iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 ZENGİNLİK; NİMET Mİ, KÜLFET Mİ?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: ZENGİNLİK; NİMET Mİ, KÜLFET Mİ?   Ptsi Haz. 16, 2008 10:14 am

Rabbimizin Eşsiz Nimeti Zenginlik ve Hayırlı Mal


Öncelikle bilinmesi gereken husus, zenginliğin Rabbimiz'in bir nimeti olduğudur. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal zenginlik sahibidir. Bir şeyin varlık kazanması için “Ol” demesi yeterlidir.

Rabbimizin verdiği nimetlerin tüketilmesinde ve kullanılmasındaki adab ve ölçü bilinmediği taktirde, tüm nimetler ALLAH (C.C.) korusun bizler için külfete dönüşebilir.

Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: "Salih adam (iyi ve olgun mü'min) için hayırlı mal ne güzeldir." (1)

Bu hadis-i şerif hakkında sahabeden Amr İbnü-l As (ra) şöyle anlatmaktadır: “Peygamber (sav) bana (haber) gönderip elbisemi ve silahımı kuşanmamı, sonra da kendisine gelmemi emretti. Ben de emredileni yaptım ve yanına vardım ki, abdest alıyordu. Gözünü bana çevirdi, sonra aşağı indirdi ve şöyle buyurdu:

"Ya Amr! Ben seni savaş için askere göndermek istiyorum. Böylece ALLAH (C.C.) sana ganimet ihsan eder. Ben de sana topluca, çokça hayırlı mal veririm."

Ben dedim ki: "Ben mala rağbet ederek müslüman olmadım. Ben ancak Resulullah (sav) ile beraber olayım diye İslam'a rağbet ederek müslüman oldum."

Hz. Peygamber (sav): "Ey Amr! Salih (iyi ve olgun mü'min) için hayırlı mal ne güzeldir." buyurdular. (2)

Burada hayırlı malın salih, yani olgun bir müslüman için öneminden ve güzelliğinden bahsedilmektedir. İnsan salih bir kul ise elbette o mal onu yanlış yöne yönlendiremez, tersine o salih kişi malını hayırda kullanır. Bu ise hem o kişi için hayırlı bir amel olur, hem de toplumdaki diğer insanlara faydalı hizmetlerin ortaya çıkmasını sağlar. Kısaca, dünya ve ahiret kazancı ve güzellikleri, salih bir kimsenin mal ile buluşması neticesinde ortaya çıkmış olur.

Malın Kullanımına Göre Hayır ve Şer Ölçüsü

Diğer yandan KUR'AN-ı Kerim'de: "İnsanoğlu hayır (yani mal) sevgisine aşırı düşkündür." (3) "Mal/servet ve oğullar, dünya hayatının zineti (süsü)dir..." (4) ifadeleriyle de malın kullanımına göre hayır ve şerre dönüşebileceğine dair işaretler vardır. Dinimiz zenginliğe değil, onun kötü kullanılmasına ve zenginliğe güvenerek haktan yüz çevirenlere karşı çıkmıştır.

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan korkan (takva sahibi) kimse için zenginlikte beis (zarar ve sakınca) yoktur. (5)

"Muhakkak ki hayır, şer getirmez. Ancak derelerin (baharda) bitirdikleri otlar arasında, ya çatlatarak öldüren yada ölüme yaklaştıran bitki de var. Yalnız yeşil ot yiyen hayvanlar müstesna. Zira bunlar yeyip böğürleri şişince güneşe karşı dururlar (geviş getirirler), akıtırlar ve rahatça def-i hacet yaparlar, sonra tekrar dönüp yayılırlar. Şüphesiz ki, bu mal hoştur, tatlıdır. Ondan fakire, yetime ve yolcuya veren bu malın müslüman sahibi en iyi (insan)dir. Bunu (malı) hak etmeden alan, yediği halde doymayan kimse gibidir. O mal, kıyamet günü aleyhinde şahitlik yapacaktır."(6)

Bu noktada, bir müslüman kazandığı servetin fayda ve zararlarını bilirse, o malın şerrinden korunarak mal ve zenginliğinin hayrını kazanabilir.

Öncelikle, sahip olunan değerlerden, kişinin kendisi için harcadığı tutarlardır ki günlük yaşamını idame ettirebilme temel ibadetlerini rahatlıkla yapmasını temin edecek bir ortamı ve yaşamı oluşturma, maddi ibadetlerini (hac, zekat gibi) yerine getirebilmesidir.

Ayrıca, kişinin diğer insanlara sarf ettiği sadaka, hayır ve hizmetler, ziyafet, hediye gibi cömertlik sıfatına taalluk eden hususlardır. Yeni iş alanları kurarak istihdamı sağlamak suretiyle başkalarının da rızık kazanmalarına vesile olabilmek, gibi pek çok faydalar sayılabilir.

Demek ki para kazanmak ve zenginliğin kendisi değil, kullanımı ve hangi amaca hizmet ettiği bizler için belirleyici olmalıdır. Nihayetinde mal ve mülk sahibi ALLAH (C.C.)-u Zülcelaldir.

ALLAH (C.C.) (cc) İçin Harcamak

“Ve Allah'ın, size verdiği maldan onlara da verin.” (7) “Bu (mal) ise, Allah'ın rızıklarından (bir rızık) tır. Size verdiğimiz rızıktan (ALLAH (C.C.)) için harcayın.” (8) ALLAH (C.C.) için harcanmayan rızık kişiyi hüsrana uğratabilir.

Nitekim başka bir ayet-i kerimede "Size verdiğimiz rızkın temizlerinden yeyin, ama bu hususta taşkınlık etmeyin; sonra gazabım üzerinize iner, kimin üstüne gazabım inerse, artık o (ateşe) düşmüştür." (9) buyurulmaktadır.

Karun kıssasında ALLAH (C.C.)-u Zülcelal kendisine çokça mal vermiş, ancak o mal onun şımarmasına sebep olmuştur. "Nihayet biz, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik."(10)

Fakirlik ve Zenginlik Dengesi

Peygamber Efendimiz (sav)'in mütevâzı ve hatta yoksul bir hayâtı tercih etmesinin hikmetini de iyi değerlendirmek gerekmektedir. Peygamberliğinin ilk yıllarında, özellikle Hz. Hatice (r.anha) annemizin serveti ve ticareti sayesinde, oldukça zengin denilebilecek bir hayatı yaşamış olan Efendimiz, sonraki dönemde bu serveti şahsî hayâtında fakirliği tercih ettiği için, eline geçen her şeyi dâvası ve ümmeti için cömertçe harcamıştır.

Ayrıca, onun zâhidâne hayâtı, toplum içerisinde, toplumun her kesimi için model oluşturmuştur. Zîrâ zengin, varlık içerisinde nasıl zühd hayâtı yaşayabileceğini; fakir de yokluk ve imkânsızlıklara karşı nasıl sabır ve tahammül göstereceğini O'nun eşsiz hayatından öğrenilebilecektir.

Peygamberimizin (sav); "Unutturan fakirlikle birlikte, azdıran zenginlikten" (11) ümmetini sakındırması, yine "Asıl zenginliğin mal çokluğu ile değil de gönül zenginliği olduğunu" (12) belirten ifadeleri ve duâlarında "Zenginlik ve fakirlik fitnesinin şerrinden Allâh'a sığınması" (13) şükür ehli zenginlerden de övgüyle bahsedilmiş ve ilgili şahsiyetler ibretlerle dolu menkıbelere mevzû olmuşlardır ki bu ifadeler mutlak anlamda fakirlik veya zenginliğin hayır ya da şer olmadığını göstermektedir.




Kazanç ve Harcamadaki Ölçüler

Gerek kazanırken, gerekse harcamalarda bulunurken, mutlaka haram ve israftan kaçınmak gereklidir. Müslüman zengin ve salih insan olmalıdır. Böyle olunca malı da salih olur.

Müslüman zengin, alçakgönüllü ve mütevazı olmalı, asla şımararak başkalarına tepeden bakmamalıdır. Müslüman zengin, hesap endişesi içinde olmalı, hesabını veremeyeceği şeylere iltifat ve tenezzül etmemelidir. Cimri olmamalıdır, verdiğini ve yaptığı iyiliği başa kakmamalıdır. Cömert olmalı, müsrif olmamalıdır.

Zenginliğin Önemi

Bir müslüman için zengin olmak önceki satırlarımızda da belirtildiği üzere, dinin gereklerini yerine getirmek, özellikle maddi ibadetleri yerine getirmek, başkalarına yardımcı olmak, kısacası din adına sağlayacağı faydalardan ötürü son derece önemlidir. Ancak kazanç ve harcamadaki belirttiğimiz ölçüler içinde bir yaşam bir müslüman için zaruri ölçüler olmalıdır. Önemli bir diğer husus da bu zenginliği kavuşmak için asıl amaç olan kulluk şuurunun ihmal edilmemesidir.

Aksi taktirde Karun kıssasında belirtilen kötü sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. İşte, zengin olma noktasında en büyük tehlike, kazanma adına ahiretten vazgeçme tehlikesidir.

Bir müslüman, bu dünya hayatını şeri ölçüler dahilinde değerlendirmeyi bildiği gibi yarın ölecekmiş gibi de ahireti için çalışmalıdır. Yani, bu iki amacı en güzel şekliyle bir potada eritmeyi bilmelidir.

Şu da bir gerçektir ki mutluluk için zenginlik olmazsa olmaz bir gereklilik olarak da algılanmamalıdır. Fakirlik halinde de bu imtihanın değerini bilerek, Allah'a karşı asla asi olunmamalıdır.

Bir mümin olarak sahip olduğumuz değerlerin ve zenginliğin kıymetini bilmeli, gücümüz nispetinde bu değerlerin en iyi şekilde hakkını vermeli ve bunun için de Cenab-ı Hakka dua etmeliyiz.

Dipnotlar: 1) Ahmed, Müsned, 4/402; Hakim. Müstedrek, 2/2,236: İbni Şeybe. Musannef. 7/18;Tebrizi,Mişkatül,Mesabih,2, (3756). 2) Buhari, Edebül-Müfred, 112 (299):Ahmed,
a.g.e.,4/402;Ceylanî,FadluIlahis-Samed, 1/398-399. 3) Adiyat, 8. 4) Kehf, 46. 5) İbniMace,Tıcarat,l(2141) Ahmed,5/372-81;Buhari,113(301). 6) Buhari,Zekat,47.Cuma, 37,Rikak,7;Müslim. 7) Nur, 33. 8) Münafıkun, 10. 9) Taha,81. 10) Kassas, 81. 11)Tirmizî, Zühd, 3. 12) Buhârî, Rikâk, 15. 13) İbn-i Hanbel, VI.




KARUN KISSASI VE ALINACAK DERSLER

Karun Kıssası, Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır:

Yoldan sapanlardan biri olan Karun da Mûsa’nın ümmetinden olup, onlara karşı böbürlenerek zulmetmişti.

Ona hazineler dolusu öyle bir servet vermiştik ki, o hazinelerin anahtarlarını bile güçlü kuvvetli bir bölük zor taşırdı. Halkı ona: “Servetine güvenip şımarma, böbürlenme! Zira ALLAH (C.C.) böbürlenenleri sevmez” demişti. “Allah’ın sana ihsan ettiği bu servetle ebedî âhiret yurdunu mâmur etmeye gayret göster, ama dünyadan da nasibini unutma! (ihtiyacına yetecek kadarını sakla). ALLAH (C.C.) sana ihsan ettiği gibi sen de insanlara iyilik et, sakın ülkede nizamı bozma peşinde olma! Çünkü ALLAH (C.C.) bozguncuları sevmez.”

Karun, “Ben bu servete ilmim ve becerim sayesinde kavuştum.” dedi. Peki şunu da bilmiyor muydu ki ALLAH (C.C.), daha önce kendisinden daha güçlü ve serveti daha fazla olan kimseleri helâk etmişti? Ama suç işlemeyi meslek edinen sicillilere artık suçları hakkında soru sorulmaz.

Karun bir gün, yine bütün ihtişam ve şatafatıyla halkının karşısına çıktı. Dünya hayatına çok düşkün olanlar: “Keşke bizim de Karun’unki gibi servetimiz olsaydı. Adamın amma da şansı varmış, keyfine diyecek yok!” dediler.

Âhiret’e dair ilimden nasibi olanlar ise: “Yazıklar olsun size! Bu dünyalıkların böylesine peşine düşmeye değer mi? Oysa iman edip güzel ve makbul işler yapanlara Allah’ın Cennet’te hazırladığı mükâfat elbette daha hayırlıdır. Buna da ancak sabredenler nail olur.” Derken, Biz onu da, sarayını da yerin dibine geçiriverdik. Ne yardımcıları Allah’a karşı kendisine yardım edip, onu kurtarabildi, ne de kendi kendisini savunabildi.

Daha dün onun yerinde olmaya can atanlar bu sabah şöyle dediler: “Vah bize! Meğer ALLAH (C.C.) dilediği kimsenin rızkını bol bol verir, dilediğinin rızkını kısarmış! Şayet ALLAH (C.C.) lütfedip de bizi korumasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vah vah! Demek ki gerçekten kâfirler iflah olmazmış!”

Ama âhiret diyarına gelince: Biz orayı dünyada büyüklük taslamayanlara, fesatçılık ve bozgunculuk peşinde olmayanlara veririz. Hayırlı âkıbet, günahlardan sakınanlarındır. Kim iyilik yaparsa, âhirette ondan çok daha iyi bir karşılık görür. Kim kötülük işlerse, bilesiniz ki kötülük işleyenler ancak yaptıkları kötülük kadar ceza görürler. (Kasas 28/76-84)

Kârun’a nasihat olarak söylenilen, ancak gerçekte her dönemdeki insanın mutlaka bir hayat düsturu olarak kendisine alması gereken prensiplerdir. Zira herkesin, terbiye edilmesi gereken bir Kârun tarafı vardır ve insan, özellikle de zenginlik seviyesindeki servet sahipleri, ancak bu prensiplere sıkı bir şekilde tutunmakla kendilerini koruyabilir ve gerçek saadete ulaşabilir. Yukarıda mealini verdiğimiz âyetlerde de görüldüğü üzere bu prensipler şunlardır:

1- İnsan, sahip olduğu şeylerle övünmemeli, onları kendinden bilmemeli ve onlardan dolayı Allah’a karşı şükür içinde olmalıdır.
2- Eldekilerle âhiret yurdu gözetilmelidir.
3- Ancak bu arada dünyada insan için takdir buyurulan nasip de unutulmamalıdır.
4- Her şeyin sahibi olan Allah’ın insana ihsanda bulunduğu, insan da başkalarına ihsanda bulunmalıdır.
5- Yeryüzünde bozgunculuk yapılmamalıdır.

Bu prensipler, her dönemdeki fertlerin ve toplumların, vazgeçmesi asla mümkün olmayan temel taşlarıdır. Tarihte bir fert olarak Kârun, nasıl bu prensiplere kulak vermeyip, kendi acı sonunu getirdiyse, aynı acı sonun her dönemde aynı davranışlar sergileyenleri de beklediği açık bir gerçektir. (Yrd.Doç.Dr. Muhittin Akgül; “Dünya Nimetleri Karşısında Kur'ani Ölçüler; Karun Kıssası Örneği” Yeni Ümit Dergisi, sayı:65, 2004.)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
hicret58
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
avatar

Mesaj Sayısı : 2638
Yaşadığın yer : türkiye
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : tafsiyeyle
Kayıt tarihi : 20/08/07

MesajKonu: Geri: ZENGİNLİK; NİMET Mİ, KÜLFET Mİ?   Ptsi Haz. 16, 2008 5:02 pm

ALLAH (C.C.) razı olsun çok güzel bir paylaşımdı
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ZENGİNLİK; NİMET Mİ, KÜLFET Mİ?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» BURSA MUTFAĞININ ZENGİN LEZZETLERİ
» Fulya ZENGİNER hakkında =)

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: