iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 İLİMSİZ BİR İBADET KURU BİR ZAHMET

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
tuhana
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
avatar

Mesaj Sayısı : 5461
Yaş : 27
Yaşadığın yer : KONYA
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Dostluk ve birbirinden güsel paylaşımlar...MAŞALLAH ve BAREKALLAH!!!
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : çileye eyvALLAH diyenlerin mekanında...
Kayıt tarihi : 30/10/07

MesajKonu: İLİMSİZ BİR İBADET KURU BİR ZAHMET   Çarş. Mayıs 14, 2008 12:47 am

v.a.s
Bir hırsız, devamlı başkasının malını çalamaz. Bir içki müptelâsı her an şarap yudumlayamaz. Bir eşkıya, dakika başı yol kesip can yakamaz. Halbuki insandaki kibir ve kendini beğenme hali, ondan hiç ayrılmaz. Hasetle içi yanan kimse, ondan bir an dahi kurtulamaz.



Bu gün top yekûn, yazılı, görüntülü ve diğer teknik vasıtalarla yapılan bir bilgi sağanağı karşısındayız. Ama, biz öncelikle hangi bilgileri öğreneceğiz!?

Yapılması istenen farzlar, sakınılması gereken haramlar ve yasaklar var. Farzların nasıl eda edileceğini, nelerin haram ve yasak olduğunu bilmek hayatî ve zarurî bilgilerdir.

"İlim öğrenmek kadın erkek her Müslüman'a farzdır" Bu nebevî fermanda sözü edilen ilim, farz–ı ayn olan ilimdir. Her Müslüman'ın bizzat bilmesi gereken ilimdir bu. İman ve ibadetle sorumlu her Müslüman, bu ilimleri, helâlı ve haramları bilmek ve dikkat etmekle sorumludur.Her mümine gereken ilk iş, yapacağı işin ilmini öğrenmektir. "Farz olan bir işin ilmini öğrenmek de farzdır" Bunlar:

İnanılması zaruri olanlar. Yapılması gereken farzlar ve terk edilmesi gereken haramlardır. Ayrıca, daha sonra gelen vâcip, sünnet, mendup, müstehab, mübah, mekruh ve müfsit olan ameller vardır.



İmani bilgiler

Farz ilimlerin başında, "akaid", yâni iman esaslarıyla ilgili ilimler gelir. Bunlar: "ALLAH Teâlâ'nın sıfatları, peygamberler, kitaplar, melekler, kader, kaza, âhiret, hesap, ceza, Cennet ve Cehennem" gibi konulardır. Bunların her Müslüman tarafından bilinmesi zorunludur. Bu esaslara topluca ve kısaca iman, kişiyi sorumluluktan kurtarır.

Fakat, bunları etraflıca incelemek, bildiklerini yakîn haline getirmek, taklidi tahkike çevirmek, iman ettiklerini görürcesine kabullenmek, bir fazilettir. Akaide ait ilimler, esasta kalbin inancı ve teslimiyetiyle ilgilidir.

"Kalple ilgili ilimler, sadece imanla ilgili konular değildir. Kalpte meydana gelen ve kalple işlenen bir çok büyük günah vardır ki, onları bilmek ve kalbi onlardan temizlemek de farzdır.

Bunların başında, "şirk, riya, kibir, ucup, haset, aşırı dünya sevgisi, cimrilik, tamah, insanları küçümseme" gibi hastalıklar vardır. Çoğu insan bunları ihmal eder, yeterince öğrenmez. Hatta bunları öğrenmenin farz olduğunu çoğumuz bilmiyoruz. Onun için çok kimse, namazın zahirî bütün farz ve edeplerini öğrendiği halde, kalbimizle ilgili farzlardan olan huşu ve huzuru hiç önemsemeyiz.

Yine, namazın sevap ve faziletini gideren "gösteriş, amelini beğenme, gaflet" gibi manevi hastalıklara hiç aldırış etmeyiz. Onları tedavi yoluna gitmeyiz.

İhlası öğrenmek, ucbu, hasedi ve riyayı bilmek farz–ı ayndır. "Kibir, cimrilik, kin, hile, garaz, düşmanlık, tamah, böbürlenme, hıyânet, yağcılık, hak söze karşı kibretmek, kalb katılığı, uzun emelli" olmak gibi kötü huylar da aynı hükümdedir.

Esasen "hiç kimse bunlardan tamamen kurtulmuş değildir." Bu durumda onlardan her hangi birine müptelâ olan insanın onu öğrenmesi ve tedavi edip kalbinden gidermesi farz–ı ayndır. (1) Bu da ancak, onların ne olduğunu, sebeplerini, alâmetlerini ve tedavi yollarını bilmekle mümkün olur. Çünkü "kötülüğün ne olduğunu bilmeyen kimse, içine düşer." (2)

"Kalbte işlenen bâtınî günahlar, azalarla zahirde işlenen günahlardan daha tehlikeli, daha devamlı ve daha tesirlidir. Çünkü "şirk, riya, kibir ve haset" gibi batinî günahlar, işleyeni zalim ve fâsık yapar ve iyi amellerini de yok eder.

Diğer günahlar arada bir yapıldığı halde, kalbe yerleşen günahlar ona müptelâ olan kimseden hiç ayrılmaz. Meselâ bir hırsız, devamlı başkasının malını çalamaz. Bir içki müptelâsı her an şarap yudumlayamaz. Bir eşkıya, dakika başı yol kesip can yakamaz.

Halbuki insandaki kibir ve kendini beğenme hali, ondan hiç ayrılmaz. Hasetle içi yanan kimse, ondan bir an dahi kurtulamaz. Öyle ki, otururken, yürürken, konuşurken, yerken, içerken, bir iş yaparken, hatta namaz kılarken, sohbet ederken, zikir çekerken bile bu hastalık kendisini gösterir.

Dış âzâlarla işlenen günahlar, tövbe ve istiğfarla temizlendiği halde, kalbe yerleşen günahlar, ancak tevbe, istiğfar ve güzel bir terbiye ile temizlenebilir. Bu tür günahları tanımak ve sakınmak, dış azalarla işlenen günahlardan daha önemlidir." (3)

İhlâsı kazanmak farz olduğu gibi, onu zedeleyen ve ortadan kaldıran "şirk, riya, gösteriş, kendini beğenme, böbürlenme, kibretme gibi" şeyleri bilmek de farzdır.



Amellerin bilgisi

Bir farzın yerine getirilmesi için gereken şeyler de farzdır. Namaz kılmak farz olduğu gibi, namazın farzlarını ve kılınış şeklini öğrenmek de farzdır.

Namaz öncesinde gerekli temizlik şekillerini, namaza mani olan pislikleri ve temizleme şeklini; abdest ve guslün farzlarını öğrenmek de farzdır.

Yine namazda farz olan kıraat için, yeterli miktar Kur'an âyetlerini düzgün olarak öğrenmek ve ezberlemek de farzdır.

Kendisine namaz farz olan bir kadının, âdet ve hastalık, doğum–loğusalık gibi hallerle ilgili bilgileri öğrenmesi farzdır.

Ramazan ayında her mükellefin "oruçla ilgili bilgileri, orucu bozup, kaza ve kefareti gerektiren durumları öğrenmesi ve hastalık, yolculuk, ihtiyarlık, hamilelik gibi dinen kabul edilen bir mazereti yoksa oruç tutması farzdır"

Âilesini geçindirmek zorunda olan kimsenin rızkını helâlinden kazanması farzdır.

İşine ve kazancına haram karıştırmamak da farzdır.

Bir iş ve ticarete girecek kimsenin o iş ve ticaretle ilgili dini hükümleri öğrenmesi de farzdır.

Haramlar, ibadetleri mahveder. "Midesinde haram gıda, üzerinde haram eşya bulunan bir insanın kıldığı namaz, çektiği zikir, gittiği hac, verdiği sadaka ve yaptığı duâ hiçbir fayda vermeyecektir" Bu konuda Efendimiz Aleyhisselâm:

"Helâli aramak, her Müslüman'a farzdır" buyurur. (4)

Hz Ömer RadıyALLAHu Anh'ın ticâret yapacak kimselere talimatı şudur:

"Çarşı ve pazarımızda ancak, (alış verişle ilgili) dini hükümleri iyi bilen kimse ticaret yapsın. Aksi takdirde, isteyerek yahut istemeyerek faiz yer, harama girer."(5)

Malı, zekâtı gerektiren nisaba ulaştığında, zekâtla ilgili hükümleri bilmek ve zekâtını vermek farzdır.

Yine hac farizasını ifa edecek kimsenin de haccın şartlarını öğrenmesi farzdır.

Maddi imkânı olan ve evlenmek isteyen kimsenin, nikâhın şartlarını öğrenmesi ve nikâhı düşüren şeyleri bilmesi farzdır.

Eşini boşayan bir erkeğin, boşadığı kadına karşı nasıl davranacağını ve onun haklarının ne olduğunu bilmesi farzdır.

Bir Müslüman'ın, haram olan her düşünce, fiil ve fikirleri öğrenmesi farzdır.

Haram fiil ve fikirler, kalbe ve beyne işlemeden giderilmelidir. Aksi halde tedavileri çok zor olur. (6)

Her Müminin, başta ana–baba hukukunu ve onlara karşı gereken vazifelerini öğrenmesi farz–ı ayndır.

Müslüman, kimleri ALLAH (C.C.) için sevip, kimlere ALLAH (C.C.) için buğz edeceğini öğrenmesi, kimlerle birlik içinde hareket edip kimleri terk etmesi gerektiğini bilmesi farzdır.

İlmi ve âlimi sevmek de farzdır.

Bütün bu ilimlerin bilinmesi ve gereğinin yapılması farzdır.

Ne var ki "çağımızda gaflet ve cehalet el ele verdi. Rabbini tanımaz, dinini yaşamaz, edebini ve haddini bilmez," çıkarından başka mâbut tanımaz kimseler meydan aldı. "Bu derde çare bulmadan, bu cehalet yenilmeden din yaşanamaz, tasavvufun neş'esine ulaşılamaz." Cebimizde, çantamızda ve masamızda bir kitap bulunmalı ve okunmalı. Sahibine fayda vermeyen ilim de kuru bir emektir.

Dertli Yunus:

"İlim, ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir

Sen kendini bilmezsin / Ya nice okumaktır." der.

Konu ile ilgili olarak Gazalî'yi dinliyoruz:

"Bir amelin niçin ve nasıl yapılacağını bilmeden onu nasıl ifa edeceksin? Yahut günah olduğunu bilmediğin şeylerden nasıl sakınacaksın? Eğer gereken ilmi elde etmezsen, çoğu kez, senelerce taharetini ve namazlarını ifsat eden bir durumda ibadet edersin de, haberin bile olmaz.

Yahut, iman ve ibadet konularında bir müşkülle karşılaşırsın, fakat onu sorup halledecek bir kimse aramazsın.

Ayrıca, işin temeli olan kalbî ve bâtınî ibadetleri de bilmen gerekir. ALLAH'a güvenme, işlerini ona havale etme, rıza, sabır, tevbe, ihlâs gibi kalpte oluşan diğer huyların bilinmesi lâzımdır. Ayrıca bu huyların zıddı olan İlâhî takdire kızma, riya, kibir, uzun emel gibi kötü amellerden sakınmak için onların da bilinmesi gerekir. Çünkü ALLAH (C.C.) Teâlâ, namazı ve orucu farz kıldığı gibi, bunları da farz kılmıştır. Bu durumda senin sadece namaz ve oruca yönelip bu farzları terk etmen doğru değildir.

Ey İrşat yolunun yolcusu!... Nafilelerle meşgul olup dururken, kalpte hasıl olması istenen bu farzları terk etmekten kokmuyor musun? Çoğu zaman sen, işlenmesi haram kılınan ve azabı gerektiren gizli günahları işleyip dururken;bunun yanında mübah olan yemeyi, içmeyi ve uykuyu terk ederek ALLAH (C.C.) Teâlâ'ya yakınlık sağlamaya çalışırsın.

Aynı şekilde başına gelen bir musibete feryat ve ilâhî takdire kızgınlık içinde bulunduğun halde, yakarış ve yalvarma içinde olduğunu zannedersin. Her işinde riya üzere amel edip, dururken, yaptığın işin ALLAH (C.C.) Teâlâ'ya bir hamd ve insanları hayra davet olduğunu düşünürsün.

Bir taraftan riya üzere yaptığın taatlarla ALLAH (C.C.) Teâlâ'ya isyan ederken, öbür yandan cezayı gerektirecek işlerden büyük sevap beklersin. Böylece büyük bir aldanış ve kötü bir gaflet içinde kalırsın. VALLAHi bu durum, ilimsiz ibadet edenler için büyük bir musîbettir.

Hiç şüphesiz kulluğun esası ve ALLAH (C.C.) Teâlây'a ibadetin temeli ilim üzere kuruludur. İlimsiz taat olmaz. Bunun için ilme öncelik verilmesi gerekir." (7)

"İlim, amel ve ihlâs elde edilmeden dinin hakikati anlaşılmaz ve kul, vaad edilen İlâhî lütuflara ulaşamaz."

"Her kim, ilim tahsili için bir yola (sefere) çıkarsa, bu yüzden ALLAH (C.C.) Teâlâ ona cennet yolunu kolaylaştırır." (8)

"İlim tahsili için sefere çıkan kimse, evine dönünceye kadar ALLAH (C.C.) yolundadır."(9)

"İlim, insanı cennete ulaştıracak sebeplerin başında gelir."

"İlim rütbesi rütbelerin en yükseğidir."

"Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"

"İlim meclisi cennet meclisidir."

"İlim öğrenmek mukaddes bir cihaddır.".

"Âlimin uykusu câhilin ibadetinden hayırlıdır."

"ALLAH Teâlâ ve melekleri, gökler ve yer halkı, hatta yuvasındaki karınca ve denizlerdeki balıklara varıncaya kadar her şey; insanlara hayır ve iyilikleri öğretenler üzerine rahmet, istiğfar ve duâ ederler." (10)

"Kulu ALLAH (C.C.) Teâlâ'ya yaklaştıran ameller iki çeşittir: Farzlar, nafileler. Ancak, ihlâsla bir farzı edâ etmek, bin senelik nâfile ibadet etmekten daha faziletlidir. Manevî haller amellerin neticesidir. Bu ilimler, amellerin sağlam itikat ve ölçüler içinde yapılmasıyla hasıl olur. Bu da her mükellefin yapacağı ameli hakkıyla bilmesini gerektirir"(11)

"ALLAH Teâlâ'nın hükümlerini, Resûl'ü Ekrem SallALLAHu Aleyhi ve Selem'in emir ve edeplerini bilmeyenler, veli ve derviş olamazlar. Zahirî hükümleri iyi bilmeyen kimse, bâtinî halleri güzelleştiremez. Halleri ilme ters düşen birisine derviş–sofi ismi verilemez.(12)

"Biz işlerini, sözlerini ve hallerini kitap ve sünnet terazisinde ölçüp ona göre hareket etmeyeni ALLAH (C.C.) dostlarından saymayız." (13)

–Kalbinde iman, halinde edep ilmi bulunmayan kimse henüz insanlık makamına adım atmamıştır. Çünkü insan ancak iman ve edeple hayvandan ayrılır.

Hz. Mevlânâ Kuddıse Sırruhu:

"İnsan oğlunun edepten nasibi yoksa insan değildir. İnsanla hayvan arasındaki fark, edeptir. Gözünü aç da ALLAH'ın kelâmına iyice bak. Âyet âyet bütün Kur'an edepten ibarettir" der.

–İlim için nefsini ezmeyen kimse, hiçbir zaman aziz olamaz.– (Ya öğretici, ya öğrenici, ya dinleyici ol. Sakın dördüncüsü olma.)

Seyyid Muhammed Raşid Kuddıse Sırruhu:

"İlim olmazsa din tahrif olur, amel edilmezse ilim fayda vermez. Önemli olan ilim öğrenip amel etmektir. Bir ilim adamı yetiştirmek, bin sofî yapmaktan hayırlıdır" der.

İmam–ı Malik Rahmetullahı Aleyh:

"İlim, rivayet ve kuru malûmat çokluğu değildir. İlim faydalı olan ve kendisiyle amel edilen şeydir."

Şems–i Tebrizî Kuddıse Sırruhu:

"İlim üç şeydir: zikreden dil, şükreden kalp, sabreden beden."

Abdurrahman Tâhi Kuddıse Sırruhu:

"Yolumuz sohbet yoludur. İnsanlara hayret ediyorum, niçin sohbet istemiyorlar, niçin sohbet (ilim) meclislerine katılmıyorlar, niçin ALLAH (C.C.) adamlarının yanında bulunmuyorlar? Halbuki sohbet ehlinin ev sahibi ALLAH (C.C.) Teâlâ, teşrifatçısı Hz. Ali, sâkisi Hz. Hızır'dır."

"Eğer siz Peygamberlerin dahi sizin meclisinize oturmaları ve katılmalarını istiyorsanız, bu ancak, Kur'ân'ı Kerim'i okumak 've ilim meclisleri kurmakla' elde edilir."

İlmiyle âmil, âdâbıyla kâmil olma niyazıyla.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
*LİVÂÜ'L-HAMD*
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 7202
Yaş : 107
Yaşadığın yer : İSTANBUL
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : evet
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : ...
Kayıt tarihi : 18/12/07

MesajKonu: Geri: İLİMSİZ BİR İBADET KURU BİR ZAHMET   Çarş. Mayıs 14, 2008 3:19 am

Ve Aleykümselam..ALLAHU TEALA (C.C) razı olsun senden Cennetlik Olasıca...emeğine sağlık :))

_________________

*LİLLÂHİ-L HAMD*


En son gercek_muslumanolmak tarafından Çarş. Mayıs 14, 2008 7:55 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GöNüL
Bayan Moderatör
Bayan Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7928
Yaşadığın yer : almanya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : din icerikli olmasi
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : sahra kardesimin araciligiyla
Kayıt tarihi : 17/03/08

MesajKonu: Geri: İLİMSİZ BİR İBADET KURU BİR ZAHMET   Çarş. Mayıs 14, 2008 7:04 am

ALLAH (C.C.) razi olsun hemso cok güzel paylasim

_________________


.......zalimlerin mızragı kalbime bir saplansın..........
........çığlıklarım yükselip arşa alaya ulaşsın..........
.........zalimlarin kılıcı al kanımla boyansın...........
EY ŞEHADET GEL ARTIK DÜNYA ZALİMLARE KALSIN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: İLİMSİZ BİR İBADET KURU BİR ZAHMET   Çarş. Mayıs 14, 2008 7:40 pm

a.r.o

İlimsiz ibadet kuru bir zahmet
İhlassız ilim baştan başa afet
İhlas var ilim yok odur melamet
İlim var amel yok aleyhte hüccet
Amel var ihlas yok nifaktır elbet
Her üçünü cem edende işte keramet

Aman beyenme kendin, dile mağfiret
Yönelirsen Ona, verir elbet selamet
Dua eden kalbin varsa Allah'a (C.C.) şükret
Çünkü dua ibadetin özüdür
Riya, süm'a girmeyen en saf cüzüdür
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
tuhana
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
avatar

Mesaj Sayısı : 5461
Yaş : 27
Yaşadığın yer : KONYA
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Dostluk ve birbirinden güsel paylaşımlar...MAŞALLAH ve BAREKALLAH!!!
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : çileye eyvALLAH diyenlerin mekanında...
Kayıt tarihi : 30/10/07

MesajKonu: Geri: İLİMSİZ BİR İBADET KURU BİR ZAHMET   Perş. Mayıs 15, 2008 2:29 am

ecmain canlar... dd
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: İLİMSİZ BİR İBADET KURU BİR ZAHMET   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
İLİMSİZ BİR İBADET KURU BİR ZAHMET
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Gece İbadet (Vel-Leyl !)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: