iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Bir Mümin Nasıl Olmalıdır

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: Bir Mümin Nasıl Olmalıdır   Perş. Haz. 19, 2008 10:24 am

Mü’min her şeyi kendisi için değil, sadece ALLAH (C.C.) rızası için yapmalıdır. Böyle yaptığı zaman ALLAH (C.C.) Zülcelal onun kalbindeki kötü hasletleri çıkaracaktır. Niyeti Allah'ın rızası olduğu zaman, hata ile bir sefer şeytana uysa ALLAH (C.C.)-u Zülcelal mutlaka ona tevbe nasip eder. Böyle olunca o günahı üzerinde devam etmez.

Bu niyetin bereketi ile olur. Çünkü onun kalbinde sadece ALLAH (C.C.) rızasını kazanma amacı vardı. Allah'ın vereceği ecir ve sevaplar o kişinin kalbinde çok mühimdir. Kalbinde iyi niyetiyle, bir hata yapsa dahi hemen hatasının idrakine varıp tevbe eder. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal sanki şeytana uymamış gibi onu affeder. İnsan kalbini münevver yapmak istiyorsa ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in emirlerini ve Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'in sünnetlerini yapmalıdır. Kıyamet gününde, huzura salih bir mü’min olarak çıkmak isteyen kişinin geceleri ibadet yapması lazımdır. Kişi ne türlü hata yaparsa yapsın kendi nefsinden bilmelidir. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal insanlara nefis ve akıl vermiştir.

Eğer aklını kullanır ve Allah'ın yolundan giderse, o zaman nefsini kendine esir yapar ve hem dünyada hem ahirette hayırlı olan şeyleri yapma niyetinde olur.
Eğer nefis onu esir alırsa, ve o da nefsini dinlerse, o zaman dünyada yapacağı keyf-u sefa onu hata ve günah içine düşürecektir. Onun içindir kişi daima nefsini esir etmelidir. Nefsine dünya ve ahiret için kârlı olan şeyleri yaptırmalıdır.

Kişi, kendini ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e karşı daima noksan görmelidir. Kendini Allah'a karşı noksan görmezse, asıl o zaman noksandadır ve zarardadır. Kişi kendini dünyada noksan ve taksirat sahibi gördüğü zaman, mutlaka hali onu ilerlemeye sevk edecektir. Fakat noksan değilim düşüncesinde olduğu zaman o daima noksan kalacaktır.
Bir mü’min kardeşimiz, ‘senin yaptığın şey iyi değildir bunu yapma günahtır’ dediği zaman, onun sözüne uymamak veya kulak asmamak zarar verir. Ve o insandan hayır umut edilmez.

Seyyid Ahmed er-Rufai (Kuddise Sirruh) müridlerine şöyle tavsiyede bulunmuştur: "Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra mutlaka kalkın. O zamanın fırsatını kaçırmayın, çünkü ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in rahmeti gecenin üçte ikisi geçtikten sonra nazil olur. O füyuzat ve rahmet kime gelirse onun kalbi ihya olur. O rahmet de ancak seher vaktinde uyanık olan kimselere nazil olur ve onlara dağılır, herkes kendi payını alır.Uyuyanlar o paydan mahrum kalır.”

Kişi daima kendi kusurlarıyla meşgul olmalıdır. Başkalarının kusurlarına bakmamalıdır. Çünkü kişi bir kimseyi hatasından dolayı ayıplarsa o hata yada o günah onun başına gelmeyinceye kadar dünyadan ayrılmaz. İnsanların birbirlerinin hata ve iyiliklerine bakmamaları lazımdır. Olabilir ki bir hoca iyi bir şey yapmadığı zaman, diğer insanlarda ona bakarak yapmaması uygun olmaz. Mesela; Olabilir ki o bir özürden dolayı cemaate gidemiyordur. Diğer insanların da ona bakıp cemaati terk etmeleri caiz olmaz.

Bazı evliyalar demişlerdir ki; bu korkudan dolayı bazı zamanlar hasta oluyordum veya geceleri ibadetten dolayı çok halsiz kalıyordum, sabah namazına giderken ayaklarımı sanki arkamdan çekiyordum. Ama başkalarının da bize uymak için, üstadımız cemaate gitmiyor bizde gitmeyelim demesinden korktuğum için ne halde olursam olayım camiye gidiyordum. Çünkü bize bakıp camiyi terk edenler helak olacaklardı.

İşte bunun için bir mü’min kardeşimiz bir ibadetten geri kaldığı zaman bizim de ona uymamamız lazımdır. Olabilir ki bir özürden dolayı o ibadeti yapamıyordur. Abdulkadir Geylani (Kuddise Sirruh) hazretlerine bu makamlara nasıl ulaştınız diye sorduklarında şöyle cevap vermiştir: "Ben kolaylıkla olmadım. Çoğu zaman bana deli diyorlardı. Çok zamanlar beni tımarhaneye gönderiyorlardı. Bazı zamanlarda günlerce Bağdat ve Irak'ın dağlarında kalıyordum. Bazen de çöplüklerden meyvelerin kabuklarını toplayıp yiyordum."

Bu haline rağmen Abdulkadir Geylani ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e ibadetle, tevekkülle ve sabır ile Abdülkadir Geylani oldu. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in yanında iltimas yoktur. İnsan ne derece ona ibadet yaparsa ALLAH (C.C.)-u Zülcelal de o şekilde ona veriyor. Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri buyurmuştur: "Allah-u Teala'nın zatını bilme de ve ALLAH (C.C.)-u Teala'nın emir ve neyhlerini yerine getirme de mü'minler eşittirler. Bir kişi Şeyh Abdulkadir-i Geylani (Kuddise Sirruh) gibi amel yaparsa, o da Şeyh Abdulkadir-i Geylani (Kuddise Sirruh) gibi olur."

ALLAH (C.C.)-u Zülcelal çok kuvvet ve azamet sahibidir. Kişi yaptığı amelden de yapmış olduğu günahlarından da daha fazla Allah'tan korkmalıdır. Sadatlar onun için her amelden sonra 25 defa estağfirullah çekmişler. Yani estağfurullah: Ya Rabbi bu ameli sana layık olarak huzurlu bir şekilde yapmadım, demektir. Kişi günahlardan nasıl korkuyorsa o şekilde yaptığı amelden de tam layık olarak yapmadığından dolayı Allah'tan korkacak ve özür dileyecektir. Böyle yaptığı zaman ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in yanında makbul olur.

Mü'minin ahlakı böyle olmalıdır. Ve onun kalbine hiddet ve gazap geldiği zaman elden geldiği kadar hiddetini yutmalıdır. Eğer onu yutmazda aynı karşılığı verirse ondan sonra özür dilemelidir. Bu hal onun için daha selametlidir. Mü’minin şuurlu olması ve daima noksanlarını ve kâr ettiği şeyi bilmesi lazımdır. Mü'minin günlük, aylık, senelik olarak ahiret için yaptığı ameller zahiren fazla ama batınen noksan olabilir. Mü'min ne yaptığını bilmelidir. Çünkü ne yaptığını bilmediği zaman devamlı olarak noksan giderse insan kıyamet gününde perişan olur.Amelde bir gevşeme olduğu zaman noksan olduğunu bilecek hemen amel için bir hazırlıkta bulunmalıdır. Eğer böyle düşünmezse daima zararlı olarak ömrünü geçirecektir.

Herhangi bir mü’min kardeşimiz amel yapıyor, hizmet yapıyorsa, buna engel olmadan ona yardımcı olmamız gerekir. Eğer ona engel olursak kıyamet günü ALLAH (C.C.)-u Zülcelal gazaba gelir ve olabilir ki dünyada da azap verir. Anlatıldığına göre, Siyalkoş isminde zayıf bir hayvan vardı. Bu hayvan daima aslanla beraber geziyordu. Ona fazla yaklaşmıyor ve ondan da fazla uzaklaşmıyordu. Ona şöyle dediler: “Sen niye devamlı onunla beraber geziyorsun fakat fazla yaklaşmıyorsun.” "O hayvanda şöyle dedi: Ben ona fazla yaklaşmıyorum. Çünkü arslan kuvvetli bir hayvandır. Bir gün bana kızar ve beni parçalayabilir. Benim ondan ayrılmayışımın nedenine gelince, o hayvanları parçalıyor, ben de ondan arta kalanlarından istifade ediyorum.”

Mü'min de ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e karşı acziyetini ve bir hiç olduğunu, her şey için O’na muhtaç olduğunu bilmelidir. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in huzurunda hiçliğini bilerek durduğu zaman ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in hazineleri onun olacaktır. Her şey O'nun elinde olduğu için hazineleri doludur. Hazinelerden verildiği zaman hem dünyası hem ahireti selametli olacaktır.

Onun için insan ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in dergahından ayrılmamalıdır. Ve daima onun zikriyle meşgul olmalıdır. İnsan Allah'ı zikrettiği zaman onun bütün hali, ruhu, sırrı tertemiz olur. İnsan bu şekilde Allah'ın huzurunda olacaktır. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in huzurunda olduğu zaman onun her şeyi yerindedir. Bu şekilde o kimsenin hem dünyası hem ahireti temin olur.

Bir ALLAH (C.C.) dostu şöyle diyor: Bir gece ibadetimde gevşeklik oldu. Baktım geceleri ışığın üzerine kendini atan ateşböceği ışığın etrafında dolaşıyordu. Sabaha kadar yedi yüzbin sefer döndü. Nefsime dedim ki: “Ey nefsim! bak sen gece ibadetinde gevşeklik ettin, bak bu hayvanın maksudu bu ışıktır, onun için yediyüzbin sefer kendini ona atıyor, yanıyor yine dönüyor yine kendini ışığın üzerine atıyor. Maksudundan ayrılmıyor. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal de senin maksudundur, ama sen ondan dönüyorsun. Bu şekilde ben nefsime tavsiyede bulundum. Sanki o hayvan bana üstad oldu ve şeyh oldu, ondan ders aldım. Bu hadiseden sonra, bir daha ibadetimde gevşek davranmadım.”

Anlaşılıyor ki insan, kendi maksuduna giden yolda sabırlı olmalıdır. Sabırlı olduğu zaman mutlaka ALLAH (C.C.)-u Zülcelal ona bir kapı açar. Şöyle anlatılır: Fakir bir kişi gitti padişahın kızını istedi. Padişah ona dedi ki; “Sen fakirsin, elbisen eski, toz toprak içindesin, onun mihrine ve ücretine senin gücün yetmez.” Fakir; “Onun mihri ne kadardır?” dedi. Padişah: “Onun mihri 100 cevherdir. Her bir cevher de 10.000 dinardır.” dedi. Fakir: “Bu cevher nerede bulunuyor?” diye sordu. Padişah; “Onun cevheri denizde bulunur.” dedi. Bunun üzerine fakir kalktı yola düştü, çünkü kendi maksuduna ulaşmak için kararlı idi.

Gitti evden ağlarını aldı. Ağı denize attı, bir müddet sonra çekti fakat bir şey çıkmıyordu. Padişahın adamları durumu padişaha anlattılar. “Senin kızını isteyen fakir, gitmiş denizin kenarında o cevherleri toplamak için denize ağ atıyor.” dediler. O fakir günlerce denizin kenarında cevher çıkarmak için bekledi. Her gün gidiyor, bakıyor bir şey çıkaramadan geri dönüyor, sonra ki gün yine gidiyordu. Padişah da fakirin bu durumunu izliyordu. Bir gün Padişah fakiri çağırdı, Ona kızını nikah etti ve etrafındakilere şöyle dedi; “Bunun sağlam niyetlive sabırlı olduğu için ben onu kendime vezir kabul ettim.” Çünkü o padişah akıllı bir insandı. Fakiri imtihan etti ve gördü ki kendi maksuduna ulaşmak için sabırlı idi.

İnsanın da böyle olması lazımdır. Bir kişi virdini çekiyor, olmadı huzurlu değilim diye dersi bırakıyor, aylarca çekmiyor. Böyle olmamalıdır, sabırlı olacak. Çünkü sabırlı olduğu zaman ALLAH (C.C.)-u Zülcelal mutlaka kapıyı onun için açar ve onun maksudunu ona nasip eder.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
*LİVÂÜ'L-HAMD*
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 7202
Yaş : 107
Yaşadığın yer : İSTANBUL
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : evet
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : ...
Kayıt tarihi : 18/12/07

MesajKonu: Geri: Bir Mümin Nasıl Olmalıdır   Perş. Haz. 19, 2008 7:40 pm

Mü’min her şeyi kendisi için değil, sadece ALLAH (C.C.) rızası için yapmalıdır. Böyle yaptığı zaman ALLAH (C.C.) Zülcelal onun kalbindeki kötü hasletleri çıkaracaktır. Niyeti Allah'ın rızası olduğu zaman, hata ile bir sefer şeytana uysa ALLAH (C.C.) -u Zülcelal mutlaka ona tevbe nasip eder. Böyle olunca o günahı üzerinde devam etmez.

Mübarek kardeşim.Çok faideli konular açıyorsun.ALLAHU TEALA (C.C) senden her daim razı ve hoşnut olsun.

MEVLA TEALA (C.C) okuduklarımızdan ibret almayı,ve okuduklarımızdan nasiplenip amel edebilmeyi nasip etsin tüm dileyen kullarına...

Bu dünyanın geçici zevklerine aldanmamayı,gerçek bir müslüman gibi yaşayıp ölmemizi nasip etsin.AMİNNN...

_________________

*LİLLÂHİ-L HAMD*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bir Mümin Nasıl Olmalıdır
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» turkce slow sarkilara klip cekme teknikleri, Klip Çekme Teknikleri, Klip nasıl çekilir..
» Youtube engeli nasıl kaldırılır
» İyi bir çiğ köfte nasıl yapılır?
» psd nedir nasıl kullanılır? psd hakkında soru cevap?
» Secdeden Nasıl Lezzet Alınır?

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: