iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 BİR HAYAT TARZI OLARAK PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: BİR HAYAT TARZI OLARAK PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ   Çarş. Tem. 16, 2008 9:35 am

İnsan İyiliğin Esiridir

Hz. Peygamber’i sevmek, her mümin için en gerekli taatlardan biridir.
Zira sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) (sav), Buharî ve Müslim’in Enes b. Malik
(ra)’den rivayet ettikleri bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
“Sizden birinize ben, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün
insanlardan daha sevimli olmadığım müddetçe tam iman etmiş olamaz.”(1)

Şüphesiz ki insan, iyiliğin esiridir. Kalpler kendisine iyilik yapana
karşı sevgi duymak üzere yaratılmıştır. Eğer bir insan, kendisine
iyilik yapan bir insanı severse, ya ona bir hediye verir veya dar
zamanında ona yardım eder. Bir kişi başka bir kişiyi sevince bunları
yaparsa, o halde, bütün âlemlere hidayetle gelen, bütün insanlık için
rahmetle gönderilen, insanlara kitabı ve hikmeti öğreten, dünya ve
ahiret saadetine kavuşma yolunu açıklayan bu Yüce Peygamber’e karşı
tutumumuzun nasıl olması gerekir?

Burada hemen şunu ifade etmemiz gerekir ki; ALLAH (C.C.) sevgisinden sonra
sevgiye en layık olan Hz. Muhammed (sav)’dir. Zira Yüce ALLAH (C.C.), bir
ayet-i kerimede Hz. Peygamber (sav)’e hitaben şöyle buyurmaktadır: “(Ey
Habibim!) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki ALLAH (C.C.) da sizi
sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. ALLAH (C.C.) son derece bağışlayıcı ve
esirgeyicidir.” (Al-i İmran 3/31)

ALLAH (C.C.), iki vasıtayla bilinip tanınabilir: Onlardan biri akıl, diğeri
ise peygamberdir. Allah’ı birinci vasıtayla tam manasıyla bilip anlamak
yeterli değildir. Varlık âlemindeki çok mükemmel plan ve şaşmayan
kanunların, bir plancının ve bir kanun koyucunun varlığına delalet
ettiğini akıl yoluyla bilip anlamak mümkündür. Ama O yüce kudretin
sıfatları, emirleri, kullarından bekledikleri, bu dünyayı insanlara
hazırlamasının nedenleri, ahiretin varlığı bilinmemektedir. Bunları
akıl değil, ancak peygamber haber verebilir. Peygamberin getirdikleri
akılla birleşince, asıl yol ve amaç belirlenmiş olur.

O halde peygamber, ilahî rahmeti ve O’nun kullarına olan buyruklarını
yansıtan bir ayna, O’nun kanunlarını haber veren bir alıcı-verici, O’nu
kullarına tanıtan bir rehber; kulluk görevinin anlamını ve ölçüsünü
insanlara öğreten bir öğretmendir.

Bu nedenle Allah’ın sevgisine erebilmenin tek yolu, peygamberi sevmek
ve O’nun getirdiklerini gönülden benimseyip kabul etmek; ilahî rahmetin
insanlıktan yana ışık ve enerjisini ondan almaktır.

Hz. Peygamber En Güzel Örnektir

Birçok değerin ve kıymet hükmünün alt üst olduğu, kalbî ve ruhî hayatın
iflas ettiği, Muhammedî bir havanın bizden uzaklaştığı günümüzde, Hz.
Peygamber (sav)’e uymak, çoğu meselemizi çözümleyecektir.

Biz müslümanlar ne bulduysak Hz. Peygamber’e uymakta bulduk, yine ne
bulacaksak O’na yaklaşmada, O’nu anlamada ve O’na uymakta bulacağız.

Bizler, Hz. Peygamber (sav)’i kaybetmekle her şeyimizi kaybettik. Bu
uzun yolda kaybettiğimiz her şeye yeniden sahip olmamız, Hz. Muhammed
(sav)’i yeniden bulmaya ve gönüllerimizde O’na karşı coşkun sevginin
yeniden uyanmasına bağlıdır.

Büyük meselelerin çözüm beklediği çok çetin günlerdeyiz. Hangi asırda
yaşarsak yaşayalım, hangi devirde bulunursak bulunalım, önümüzde
cereyan eden hadiseler hangi cinsten olursa olsun, bizler, Hz.
Peygamber (sav)’i hayatımızda örnek edinirsek kurtuluşa ereceğiz. Aksi
takdirde kurtuluşumuz mümkün olmayacaktır.

Nitekim Yüce ALLAH (C.C.), Kur’an-ı Kerim’de, mü’minlere Hz. Peygamber (sav)’i
örnek gösteriyor ve şöyle buyuruyor: “Allah’ı ve ahiret gününü
arzulayan ve Allah’ı çokça zikreden siz mü’minler için Allah’ın
Rasulünde pek güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 33/21)

Şunu iyi bilelim ki O, sadece kuru bir örnek değil, her emri yerine
getirilmesi lazım gelen ve her hareketi benimsenip, hayata yansıtılması
gereken bir rehberdir.

Yüce ALLAH (C.C.) buyuruyor ki: “Resul size neyi verdi ise onu alın! Neden men
etti ise ondan da sakının.” (Haşr 59/7) Zaten O’nun sözleri ve
hareketleri kendi nefsinin eseri değildir. Yüce Mevla’nın vahyi ve
ilhamının mahsulüdür. (Necm, 53/3-4)
O’na (sav) İtaat; Allah’a İtaattir

Peygamberlerin gönderiliş gayelerinden biri de onların ümmetlerine
güzel birer örnek olmalarıdır. Hz. Peygamber (sav)’i örnek edinmek, her
şeyden önce Allah’ın emridir. Zira Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayette Hz.
Peygamber’e itaat etmek, Allah’a itaat etmekle denk tutulmuştur. Yüce
ALLAH (C.C.), Nisa suresinde şöyle buyuruyor: “Resule itaat eden ALLAH (C.C.) ‘a
itaat etmiş olur.” (Nisa, 4/80)

Bu ve benzeri ayetlerden de anlaşıldığı gibi Allah’ın rızası ve sevgisi
Hz. Peygamber (sav)’in sünnetine uymakla elde edilebilir. Bir mü’minin
en büyük ideali, kendisini Allah’a sevdirmektir. Yani O’nun rızasını
kazanmak, gazabından korunmaktır.

ALLAH (C.C.) Resulüne Teslim Olmalıyız

Aslında kılınan namazlar, tutulan oruçlar, verilen sadakalar, işlenen
her çeşit hayır, İslam yolunda tüketilen bütün nefesler, tek gayeye
bakar; o da Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanmaktır. Bunun da tek
yolu, Resulullah (sav)’in sünnetine uymak ve hayatımızı O’nun hayatına
benzetmek ve onu örnek edinmektir.

Yüce ALLAH (C.C.), küçük-büyük her meselede Hz. Peygamber (sav)’e uymayı,
O’nun verdiği hükme razı olup teslim olmayı, imanın gereği saymaktadır:

“Rabbin adına yemin olsun ki, onlar, aralarında ihtilaf ettikleri
şeylerde seni hakem kılmadıkça, sonra da içlerinde hiçbir sıkıntı
duymadan senin verdiğin hükme tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe asla
iman etmiş olmazlar.” (Nisa, 4/65)


Yüce ALLAH (C.C.), bu ayette şu üç noktaya dikkatimizi çekiyor:
1- Her meselede Resulullah’ın hakemliğine başvurmak.
2- O’nun verdiği hükümden dolayı içimizde hiçbir sıkıntı ve rahatsızlık duymamak.
3- Tam bir teslimiyetle O’na boyun eğmek.

Kur’an-ı Kerim, mü’minlerin mutlak teslimiyetten başka bir tercih
haklarının da olmadığını kesin bir ifade ile şöyle haber veriyor:
“Mü’min bir erkek ve kadın için, ALLAH (C.C.) ve Resulü bir işe hüküm verdiği
zaman, artık onlar için hiçbir tercih hakkı yoktur.” (Ahzab, 33/36)

Hz. Peygamber (sav)’in emrine itaat etmemek, O’na sırt çevirmek,
Allah’ın emrine isyandır. Hz. Peygamber (sav)’e karşı ortaya konan her
duygu ve hareket, aslında Allah’a karşı gösterilmiş demektir.

O’na Karşı Çıkanlar, Çıkmazdadırlar

Kur’an’da bazı ayetlerde Hz. Peygamber (sav)’e isyan, hüsran ve
bedbahtlık sebebi olarak gösterilmektedir. “Peygamberin emrine aykırı
hareket edenler, başlarına büyük bir felaket gelmesinden veya
kendilerine çok acıklı bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar.” (Nur
24/63)

Nisa suresinde ise aynı husus şöyle dile getirilir: “Kim kendisine
doğru yol belli olduktan sonra Peygambere karşı çıkar, mü’minlerin
yolundan başka bir yola giderse, onu o yolda yapayalnız bırakırız ve
onu cehenneme sokarız! Cehennem ne kötü bir yerdir.” (Nisa 4/115)

Hz. Peygamber (sav)’e tabi olup, O’nu örnek edinmek hususunda bizzat
Resulullah’ın söylediği birkaç hadisi de hatırlayalım. Hz. Peygamber
(sav) şöyle buyurmaktadır: “Kim bana itaat ederse, Allah’a itaat etmiş
olur. Kim de bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur.”(2)

Buhârî’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte ise, Hz. Peygamber (sav)
şöyle buyurmaktadır: “Bütün ümmetim cennete girecektir, ancak yüz
çevirenler müstesna! Dediler ki:
— Ey Allah’ın Resulü yüz çeviren kimdir?
— Kim bana itaat ederse cennete girer. Bana isyan edene gelince o, yüz çevirmiştir.”(3)

Peygambere ve getirdiği esas ve prensiplere uymamız, yaratılışımızdaki
amaca, kâinat planındaki belirlenen yerimize uygun bir yol tutmamız ve
ona göre hayatımızı düzenleyip yaşamamız demektir. Zira bizi ilim ve
kudretiyle yaratan Yüce ALLAH (C.C.), en uygun biçimde yaşamamızı da planlamış
ve bu planını da bizlere gönderdiği peygamber ve indirdiği kitap
vasıtasıyla bildirmiştir.

Bu dünyada Peygambere itaat etmenin, O’nu örnek edinmenin önemini
anlamayıp, O’na itaat etmeyen kişi ahirette pişmanlık duyacaktır.

Nitekim Yüce ALLAH (C.C.), ahirette bu pişmanlığı duyanların halini bize şöyle
açıklamaktadır: “O gün, zalim, ellerini ısırıp diyecek ki: Keşke ben de
O Peygamberle aynı yola girseydim! Vay başıma! Keşke falancayı dost
edinmesem, onu örnek almasaydım.” (Furkan, 25/27-28)

Resulullah’ın Sünneti Bir Hayat Tarzıdır

Müslümanların, her sahada Hz. Peygamber (sav)’i örnek edinmeleri
gerekir. Hz. Peygamber (sav)’i örnek edinmek demek, O’nun sünnetine
uymak demektir.

Arapça bir kelime olan sünnet; “yol, birinin devamlı gittiği yol, adet,
gidişat, hayat tarzı” gibi anlamlara gelir. Terim anlamıyla “sünnet”
deyince; “Peygamberimiz (sav)’in söz, fiil ve takrirleri” anlaşılır.
Takrir, Arapça’da onay demektir. Peygamberimiz (S.A.V.) (sav), bilgisi dâhilinde
yapılan bir davranışa veya söylenen bir söze, karşı çıkmamışsa, bu,
O’nun o davranış veya sözü onayladığı, en azından mubah saydığı
anlamına gelir.

Çünkü insanları, Allah’ın rızasına ters olan her şeyden uzaklaştırmak
için görevli olan bir peygamberin üstelik kendisinin her davranışının
ashabınca takip ve taklit edildiğini bile bile Allah’ın rızasına ve
dine muhalif bir davranış karşısında susması düşünülemez.

Kısaca söylemek gerekirse sünnet; “Peygamber (sav)’in hayat tarzı”
demektir. Hayat tarzı, kişinin hayat anlayışının dışa vurmuş şekli
demektir. Şu halde Peygamber (sav)’in sünnetinin temelinde O’nun hayat
anlayışı vardır. İnsanlar, tarih boyunca, “Ben kimim, nereden geldim,
niçin geldim, nereye gidiyorum?” gibi sorulara daima cevap aramışlar ve
bu sorulara verdikleri cevaplara göre hayata anlam vermişler, hayat
gayelerini buna göre tespit etmişlerdir.
İşte Cenab-ı Hakk, gönderdiği peygamberler vasıtasıyla bu soruların
doğru cevabını insanlara bildirmiş ve ona göre hayat sürmelerini
istemiştir. Sünnet, bir hayat tarzı ise -ki öyledir- bu hayat tarzını
gerçek manasıyla idrak etmek, onun arkasındaki hayat anlayışını bilmeye
bağlıdır. Bu hayat anlayışını kavrayabilen kişi, şuurlu bir şekilde Hz.
Peygamber’in sünnetini yaşayabilir. İşte sünnetin temelindeki bu hayat,
bizim itikad, yani iman dediğimiz şeydir.

Bu noktada sünnetin inanç ve zihniyet boyutu söz konusudur. Yani
Peygamber (sav)’in hayat gayesi ne ise, hayata verdiği anlam nasılsa,
O, nasıl bir imana sahipse, müslüman da öyle bir imana sahip olmaya
gayret etmelidir. O’nun değer yargılarını aynen benimsemelidir.
Müslüman, her şeyden önce Hz. Peygamber (sav)’in iman dünyasını, gönül
dünyasını, fikir dünyasını kavramaya ve O’nu örnek almaya çalışmalıdır.


Değer Yargılarımızı O’ndan Almalıyız

Müslüman, Peygamber (sav)’in tevhid anlayışını, nefis ve arzular dâhil
her türlü maddî ve manevî puta gönülde yer vermeyişini, Allah’a rağmen
hiçbir otorite kabul etmeyişini, kulluk şuurunu, ALLAH (C.C.) sevgisini ve
korkusunu, kader ve tevekkül anlayışını, kâinatın her yerinde Allah’ın
tecellilerini ibretle seyredişini, sebeb-müsebbib anlayışını, ulûhiyet
anlayışını, değer yargılarını iyi tespit edip, sünneti yaşarken bunları
işin temeline koymak ve içine sindirmek zorundadır. (4)

Kur’an’ın beyanına göre yaratılış gayemiz ibadet, yani kulluktur. (5)
Peygamberimiz (S.A.V.) (sav) de hep kulluğunu vurgulayarak ümmetine bu konuda
yeterli mesajı vermiştir. Hz. Peygamber (sav) ibadeti, sadece belli
zamanlarda yapılan görevler olarak değil, hayatın her anını içine alan
bir kulluk ve mesuliyet anlayışı olarak anlayarak, hayatının tamamını
ibadete dönüştürmüştür.

Müslüman da, dar çerçevede ibadetlerinde; geniş çerçevede bütün
davranışlarında kulluk şuuru içinde olarak ihlâs, huşû, huzur, ihsan,
hamd, marifetullah gibi kulluğun özünü teşkil eden manevî değerlerde
Peygamber (sav)’e benzemeye çalışmalıdır.

Sünnetin Sosyal Boyutu

Resulullah’ın siyaset, ekonomi, hukuk, ahlâk, adab, eğitim, aile hayatı
gibi konulardaki uygulamaları, O’nun sünnetinin sosyal boyutunu teşkil
eder. Bu yönüyle Hz. Peygamber (sav), hem toplumun lideri, hem de
toplumun üyesi olarak, mükemmel bir İslam toplumunun nasıl olması
gerektiğini pratik olarak bizlere göstermiştir.

-Biz müslümanlar, Peygamberimizin kul hakkına karşı hassasiyetini;

-Kuvvetin değil hakkın hâkim olduğu hukuk anlayışını;

-“Komşusu aç iken tok uyuyan bizden değildir”(6) buyruğundaki sosyal adalet anlayışını;

-Ferdi topluma, toplumu ferde feda etmeyen idare anlayışını;

-Yeryüzünde adaleti hâkim kılmayı esas alan i’lây-ı kelimetullah anlayışını;

-Her türlü sömürüyü bertaraf eden ve eşref-i mahlûkat olan insanın, insanca yaşamasını hedef alan ekonomi anlayışını;

-İnsanın ruh-beden bütünlüğünü bozmadan insan-ı kâmil yetiştirmeyi esas alan eğitim anlayışını,

Kısaca söylemek gerekirse, O’nun toplum hayatında amaçladığı hedefleri
ve esas aldığı ilkeleri sosyal hayatımızın temeli haline getirmeliyiz.

Hz. Peygamber (sav)’in örnek ahlâkını, ferdî ve sosyal hayatımızın
temeline koymalıyız. O’nun şefkatini, merhametini, affediciliğini,
müsamahasını, kolaylaştırıcılığını, yardımseverliğini, alçak
gönüllülüğünü, dürüstlüğünü, sözüne sadakatini, yumuşak huyluluğunu,
cesaretini, iktisadını, dünyanın geçici menfaatlerine değer
vermeyişini, zühdünü, şükrünü, sabrını, azmini, sebatını, tevekkülünü,
teslimiyetini, cana yakınlığını, tatlı dilliliğini, inceliğini,
zarafetini, vakarını, izzetini, teennisini, yiğitliğini, emanete
riayetini, elhasıl burada sayamayacağımız bütün güzel hasletlerini
içimize sindirip, karakter haline getirmeyi hayat gayesi edinmeliyiz.

Çünkü O Yüce Peygamber (sav), “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için
gönderildim.”(7) buyurarak ebedî risaletin gayesinin ahlâkî kemale
ulaşmış insan-ı kâmil yetiştirmek olduğunu vurgulamaktadır.

Dipnotlar: 1-Buhari, İman: 8; Müslim, İman: 69, 70. 2-Buhari,
Cihad 109. İ’tisam. 3; Müslim, İmaret 32-33; Nesai, Biat 27. 3-Buhari
İ’tisam, 2. 4-Polat, Selahaddin, “Hz. Peygamberin Sünnetini Anlama ve
Sünnete Uyma”. İslamda İnsan Modeli ve Hz. Peygamber Örneği. T.D.V.
Yay., Ankara 1995. s. 32. 5-Bkz., Zariyat, 51/56. 6-Hâkim,
el-Müstedrek, IV, 167. 7-Malik b.Enes, el-Muvatta, Hüsnü’l-Huluk, 8.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
hicret58
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
avatar

Mesaj Sayısı : 2638
Yaşadığın yer : türkiye
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : tafsiyeyle
Kayıt tarihi : 20/08/07

MesajKonu: Geri: BİR HAYAT TARZI OLARAK PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ   Cuma Eyl. 19, 2008 4:51 am

ALLAH (C.C.) razı olsun bu güzel paylaşımın için
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
aşk-ıcanan
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 155
Yaş : 33
Yaşadığın yer : ankara
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : maille tavsiye üzerine
Kayıt tarihi : 01/11/07

MesajKonu: Geri: BİR HAYAT TARZI OLARAK PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ   Cuma Eyl. 19, 2008 5:03 am

ALLAHI SEVMEK PEYGAMBERİ SEVMEKTİR. YÜCE YARADANIN UĞRUNA BÜTÜN ALEMLERİ YARATTIĞI BİR NEBİ SEVİLMEZ Mİ HİÇ. ALLAH (C.C.) RAZI OLSUN KARDEŞİM ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: BİR HAYAT TARZI OLARAK PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
BİR HAYAT TARZI OLARAK PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Türk Olarak Doğdum,Türk Olarak Ölürüm
» Norveç'te Yaşam ve Norveçliler
» Ekin TÜRKMEN [ röportaj ]
» Hakan Şükürün Hayatı
» DoksanÜç Harbİve Genel Olarak Muhacirlarin Yasadiklari

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: