iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VEREBİLECEK ANCAK O’DUR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VEREBİLECEK ANCAK O’DUR   Paz Kas. 28, 2010 9:19 am



İradesi dışında bir şey olamaz

Allahu Zülcelâl ayeti kerimede şöyle buyurmuştur: “O (Kur’an) âlemler için bir öğüttür. Sizden doğru yolda gitmek isteyenler için de (öğüttür). Âlemlerin Rabbi ALLAH (C.C.) dilemedikçe siz dileyemezsiniz.” (Tekvir; 27-29)

Allahu Zülcelâl, kullarının kıyamet gününde perişan olmaması için Kur’anı Kerim’i bir vaaz ve nasihat olarak göndermiştir.

Bu ayet-i kerimede Allahu Zülcelâl, bizlere ne kadar güzel ve ne kadar açık bir şekilde kudret ve azametini beyan etmektedir. Her şey O’nun hükmü altındadır. İnsanın doğru olması, salih bir kul olması veya münafık olması, Allahu Zülcelal’in irade etmesi dilemesiyledir. Onun iradesinin dışında bir şeyin olması mümkün değildir.

ALLAH (C.C.) bir kuluna hayır dilerse

Allahu Zülcelâl kimin hayrını dilerse “Ben bu kulumu salih bir kul, evliya yapacağım, ona hayır nasip edeceğim” diye irade ederse o kimseye mutlaka salih bir kul, evliya olmayı ve ALLAH (C.C.)’ın dostları ile beraber olmayı nasip edecektir. Yanlış yola gittiği zaman onu ikaz edecek, doğru yola gittiği zaman da yardımcı olacaktır.

Eğer, Allahu Zülcelâl her hangi bir kuluna şer dilerse cehennemlik olarak irade ederse o kimseye fasıklar ve münafıklarla arkadaşlık yapmayı nasip edecektir. Onlar öyle arkadaşlardır ki, yanlış yaptığı zaman ikaz etmezler, doğru bir iş yaptığı zaman da yardımcı olmazlar.

Burada, bizim için çok büyük bir işaret vardır. Dünyada, kim kiminle beraber olursa kıyamet gününde de onunla beraber olacaktır. Ashabı Kiram, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem ile beraber oldukları için onunla beraber haşrolacak ve cennete gireceklerdir. Ebu Cehil ise şeytanla beraber olduğu için onunla beraber Allahu Zülcelal’in gazabına uğramış olarak cehennem azabına uğrayacaktır.

Kurtuluş vesileleri

Şakik-i Belhi rahmetullahi aleyh şöyle demiştir: “Aradığım beş şeyi, şu beş şeyin içerisinde buldum:

1. Dünyada rızkımın bereketini aradım; baktım ki Duhâ namazındadır. Duhâ namazını kılmadan önce rızkımın, paramın, evimin bereketi yoktu. Kılmaya başladıktan sonra hepsi bereketlendi. Zaman zaman, bazı insanlar bize de gelip yaptığım ticaretten para kazanıyorum, ancak bereketi yok, nereye gittiğini anlayamıyorum diye şikâyet ediyorlar. İşte bunu önlemenin çaresi Duhâ namazıdır.

2. Kabrimi aydınlatmak istedim. Hepimiz biliyoruz ki, o dar olan kabir çok karanlık olacaktır. Bana bir ilham geldi ki, gece (teheccüd) namazı kabirin lambasıdır.

İnsan gece namazına, kalktığı zaman, Allahu Zülcelal’e ibadet etmeli, O’nu zikretmeli ve çok yalvarmalıdır ki, bu vesileyle Allahu Zülcelal kabrini aydınlatsın.
3. Sırat köprüsünden nasıl şimşek gibi geçerim diye düşündüm. Bunu da oruç ve sadakada buldum.

4. Münker ve Nekir meleklerinin sorgusundan nasıl rahat geçebilirim diye düşündüm. Bunu da Kur’anı Kerim okumakta buldum.

5. Mahşer günün şiddetli sıcağından nasıl gölgelenebilirim diye düşündüm. İnsanlardan ayrılarak, tenha yerlerde Allahu Zülcelal’i zikretmekte buldum.”

İşte görüldüğü gibi bu güzel hasletleri üzerimizde bulundurduğumuz zaman, Allahu Zülcelâl karşılığını fazlası ile vermektedir.

ALLAH (C.C.) için yapmak

İzzeddin bin Abdüsselam rahmetullahi aleyh şöyle anlatmıştır: “Bir sabah uyandığımda ihtilam olduğumu gördüm. Buzları kırarak banyo yaptım. Ertesi sabah yine ihtilam oldum. Tekrar buzları kırıp yıkandığım sırada bayıldım. Allahu Zülcelal’den bana şöyle ilham geldi: “Ya İzzettin! Bu hareketinden dolayı, seni cennette şerefli kimselerden kıldım.”



Bütün bunlar bizim için çok büyük ibretlerdir. Denildiği gibi insan herhangi güzel bir hasleti Allahu Zülcelal’in rızası için yaptığı zaman, karşılığında büyük menfaatler elde edebilir. Bunun için elimizden geldiğince Allahu Zülcelal’in rızasını celbedecek hasletlerle kendimizi süslemeye gayret sarf etmeliyiz.

Allahu Zülcelâl her insan için bir melek görevlendirmiştir. O melek, beş vakit namazın her birinde kişiye seslenmekte, namaz vakti gelince ona şöyle demektedir: “Kalk! Nefsin için yaktığın ateşi namazla söndür.”

Bunu şöyle açıklayabiliriz; Allahu Zülcelâl insanı hata yapacak, günah işleyebilecek bir şekilde yaratmıştır. İnsan yaptığı günahlarla nefsini ateşe atmaktadır. O günahları affettiremezse nefsi, kıyamet gününde ateşte yanacaktır.

Kıyamette önümüze konacak olan kitabımız, şimdi önümüze konsa günah ve sevaplarımızı görüp günahlarımıza çok pişman olacağız.

ALLAH (C.C.)’tan rızasını talep edelim

Allahu Zülcelâl bir hadisi kudside şöyle buyurmuştur:
“Ey Kullarım! Ben zulmü kendime nasıl haram kıldım ise onu sizin aranızda da haram kıldım. Buna göre sakın birbirinize zulmetmeyiniz.

“Ey Kullarım! Hepiniz yoldan sapmışsınız. Sadece benim hidayete erdirdiklerim müstesna. Buna göre, dileyin de size hidayet vereyim.

“Ey Kullarım! Hepiniz açsınız. Sadece benim yedirdiklerim müstesna. O halde dileyin de sizi yedireyim.

“Ey Kullarım! Hepiniz çıplaksınız. Sadece benim giyindirdiklerim müstesna. Dileyiniz de sizi giyindireyim.

“Ey Kullarım! Siz gece gündüz günah işliyor, ben ise tüm günahları affediyorum. Dileyiniz de günahlarınızı affedeyim.




“Ey Kullarım! Eğer sizin ilkiniz ve sonuncunuz, insanınız ve cininiz, tek takvalı bir kişinin kalbi gibi takva sahibi olsanız, bu durum benim mülküme hiç bir şey katmaz.
Ey Kullarım! Eğer sizin ilkiniz ve sonuncunuz, insanınız ve cininiz, en facir bir kişinin kalbi gibi günahkâr olsanız, bu durum benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez.

“Ey Kullarım! Eğer sizin ilkiniz ve sonuncunuz, insanınız ve cininiz büyük bir alanda toplansanız da herkes benden bir dilekte bulunsa ve ben de herkesin dileğini yerine getirsem, bu durum benim rahmetimde ancak denize daldırılıp çıkarılan bir iğnenin denizde meydana getirebileceği kadar bir noksanlık meydana getirebilir.

“Ey Kullarım! Bunlar sizin işlediğiniz amellerdir. Ben onları sadece kaydederim ve kıyamet günü size karşılıklarını veririm. O halde orada kim hayır bulursa ALLAH (C.C.)’a hamd etsin ve kim de hayırdan başka bir şeyle karşılaşırsa kendinden başka hiç kimseyi kınamasın.” (Buhari)

Bu kutsi hadiste, açıkça anlaşılacağı üzere; insanoğlu çok aciz, hazineleri hiç eksik olmayan Allahu Zülcelâl çok büyük kudret ve azamet sahibidir. İnsan O’ndan istemelidir. Kim kalben, ruhen O’ndan isterse O, hazinelerinden hiçbir şey eksilmeksizin kuluna verecektir.

Demek ki insan kalben istemeyip sadece dille telaffuz ettiği için istediklerine kavuşamamaktadır. Onun için bütün azalarımızla Rabbimize yalvarıp salih ameller işlemek için kuvvet vermesini ve O’ndan rızasını talep edelim. Çünkü O’nun razı olduğu kimseden daha mutlu başka biri yoktur.

Allahu Zülcelâl öyle kudret ve azamet sahibi, öyle cömert öyle zengindir ki, O’nun hazineleri doludur. Yeter ki kul, Allahu Zülcelal’den istemeyi bilsin.

Allahu Zülcelâl kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin. (Âmin)


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VEREBİLECEK ANCAK O’DUR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» BİLSİNLER İSTEDİM BAŞBUĞUM
» KARŞIYAKA LİSESİ’NİN TARİHSEL GELİŞİMİ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: