iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İslami Hizmetler niçin zarar Görüyor ?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: İslami Hizmetler niçin zarar Görüyor ?    Salı Şub. 08, 2011 10:55 am

Şehitlerin gıpta ettiği kimseler

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz müminler kardeştirler.” (Hucurat; 10)

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bu ayeti kerimede, inanan bütün müminlerin kardeş olduğunu beyan ediyor. Bu kardeşlik, kan kardeşliğinden de üstün, daha faziletli bir kardeşliktir.


Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem de bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Nefsimi kudret elinde tutan ALLAH (C.C.)’a yemin ederim ki, siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.” (Tirmizî)

Müminlerin birbirlerini sevmeleri, İslam dininde çok önemli bir yer tutar. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in rızası için birbirimizi sevmemiz lazımdır.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl için amel yapan ve O’nun dinine hizmette bulunan bir kimseyi ne kadar seversek, o nispette menfaat görürüz. Çünkü bu sevgi, o kimsenin zatına değil, Allahu Zülcelâl’e iman ve ibadet etmesi ve O’nun rızasına kavuşma gayretinde olmasından dolayıdır ki, bu da ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in katında çok makbuldür.

Mümin kardeşler olarak birbirimize kızmadan, buğz etmeden, kin duymadan, hep iyilikle, yumuşaklıkla davranmalıyız. Böyle olanlara, ALLAH (C.C.) katında çok büyük ecir ve sevaplar vardır.

Hz. Ömer radıyallahu anhudan rivayet edilen bir hadis-i şerifte, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
- ALLAH (C.C.)’ın bazı kulları vardır ki onlar ne peygamber ne de şehittirler. Fakat peygamberler ve şehitler onlara verilen makam dolayısıyla gıpta edip imrenirler. Ashabı Kiram:
- Onlar kimlerdir? Diye sordular. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle devam etti:
- Onlar (aralarında) nesep ve akrabalık olmadığı, mal alışverişi olmadığı halde, birbirlerini ALLAH (C.C.) için sevenlerdir. Onların yüzü nurdur, nur üzerindedirler. İnsanların korktukları günde, onlara korku yoktur. İnsanların hüzünlendikleri günde, onlar mahzun da olmazlar. (Ebu Davud)

Daha sonra şu ayeti kerimeyi okudu: “Dikkat edin! ALLAH (C.C.)’ın veli kulları için korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar.” (Yunus; 62)

Görüldüğü gibi müminlerin birbirlerini sevmeleri, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in katında çok makbuldür. Müminlerin birbirlerini sevmeleri ve birbirlerine kenetlenmelerini Allahu Zülcelâl çok sevmektedir. Dolayısıyla Allahu Zülcelâl’in rızası için birbirimizi sevmemiz gerekir.

Abdullah bin Mesud radıyallahu anhudan rivayetle, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, şöyle buyurmuştur: “İmanı kâmil olan, sevdiği kimseyi, ondan menfaat gördüğü için değil, sırf ALLAH (C.C.) rızası için sever. Gerçek iman da budur.” (Taberani)

Bu ayet ve hadislerden anlaşılmaktadır ki kişi, ALLAH (C.C.) için mümin kardeşini sevmelidir. Bu, çok kıymetli bir ameldir. İnsan, ALLAH (C.C.) yolundaki bu sevgi için ruhunu, canını, malını, neyi varsa feda etse yine de bu yaptığı azdır.

İslami hizmetler zarar görüyor!

Üzülerek belirtelim ki bazı mümin kardeşlerimiz, birbirlerini ALLAH (C.C.) için sevmek yerine, birbirine buğz etmekte ve birbirlerine küsmektedir. İslami hizmetlerde en büyük zarar, müminlerin birbirlerine karşı kin ve düşmanlık beslemelerinde görülmektedir.

Bu hal, manevi olarak İslami hizmetlere büyük zarar vermektedir. Şeytan bu gibi durumların, ne kadar büyük zarar verdiğini iyi bildiği için çeşitli hilelerle müminleri aldatmaktadır. Çünkü müminler birbirlerinin aleyhinde konuşup birbirlerine buğz ettiklerinde, manen çok büyük zarara uğruyorlar.

Şeytan, bunun dindeki en büyük zararlardan olduğunu bildiğinden, müminler arasında sürekli kin ve düşmanlık tohumları ekmeye çalışmaktadır. İnsanlar da kendi nefislerini tatmin etmek için şeytanın bu hilesine, bile bile uyuyorlar. Böyle yapmış olmakla, şeytana tabi olmuş oluyorlar. Bu hileye uyduktan sonra da kendilerini haklı zannediyorlar.

Şeytanın bu hilelerine uyan kimselere şu ayeti kerimeyi hatırlatıyorum: “Kötü ameli kendisine süslü gösterilip de onu güzel gören kimse, ameli iyi olan kimse gibi mi olacaktır? Şüphesiz ALLAH (C.C.) dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirir. (Ey Muhammed!) Onlar için duyduğun üzüntüler yüzünden kendini helak etme! Şüphesiz ki ALLAH (C.C.), onların yaptıklarını hakkıyla bilendir.” (Fatır; 8)

Görüldüğü gibi bu davranışların, İslami hizmetlere ve müminlere büyük zarar verdiği, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl tarafından ayet-i kerimeyle bizlere açıkça beyan edilmiştir.

Bütün bunlardan sonra bize düşen görev; mümin kardeşlerimize şefkat ve merhametle davranmak ve onları ALLAH (C.C.) için sevmektir.

Ashabın mümin kardeşliği anlayışı

ALLAH (C.C.) için sevmeye en güzel örneklerden biri, Huzeyfe el-Adevi’nin şu anlattığı olaydır: “Yermük harbinde amcamın oğlunu arıyordum. Yanımda biraz su vardı. Kendi kendime: ‘Eğer yaşıyorsa, ona biraz su vereyim.’ diyordum. Bir süre sonra onu buldum. Yaşıyordu fakat yaralıydı.

‘Sana biraz su vereyim mi?’ Diye sordum. Başıyla ‘Evet.’ diye işaret yaptı. O sırada bir adamın inlediğini duydu. Yine başıyla, ‘Suyu ona ver.’ diye işaret etti. O adamın yanına gidince, ‘Sana su vereyim mi?’ Diye sordum. O da: ‘Evet!’ Dedi. Tam o esnada başka birinin inlediğini duyunca, bana; ‘O adamın yanına git.’ dedi. Ben de o adamın yanına gittim. Yanına vardığımda son nefesini vermişti. Derhal diğer adamın yanına döndüm. Baktım o da ölmüş. Amcamın oğlunun yanına koştum, ama o da ölmüştü.”

İşte, mümin kardeşlerini ALLAH (C.C.) için sevmek ve onları kendi nefsine tercih etmek böyledir.





İnsanın kalbinde, mümin kardeşlerini ALLAH (C.C.) için sevme duygusu kuvvetlendikçe, bu sevgi, sahibini dostluğa, yardım etmeye, sevdiğini malıyla, canıyla ve diliyle müdafaa etmeye teşvik eder.

ALLAH (C.C.) için olan sevgi, bir kimseyi, şahsı için değil de ahiret nimetlerini kazanmaya vesile olmasından dolayı sevmektir. Onun için Fudayl bin İyaz rahmetullahi aleyh demiştir ki: “Bir kişinin, mümin kardeşinin yüzüne sevgi ve merhamet duyguları ile bakması kendisi için bir ibadettir.”

Unutmamak lazımdır ki, ALLAH (C.C.) için mümin kardeşlerini seven kimseler, sevgilerinin miktarınca mükâfat ve sevap kazanır. Mümin olan kimseleri, ancak mümin olanlar sever. Mümin olan kimseye buğz etmek ise münafıklık alâmetidir. Bu söz, hepimize büyük bir derstir.

Şayet niyetimiz ALLAH (C.C.) için olursa mümin kardeşlerimizde sevecek bir haslet muhakkak buluruz. Çünkü onlar, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’e ve Rasulüne iman etmişlerdir.

Eğer onlara sevgi gözü ile bakarsak, mutlaka kalbimizde onlara karşı sevgi oluşur. Ama daima kusur aramaya çalışırsak, şeytan ve nefis, bizi peşine takarak, mümin kardeşlerimize karşı kalbimizi kinle doldurur.

Fazilet sahipleri öyle kimselerdir ki…

Mümin kardeşler olarak birbirimize kızmadan, buğz etmeden, kin duymadan, birbirimize hep iyilikle, rıfkla, yumuşaklıkla davranmalıyız.

Hz. Hüseyin radıyallahu anhu diyor ki: “ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl, bütün insanları topladığı zaman:
- Fazilet sahipleri neredeler? Diye bir ses duyulur. Bir grup insan, ayağa kalkıp cennete doğru yürümeye başlarlar. Bunun üzerine melekler önlerine çıkarak:
- Nereye gitmek istiyorsunuz? Diye sorunca, onlar da:
- Cennete gitmek istiyoruz, derler. Melekler:
- Hesaptan önce mi? Diye sorunca, onlar da:
- Evet, hesaptan önce! Derler. Melekler:
- Siz kimsiniz? Diye sorunca:
- Biz fazilet sahipleriyiz, diye cevaplarlar. Melekler:
- Dünyadaki faziletiniz ne idi? Diye sorunca:
- Bize karşı yapılan cahillikleri olgunlukla karşılar, bize kötülük edenlerin kusurlarını affederdik, derler. Bunun üzerine melekler:
- Haydi, cennete giriniz, iyi amel işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir, derler.

Arkasından yine aynı ses:
- Dünyadayken ALLAH (C.C.)'a dost olanlar nerede? Diye seslenir. Bu çağrı üzerine bir grup insan, yine cennete yönelirler ve meleklerle karşılaşırlar. Melekler, onlara kim olduklarını sorunca:
- Biz, yeryüzünde ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'in dostlarıyız, derler. Melekler:
- ALLAH (C.C.)'a nasıl dost olmuştunuz? Diye sorarlar.
- Bizler dünyadayken, ALLAH (C.C.) için birbirimizi seviyor, ALLAH (C.C.) için birbirimize ikramda bulunuyor ve ALLAH (C.C.) için birbirimizi ziyaret ediyorduk, derler. Bunun üzerine melekler:
- Haydi, cennete giriniz, iyi amel işleyenlerin mükâfatı ne güzeldir, derler.” (Envarü’l Aşikin; 504)

İşte, ALLAH (C.C.) için sevmenin, dünyada mümin kardeşlerimizle iyi geçinmenin, iyi davranmanın mükâfatı böyledir.

Müminler, bir binanın taşları gibidir

İslam dininde, müminlerin birbirlerini sevmeleri ve kardeş olmaları çok mühimdir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Mü’minler, birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir azası rahatsız olursa diğer azaları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır.” (Buhari)

Nasıl, vücutta bir aza ağrıdığı zaman, onun ağrısı diğer azaları da etkiliyorsa bir müminin sevinmesi veya üzülmesi durumunda, diğer müminlerin hali de böyle olmalıdır.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem diğer bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Bir müminin diğer mümin kardeşlerine karşı ilgisi, birbirini bağlayıp destekleyen bir binanın taşları gibidir.” (Buhari)

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, verdiği çok güzel misallerle İslam kardeşliğinin boyutlarını bize gösteriyor.
Nasıl bir binanın tuğlaları, taşları, üst üste geliyor, birbirine kuvvet veriyor, birbirine yaslanıyor ve bir bina meydana geliyorsa işte mü’minler de aynı bu binanın taşları gibidir, buyuruyor.

Hepimiz düşünelim; bir binanın malzemelerini konulması gereken yerlere koymayıp o tuğlaları, o taşları, üst üste dizmezsek; o kumu, o çimentoyu birbirine katıp suya karıştırarak beton hâline getirmezsek, o bina nasıl meydana gelebilir?..

Onun için mümin kardeşlerimizi sevmez, onlara kin beslersek, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in katında bir kıymetimiz kalmaz. Aynen harap olmuş bir bina gibi oluruz. O halde, bir binanın malzemeleri nasıl bir araya gelip bir bina oluşuyor ise müminler bir araya gelmeli ve birbirlerine destek olmalıdırlar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İslami Hizmetler niçin zarar Görüyor ?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: