iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 NİYET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: NİYET   Perş. Nis. 08, 2010 9:41 am

Niyetin yeri kalptir. Kişinin bütün amelleri niyetine bağlıdır. İnsan niyetini ALLAH (C.C.) için yapmak zorundadır. Niyetin ALLAH (C.C.) için olması ise nefsin arzu ve isteklerinden uzak tutulmasıdır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Muhakkak ameller niyetlere göredir. (eline geçecek ancak odur.) Kimin hicreti Allah’a ve Resulüne ise onun hicreti Allah’a ve Resulüne sayılır. Kimin hicreti kazanmak istediği dünyalığa yahut nikahlamayı düşündüğü bir kadınaysa, onun hicreti niyet ettiği bu şeylere olmuştur.” (Buhari, Müslim, Tirmizi)

Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre, bizden ne isteniyorsa bunu iyice düşünmek ve kavramak lazımdır. Bu da halis niyete bağlı bir şeydir. Halis niyetle yapılan bir amele ne kadar mükâfat verildiği buradan anlaşılmaktadır. Çünkü ALLAH (C.C.)-u Zülcelal niyetlere göre mükafat vermektedir.

Mesela bir kişi ilim okumaya gitmek istese ve; “Ben ilim öğrenip hem kendim amel yapacağım ve hem de başka insanlara da öğreteceğim.” gibi bir niyet içerisinde olsa, onun niyeti ALLAH (C.C.) içindir ve ALLAH (C.C.)-u Zülcelal o niyete göre mükâfat verecektir. Bunun tersine ilim öğrenmeye giderken bir mal elde etmek yada bir kadın nikahlamak için gitmişse bunun hicreti bu şeylere olmuş olur. Ve bunun halis niyetle bir alakası yoktur.

İkinci bir misal olarak, bir kişi Kur’an okurken, herkes bunun sesi ne güzeldir, desinler diye okursa, yine o kimsenin hicreti de buna olmuş olur. Bunun tersine, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in: “Kur’an’ı seslerinizle süsleyiniz.” (Ebu Davud, Nesai, İbn Mace) buyurduğu gibi, bu niyetle okursa, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal onun halis niyetine göre mükâfat verecektir.

Üçüncü bir misal olarak, insan başkalarına sohbet ederken, bu adam ne güzel sohbet yapıyor desinler diye sohbet ederse onun mükâfatı ancak o kadardır. Ama kendi nefsine nasihat ediyor gibi, mü’min kardeşlerinin de amel yapması için halis bir niyetle sohbet ederse, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal onun niyetine göre kat kat mükâfat verir.

Yukarıda geçen hadis-i şerifin ışığı altında insan kendisine çeki düzen vermelidir ki, bütün ameller de niyetin sadece ve sadece ALLAH (C.C.) için olması gereklidir.

Salim bin Abdullah, Ömer bin Abdulaziz’e gönderdiği mektupta şöyle demiştir:

“Ey Halife! İyi bil ki; Allah’ın kuluna yardımı, kulun niyeti ölçüsündedir. Kimin niyeti sağlam ve tam olursa, Allah’ın ona yardımı tam olur. Kimin niyeti sağlam ve tam değilse, Allah’ın yardımı da o nisbet te azalmış olur.”

Niyet kalpte olmadıkça söz, bir fayda vermez. Çünkü niyet kalbin amelidir. Dil ise ancak bir tercümandır. Kalbin, ALLAH (C.C.) için karar vermediği şey sahih bir niyet olmaz.

İnsan amelinin güzel ve kabul olması için niyetini güzel ve İhlâslı yapmalıdır. Çünkü insanın kalbinde hayır niyeti bulunursa, o niyet amele dönüşmese bile, hayır niyet ettiği için ALLAH (C.C.)-u Zülcelal o kişiye yine yapmış gibi sevap verir. Demek ki amellerin direği niyettir. Amel, hayır olması için halis niyete muhtaçtır. Fakat amel mümkün olmasa da halis niyet çok hayırlıdır. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Kim ki bir iyiliği niyet eder de sonra herhangi bir sebeble onu yapamazsa, ona o iyiliği yapmış gibi sevap yazılır.” (Taberani, Ebu Davud)

İnsanın kalbinde hayır niyeti bulunması bütün azalara da yansır ve bu azalar da bir müddet sonra hayır işlere yönelirler. Nitekim Hasan-ı Basri şöyle demiştir:

“Cennet ehlinin ebedi cennette ve cehennem halkının da ebedi cehennemde kalmaları, niyetleri sebebiyledir.”

Seleften bir zat ise şöyle demiştir:

“Nice küçük ameller vardır ki; niyetler onları büyütür. Nice büyük görünen ameller vardır ki, niyetler onları küçültür.”

Halis niyet, insanın amellerini İhlâsa çevirir ve sahibini riyâdan da muhafaza eder. Amel için halis niyet, vücutta ruhun olması gibidir. Bilindiği gibi ruh vücutta iken, vücut her işi yapabilir. Halis niyette amel için aynen böyledir. Niyetsiz yapılan amel, gönülsüz yapılan iş gibidir. Dolayısıyla çirkin ve düzensizdir. Bir amelde niyetsiz yapıldığı zaman hiçbir işe yaramaz.

Halis niyet, insanın kalbinde ancak sevapların peşinde koşması ve gayret göstermesi oranında yer eder.

Mü’min olan kimseler için her şeyde büyük ibretler vardır. Onun için akıllı kimseye düşen görev, kendi nefsine dönüp, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in inceden inceye hesap göreceği gün gelmeden, kendi nefsini sorguya çekmelidir. Zaten kendi nefsi ile hesap gören kimse, ne kalbinden kötü bir niyet geçirir ne de günah olan işleri yapar.

ALLAH (C.C.) için olan halis niyet ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in katında çok makbuldür. Çünkü kıyamet gününde insanların makam ve derecesi onların aklı ve niyetlerinin sağlam olmasına göre değişecektir.

İnsanın niyeti ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’e karşı ne kadar sağlam olursa, derecesi de ona göre değişir. Onun içindir ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Mü’minin niyeti amelinden daha hayırlıdır.” (Taberani)

Anlatıldığına göre, kıyamet günü insanların amel defterleri ellerine verildiği vakit bir kul amel defterinde hac, zekat, sadaka gibi sevapların yazılmış olduğunu görür ve:

“Bunları ben yapmamıştım. Herhalde bu benim amel defterim değildir.” der. Böyle düşünürken ALLAH (C.C.)-u Zülcelal tarafından:

“Ey kulum! Bu senin amel defterindir.” diye bir nida gelir. Kul:

“Ya Rabbi! Bu amellerin hiç birisini ben yapmadım.” deyince, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal tarafından tekrar şöyle bir nida gelir:

“Ey kulum! Evet yapmadın ama; keşke benim malım olsaydı sadaka verseydim, keşke imkanım olsaydı hacca gitseydim, keşke gücüm olsaydı da bir camii yaptırsaydım diyerek, benim rızam için niyet ettin. Niyetinin benim için olmasından dolayı, amel defterine sanki bunları yapmış gibi sevapları yazıldı.”

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Bir kimse iyi amel işleyene imrenip, ‘keşke imkanım olsaydı ben de o ameli işleseydim.’ derse, niyeti iyi amel yerine geçer ve bir kimse kötü amel işleyene özenip, ‘keşke imkanım olsaydı ben de o ameli işleseydim.’ derse bunun niyeti de kötü amel yerine geçer.” (Tirmizi, İbn-i Mace)

Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre, bir kişi herhangi bir kimsenin bir hayrına gıpta edipte, keşke benim de malım olsaydı ben de sadaka verseydim ve yahud bir kişi ilim okumuştur ve insanlara faydası vardır, keşke ben de ilim okusaydım da hem kendim hem de başkalarına öğretseydim diyerek samimi olarak niyet ederse, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal o kişiye, sanki o amelleri yapmış gibi mükâfat verecektir.

Bunun karşısında, bir kişi herhangi bir kimsenin kötü amellerine gıpta edipte, keşke benim imkanım olsaydı da böyle yapsaydım dese, mesela; param olsaydı da ben de kumar oynasaydım derse, o günahı zahiren işlemese bile sanki işlemiş gibi olur.

Nitekim anlatıldığına göre, adamın biri iyice acıktığı bir sırada, yolu kumdan bir tepeye uğradı. Aç olan midesi ile kuma bir baktı ve: “Keşke bu kum yığını bir un olsa, bunu bütün yoksullara dağıtırdım.” dedi. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal o zamanın peygamberine şöyle vahyederek; “O adama git söyle, ALLAH (C.C.) senin sadakanı kabul ve iyi niyetine teşekkür ediyor, o kadar sevapta senin defterine yazıyor.” buyurdu.

İşte niyet böyledir. Niyet etmek çok kolay olup hiçbir zahmeti de yoktur. Salih amellere niyet etmenin mükâfatı kat kat fazladır. Bir insan bütün gücünü sarfederek hacca gidiyor, sadaka veriyor ve ancak bunları amel defterine yazdırabiliyor. Fakat hakiki niyetle insan yorulmadan zahmet çekmeden aynı sevaba erebiliyor.

Onun için her insan ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in rızasını kazanabilmek için, O’nun razı olabileceği herşeye halis niyetle yaklaşması lazımdır. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Ameller niyetlere göredir. Her amel edene niyetine göre karşılık vardır.” (Buhari, Müslim, Tirmizi)

Hz. Ömer radıyallahu anh şöyle demiştir:

“Amellerin efdali ALLAH (C.C.)-u Teala’nın farzlarını yerine getirmek, haramlarından sakınmak ve her amelinde O’nun vaad ettiği sevabı niyet etmektir.”

Bir abid, alim bir zâta: “İnsanı devamlı olarak ibadet halinde tutan amel nedir.” diye sordu. Alim: “Devamlı olarak ibadet etmek niyetidir.”dedi.

Hikmet ehli bir zat şöyle demiştir:

“Allah-u Teala’nın üzerimizdeki nimetleri sayamayacağımız kadar çoktur. O’na karşı işlediğimiz günahlarımız da tahmin ettiğimizden fazladır. Bu sebeple her an şükretme ve tevbe etme halinde olmayı niyet etmemiz lâzımdır.”

Dediğim gibi niyet, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in yanında çok makbuldür. Ashab-ı kiram amel yapmayı nasıl birbirlerine öğretmişlerse, aynı şekilde niyet etmeyi de birbirlerine öğretmişlerdir. Çünkü niyet amelin temelidir. Oturduğumuz zaman:

“Ben ALLAH (C.C.) için oturuyorum.” Kalktığımız zaman:

“Ben ALLAH (C.C.) için kalkıyorum.” Adım attığımız zaman:

“Ben ALLAH (C.C.) için adım atıyorum.” diye niyet etmemiz lazımdır. Çünkü niyetsiz amel olmaz. Bir kimse namazın içine girip namazı bittikten sonra ameli kesilmiş olur. Fakat:

“Ben hayırlı olan işleri yapmaya niyetliyim.” dediği zaman sabahtan akşama kadar sanki amelin içinde kalmış olur. İşte bu çok güzel bir şeydir. Sabah uyandığımız zaman:

“Ey Rabbim! Senin rızana sebep olacak salih amelleri, hayırlı olan işleri yapmaya niyetliyim. Günah ve hata gibi şer olan işlerden sana sığınırım, bunları yapmamaya da niyetliyim.” dediğimiz zaman, sabahtan akşama kadar halis niyetle sanki amel yapıyor gibi ALLAH (C.C.)-u Zülcelal bizlere sevap yazacaktır İnşallah-u Teala...

Bakınız, insan hiç amel yapmadan amel sahibi olabiliyor. Fakat ALLAH (C.C.)-u Zülcelal o kimsenin kalbine baktığı zaman:

“Benim önüme akşama kadar ne kadar hayırlı amel çıkarsa yapacağım.” diye bir niyeti görmesi lazımdır. Zaten niyet kalp ile olur. Onun için Ebu’l-Leys-i Semerkandi şöyle demiştir:

“Bir kimse sevapların üzerinde niyetli olduğu zaman, o sevabı yapmasa dahi, ALLAH (C.C.)-u Teala o kimsenin niyetini kabul eder. Bazı kişilerde amellerini niyetsiz olarak yaptıkları için o kimselerin eline bir sevap geçmez.”

Ebu Derda radıyallahu anh’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Bir kimse ‘gece kalkar namaz kılarım’ deyip yatağına yatsa, şayet kalkamayıp sabaha kadar uyusa amel defterine niyet ettiği namazın sevabı yazılır. Uykusu da kendisine Rabbi tarafından bir sadaka olur.” (Nesai, İbn-i Mace)

Şöyle rivayet edilmiştir:

“Kıyamet gününde melekler bir kulun amelini ALLAH (C.C.)-u Teala’nın huzuruna götürürler. ALLAH (C.C.)-u Teala onlara:

“Siz benim kulumun zahiri olan hareketlerine şahit idiniz. Ben ise onun kalbine şahidim.” buyurur.

Melekler kulun zahiri amellerine şahit oldukları için bu kul ne kadar çok amel yaptı diyerek sevinerek o kulun amelini ALLAH (C.C.)-u Teala’nın huzuruna çıkarırlar. ALLAH (C.C.)-u Teala:

Ben onun kalbinde bulunan niyete şahidim. Bu amelleri benim için yapmadı. Onun amelini kabul etmiyorum. Onu cehenneme atın.’ buyuracaktır.

Yine melekler bir kulun amellerini ALLAH (C.C.)-u Teala’nın huzuruna götürürler. Fakat o kulun amelini çok az görürler. ALLAH (C.C.)-u Teala onlara şöyle buyuracaktır:

“Siz benim kulumun zahiri olan amelinine şahittiniz. Onun amelini yazıp benim huzuruma getirdiniz. Ben de onun kalbindeki niyetine şahidim. Kulum amelini benim için yaptı. Siz onun amelini az görüyorsunuz ama Ben onun bu amelini Benim için yaptığından dolayı çoğalttım ve kabul ettim. Bu kulumu cennete götürün.”

Bu anlatılanlarda bütün Mü’minler için çok büyük dersler vardır. Onun için ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’e karşı halis niyetle amel yapmak lazımdır. Melekler, insanın sadece amelinin üzerine şahid oldukları için, kul ne yaparsa onu yazıp ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in huzuruna götürürler. Fakat ALLAH (C.C.)-u Zülcelal insanların kalplerine muttali olduğu için, onun niyetini bilir ve o niyete göre amelleri kabul eder veya kabul etmez.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelal kullarını uyarmaktadır. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal zahire bakmayıp daima kalplere baktığı için, her insan kendisini halis niyetli midir? Değil midir? diyerek kontrol etmesi lazımdır. Kıyamet gününde ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in kabul buyurduğu az amel çok çok makbuldür. İnsan ne kadar amel yaparsa yapsın halis niyetle yapmadığı zaman ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in yanında bu ameller makbul değildir. İşte buna çok dikkat etmek lazımdır. İnsan niyet hakkındaki ayet, hadis ve seleflerin sözleriyle, halis niyetin ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in yanında ne kadar çok değerli olduğunu bilir ve halis niyet için gayret göstermezse o kimse kendisine çok büyük haksızlık yapmış demektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GöNüL
Bayan Moderatör
Bayan Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7928
Yaşadığın yer : almanya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : din icerikli olmasi
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : sahra kardesimin araciligiyla
Kayıt tarihi : 17/03/08

MesajKonu: Geri: NİYET   Cuma Nis. 09, 2010 9:58 pm

abi Ameller ancak niyetlere göredir bizim de niyetlerimiz ALLAH (C.C.) (cc) için olsun İNŞAALLAH

_________________


.......zalimlerin mızragı kalbime bir saplansın..........
........çığlıklarım yükselip arşa alaya ulaşsın..........
.........zalimlarin kılıcı al kanımla boyansın...........
EY ŞEHADET GEL ARTIK DÜNYA ZALİMLARE KALSIN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
NİYET
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: