor ki...konuları kısa kısa ekler misiniz burdan sonra :))
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://cankurbanyoluna.forumzen.com
ali bakkal
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 106
Yaş : 42
Yaşadığın yer : Uşak
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Zaman gösterecek inşallah
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : Bir konu arama sırasında googleden
Kayıt tarihi : 06/11/09

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Perş. Ara. 10, 2009 4:14 am

İnşallah buna dikkat etmeye gayret edeceğim bundan sonra. Fakat ne kadar uzun da olsa, okumak ve bilgilenmek çok faydalı olacağı kanaatindeyim. Şimdi olmazsa müsait bir zamanda inşallah. ;)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
(((OFLU)))
Forumun Aşığı
Forumun Aşığı
avatar

Mesaj Sayısı : 7663
Yaş : 106
Yaşadığın yer : dünyanın ortası
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : olmaz mı.......
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : cep telefonuma gelen bir mesajla :D
Kayıt tarihi : 20/10/08

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Perş. Ara. 10, 2009 4:41 am

Okumakla birşey olmaz.uygulamadıktan sonra.
Konular uzun olunca bazı kardeşlerimiz okuyamıyor veya okumak içlerinden gelmiyor.Böyle olunca da siteden soğuyorlar...
Okumayı severim.Sorun değil benim için.Uzun olunca düşünüyorum ister istemez bu kadar konuyu nasıl anlıyacağım..
Bir ders 45 dk. tenefüs 10 dk.. mola az haha kaytarmış gibi oluyorum..Ama yarısını okudum.gitmem gerek.Yarına ALLAH (C.C.) ömür verirse okurum inşAllah...
Selam ve dua ile...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://cankurbanyoluna.forumzen.com
(((OFLU)))
Forumun Aşığı
Forumun Aşığı
avatar

Mesaj Sayısı : 7663
Yaş : 106
Yaşadığın yer : dünyanın ortası
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : olmaz mı.......
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : cep telefonuma gelen bir mesajla :D
Kayıt tarihi : 20/10/08

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Perş. Ara. 10, 2009 11:31 pm

Her sarıklı beyleri, Her başörtüyü bayanları dinde vasıflı hoca gözünde görmek doğru değildir.Onların sohbetleriyle ayak uydurmak yanlıştır.Böylelerine ayak uyduran da, kısa yoldan dinini uygulamaya çalışmak isteyen insanlardır...

CAHİLLE ETME SOHBET YIPRANIRSIN.!..

Pusula (KUR'AN-I KERİM) ile Peygamberimizin sünnetleri ile, imanın ve islamın şartları ile hareket edildiği müddetçe herkes dinini hakkıyla etmiş olur...
Sağolasın Ali Abey paylaşımın için...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://cankurbanyoluna.forumzen.com
ali bakkal
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 106
Yaş : 42
Yaşadığın yer : Uşak
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Zaman gösterecek inşallah
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : Bir konu arama sırasında googleden
Kayıt tarihi : 06/11/09

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Perş. Ara. 10, 2009 11:52 pm

Ne güzel açıkladın Oflu kardeşim, Rabbim senden ve cümle ümmet-i Muhammed'den razı olsun inşallah.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GöNüL
Bayan Moderatör
Bayan Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7928
Yaşadığın yer : almanya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : din icerikli olmasi
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : sahra kardesimin araciligiyla
Kayıt tarihi : 17/03/08

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Cuma Ara. 11, 2009 12:06 am

abi İNŞAALLAH gerisini vaktim oldugunda okurum!
Rabbim bu gaflet uykusundan uyanmayı nasip etsin inşeALLAH

_________________


.......zalimlerin mızragı kalbime bir saplansın..........
........çığlıklarım yükselip arşa alaya ulaşsın..........
.........zalimlarin kılıcı al kanımla boyansın...........
EY ŞEHADET GEL ARTIK DÜNYA ZALİMLARE KALSIN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
(((OFLU)))
Forumun Aşığı
Forumun Aşığı
avatar

Mesaj Sayısı : 7663
Yaş : 106
Yaşadığın yer : dünyanın ortası
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : olmaz mı.......
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : cep telefonuma gelen bir mesajla :D
Kayıt tarihi : 20/10/08

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Cuma Ara. 11, 2009 12:07 am

amin: ecmain Abey...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://cankurbanyoluna.forumzen.com
ali bakkal
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 106
Yaş : 42
Yaşadığın yer : Uşak
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Zaman gösterecek inşallah
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : Bir konu arama sırasında googleden
Kayıt tarihi : 06/11/09

MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   Cuma Ara. 11, 2009 12:08 am

Amin Gönül kardeşim. Rabbim cümlemizden razı olsun inşallah.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» turkce slow sarkilara klip cekme teknikleri, Klip Çekme Teknikleri, Klip nasıl çekilir..
» Youtube engeli nasıl kaldırılır
» İyi bir çiğ köfte nasıl yapılır?
» psd nedir nasıl kullanılır? psd hakkında soru cevap?
» Secdeden Nasıl Lezzet Alınır?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: