iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Ahireti Dünyaya Tercih Etmek ve Allah'tan Korkmak ve Tevbe

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: Ahireti Dünyaya Tercih Etmek ve Allah'tan Korkmak ve Tevbe   Çarş. Haz. 04, 2008 9:37 am

ALLAH (C.C.)-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Kim dünya menfaatini dilerse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz." (Al-i İmran; 145)
Ruhen ve kalben daima ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e yalvarıp ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'den istememiz lazımdır. O'nun şefkati ve merhameti çoktur.
Önümüze maddi yada manevi, zor bir şey geldiğinde: "Bu işi ben yapamıyorum, bu benim işim değildir, çok zor bir iştir, ben yapamıyorum" diyoruz. İşte o anda: "La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim"dediğimiz zaman, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal, kolaylık verecektir.
"Benim bu günahtan kaçınmaya veyahutta bu işi yapmaya, kuvvetim yoktur, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in ibadetini veya bu dünya işini yapmaya kuvvetim yoktur. Ancak o azim olan ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in kuvvetiyle bunu yapabilirim" dediğimiz zaman, ALLAH (C.C.) kuvvet ve kolaylık verecektir.
ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'i bu şekilde tanımamız lazımdır. O'nu Azim ve Kerim olarak, nefsimizi de zayıf ve aciz olarak tanırsak, Allah'ın yardımı ile her şey, kolay olur İNŞAALLAH. Birisinin bize küfür etmesi veya zarar vermesi durumunda biz de ona zarar versek olur mu? Tabi ki olmaz! Allah'a havale edip, Allah'ın ne yapacağına bakmak lazımdır! Yeterki senin için ve dışın ALLAH (C.C.) ile olsun. Allah'ı tanımadığımız için, kendi kuvvetimize, zayıf olan bünyemize güveniyoruz. Kendimize güvenmemeliyiz. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in kuvvetine güvenmemiz, maddi ve manevi olarak O'na teslim olmamız, O'ndan yardım ve kuvvet istememiz lazımdır.
Bazı insanlar: "Maneviyat nedir ki?" diyor. Maneviyat; zahiri âzâların gıdasıdır. Maneviyat olmadığı zaman, el sadakaya gitmez, ayak camiye gitmez, göz harama kapanmaz. Dinimiz zahirdir. Bunlar olmazsa dinimizin emirleri de yerine gelmez.
Bu gibi zahiri olan âzâların sevapları ve ibadeti, maneviyata bağlıdır. Maneviyat, ruh ve kalp sağlam olmadığı zaman, mutlaka onlar da günaha gidecektir. Nasıl ki zahiri âzâlarımız ruhla ayakta duruyor, yürümek, ellerimizi kaldırmak, indirmek, bunların hepsi ruha bağlıdır. İbadet de günahlardan muhafaza olmakda ruhun ve kalbin sıhhatli olmasına bağlıdır.
Bunun için, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e ümit ve korku arasında kulluk yapmamız lazımdır. Reca nedir? Çok fakir, çok muhtaç, hiç bir şeyi olmayan, açlıktan ölecek şekilde olan bir fakir, bir şeyler almak için bir zenginin kapısına gidiyorsa, bizler de kalbimizi Allah'ın merhametine, lütfuna, şefkatine karşı böyle açacağız ve daima O'ndan isteyeceğiz. Bunu manevi olarak yapacağız, o zaman hiç kimse bilmez, hiç kimsenin haberi olmaz.
Korku ise; ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'den, O' nun azabından ve mekrinden korkmaktır. İnsan korku içinde de olmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (S.A.V) hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"Üç kimse vardır ki, gözleri cehennem ateşini görmez: 1-ALLAH (C.C.) yolunda gece nöbet bekteyen göz. 2-ALLAH (C.C.) korkusundan ağlayan göz. 3-Allah'ın haram kıldığı şeylere bakmayan göz." (Taberani)
Bakınız ALLAH (C.C.) korkusu, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal katında ne kadar kıymetlidir. Ahmed el-Hallac isminde bir zat vardı. Dünya yönünden biraz fakir idi. Onun salih bir annesi vardı. Annesi ona birgün dedi ki: "Ey Ahmed! Ne zamana kadar böyle fakir olacağız? Halimiz kötü, perişanız!"
Annesine üzüldü ve evinin bir köşesine çekilip, Allah' a yalvardı, dua etti: "Ya Rabbi, eğer ahirette benim bir nasibim varsa, ondan bir şey biraz bize gönder." dedi. Baktı ki evin köşesinde bir nur göründü ve kayboldu. Baktı ki yerde kerpiç şeklinde altın var. Annesine teslim etti ve çarşıya gitti. Annesi de bunu nerede bozduracağız diye düşünerek yattı ve uykuya daldı. Rüyasında kıyametin koptuğunu gördü. Ortada çok güzel bir bina vardı, melekler: "Bu Ahmed el-Hallac'ın binasıdır." diyordu. "O kim, benim oğlum mu?" diye sordu. "Evet senin oğlundur." dediler. Annesi içine girdi, baktı, dolaştı. O binanın içinde ki karyolanın bir ayağı yoktur. "Bu yatağın ayağı niye eksik!" diye sordu. Melekler: "Siz istediniz, bizde size gönderdik!" dediler. Kadın uyandı. Oğlu gelince: "Oğlum ben pişman oldum. Kusura bakma, özür diliyorum, böyle bir rüya gördüm." dedi ve rüyasını anlattı.
Bazı insanlara ALLAH (C.C.)-u Zülcelal hakikaten, dünyalık nimetlerini mükemmel olarak (Ahmed el-Hallac'ın karyolası gibi) vermek istiyor. Bazılarınınkini de biraz dünyada veriyor, çoğunu da ahirette verecek, ama eksilterek verecek.
Süleyman (A.S) diğer peygamberlerden sonra cennete girecek deniliyor. Çünkü ALLAH (C.C.)-u Zülcelal ona dünyada çok fazla mülk verdi. Biz ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e öyle borçluyuz ve ALLAH (C.C.)-u Zülcelal bize öyle hayırlar dilemiştir ki, bu hayırların en önemlisi de tevbedir.
Nitekim ALLAH (C.C.)-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Kim tevbe edip iyi davranış gösterirse, şüphesiz o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner." (Furkan; 71)
Ebu Hureyre (R.A) şöyle anlatmıştır: Resulullah ( S.A.V) buyurdular ki:
"ALLAH (C.C.) Zülcelal cenneti yarattığı zaman Cebrail' e: 'Git ona bir bak!' buyurdular. O da gidip cennete baktı ve: 'Ey Rabb'im! Senin izzetine yemin olsun, onu işitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek! Herkes ibadet yaparak kendisini ona müstahak edecek!' dedi. ALLAH (C.C.) Zülcelal cennetin etrafını mekruhlarla çevirdi. Sonra: "Hele git ona bir daha bak!" buyurdu. Cebrail gidip ona bir daha baktı. Sonra da: "Korkarım, ona hiç kimse girmeyecek!" dedi. Cehennemi yaratınca, Cebrail'e: 'Git, bir de şuna bak!' buyurdu. O da gidip ona baktı ve: 'İzzetine yemin olsun, işitenlerden kimse günah işlemeyip ona girmeyecektir!' dedi. ALLAH (C.C.) Zülcelal de onun etrafını şehvetlerle kuşattı. Sonra da: 'Git ona bir kere daha bak!' dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman şöyle dedi : 'İzzetine yemin olsun, tek bir kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!'" (Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)
İşte cennetin etrafı hep nefsin istemediği şeylerle doludur. Kim pehlivansa, o engelleri aşıp cennete girecektir. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, nefsin arzuları cehenneme yakın olan şeylerdir. Onun için daima nefse muhalefet etmemiz lazımdır. Dünyada ve ahirette selametli olmak için, böyle yapmak lazımdır. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in emir ve nehiylerinde daima insan için ferahlık vardır.
İnsanın çaresi, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e tevbe etmektir. Çünkü insan peygamber değilse eğer, mutlaka hata sahibidir. O hatadan temizlenmek için, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in merhamet kapısı olan tevbe kapısına gitmelidir. Tevbe, imandan sonra ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in en büyük nimetidir.
İbn-i Abbas'ın anlattığına göre, kul günahından tevbe edince ALLAH (C.C.) da onun tevbesini kabul eder. Ayrıca amel defterini tutan meleklere yazmış oldukları günahları unutturur. Bunun yanında işlemiş olduğu kötülükleri âzâlarına unutturur. Hatta gerek yeryüzündeki ve gerekse gökteki makamına da günahlarını unutturur da kıyamet gününde günahına şahidlik edecek hiçbir varlığın kalmamasını sağlar.
İnsan dili ile af dilerken tekrar aynı günahı işlemeyi düşünürse yapmış olduğu tevbe yalancı tevbesi olur, gerçek anlamda tevbe olmaz. Tevbenin gerçek olabilmesi için günahkarların dili ile af dilediği gibi aynı günahı bir daha işlememeye karar vermesi gerekir. Kul böyle tevbe edince ALLAH (C.C.)-u Zülcelal de, ne kadar büyük olursa olsun, onun işlediği günahı affeder. Çünkü ALLAH (C.C.)-u Zülcelal, kullarına karşı çok merhametlidir.
Rivayet edildiğine göre İsrailoğulları'ndan bir genç, yirmi yıl ibadetle meşgul oldu. Sonra yirmi yılda isyan etti. Bir gün aynaya baktı. Saç ve sakalının ağarmakta olduğunu görünce, yirmi senelik isyanına nedamet ederek; "Ya Rabbi! Yirmi yıl sana itaat ettim, sonra tam yirmi yıldır sana isyan ediyorum. Acaba sana yönelir ve tevbe edersem tevbemi kabul eder misin?" deyince, boşluktan duyduğu bir ses şöyle dedi: "Bize icabet ettin, biz seni kabul ettik. Bizi terkettin, biz de seni terkettik. İsyan ettin sana mühlet verdik. Ne zaman bize yönelirsen biz yine seni kabul ederiz."
Buradan da anlaşıldığına göre, insan ne isterse ALLAH (C.C.)-u Zülcelal o kuluna istediğini veriyor. İnsanın tek çaresi hatalarını itiraf edip, merhametlilerin en mehametlisi olan ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e yönelmektir.
Allahu Zülcelal böyle kıymetli olan tevbeyi herkese nasip etmez. Tevfik, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal' in vermesidir. Yani biz ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e ne kadar gidersek, O da bize salih amel yapmakla ve günahlardan muhafaza etmekle bizlere tevfik verecektir.
ALLAH (C.C.)-u Zülcelal tevbe ni'metinden mü'min kardeşlerimizi mahrum etmesin ve hepimizi salih amel işlerek rızasına nail olan kullarından eylesin ...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Ahireti Dünyaya Tercih Etmek ve Allah'tan Korkmak ve Tevbe
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Rüyada ALLAH (c.c) görmek
» Bu DUA'yı okuyanın ALLAH(C.C) bütün hacetlerini görür
» Kemal Sunal

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: