iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 DÜNYALIĞIN HİZMETÇİSİ OLMAYALIM

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: DÜNYALIĞIN HİZMETÇİSİ OLMAYALIM   Çarş. Tem. 16, 2008 10:22 am

Maalesef Düşünmüyoruz

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Her kim de benim
zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır.
Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” (Tâ-hâ; 124)

Allah'ın hidayet kaynağı, O'nun Kur'an'ına uymak ve Peygamberine tabi
olmaktır. Demek ki kim ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in ipine sımsıkı sarılırsa,
onun için ne dünyada, ne de ahirette bir zarar yoktur.

Onun vücudu, tuz gibi parça parça da olsa, o yine de kârdadır. Yeter ki
insan imtihanını kazansın. İnsan, ruhunu samimi olarak Allah'a feda
ettikten sonra, her şey ona kolay gelir.

Süfyan-ı Servi (rahmetullahi aleyh), kendi zamanının büyük
âlimlerindendi. O kadar âlimdi ki, diğer âlimler ve insanlar, fetva
sormaya onun yanına gelirlerdi. O şöyle demiştir: "Ben Kur'an okurken,
bir ayetten diğer bir ayete geçmeyi istemiyorum. Çünkü bir ayeti
okurken, o ayetin bana emrettiği şeyi düşünmem gereklidir."

Biz ise maalesef düşünmüyoruz. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in emir ve nehiylerini
düşünmemiz lazımdır. Bu ayet bana ne emrediyor, ne yapmam lazımdır,
diye düşünmeliyiz. Okuduğumuz ayet-i kerimede, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in
bizden ne istediğini düşünmeliyiz. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bu ayetle,
Kur'an'dan, gafil olanlar için kıyamet gününde çok dar, çok sıkıntılı
bir geçim olduğunu beyan etmiştir.

Süfyan-ı Sevri'nin buyurduğu gibi bir ayet-i kerimeyi, bir hükmü
okuduğumuz zaman, onu derinlemesine düşünmeli, Rabbimizin bizden ne
istediğini, tefekkür etmeli, hızlı bir şekilde diğer ayetlere
geçmemeliyiz.

Öğrenilenle Amel Etmemek

Yine Süfyan-ı Sevri şöyle demiştir: "Benim dünyada en çok korktuğum
şey, hadis-i şerif öğrenip de, daha sonra onunla amel etmemektir."

Hakikaten insanın, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)in hadis-i
şeriflerini okuyup öğrendikten sonra, onu tatbik etmesi lazımdır. İnsan
ilmiyle amel etmelidir.

Geçenlerde bir mümin kardeşimizin söylediği şu söz hakikaten çok yerindedir:
- Sadat-ı Kiram, bizim ya cennete veya cehenneme gitmemize sebep olacaklardır. Arkadaşları ona:
- Niçin? Diye sorunca, o şöyle demiştir:
- Sadat-ı Kiram, hiç bir şey bırakmamak suretiyle dindeki her şeyi bize
söylemektedirler. Biz de bunları bilip de icaplarını yerine getirmez,
onlar gibi davranmazsak, cehenneme gideriz. Fakat onların
söylediklerini yerine getirir, onlar gibi davranırsak, cennete gideriz.

İnsan ilim öğrendikten sonra, elinden geldiği kadar, o ilmi tatbik edip amel yapmalıdır.

Tabii, biz ne kadar amel etsek de ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in hakkını yerine
getiremeyiz. Fakat, buna rağmen takatimiz yettiği kadar, kuvvetimizi
ALLAH (C.C.) yolunda sarf etmemiz lazımdır. Herkes, ben cennetin ve cehennemin
olduğunu biliyorum demektedir. Evet, hepimiz bunu biliyoruz. Fakat
sadece bilmek yeterli değildir.

Bazı insanlar dünya maişetinin (geçiminin) sevgisiyle sarhoş
olmaktadırlar. Bunu da hepimiz görüyoruz. Tüccarlar sabahtan akşama
kadar çalışmakta, bazıları işiyle uğraşmaktan rahat bir yemek bile
yiyememektedirler. Hatta hesaplarını bitiremeyip akşam da onunla meşgul
olup uyumakta, sabahleyin yine aynen bu şekilde devam ederek işleriyle
meşgul olmakta, böylece dünya işinin sevgisi onları sarhoş etmektedir.

İşte, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) 1400 küsür sene önceden bizim bu zamanımızı görmüş, bizi ikaz etmiştir.

Şeytanî İnsanlardan Kaçının

Bir gün Hatem-i Esam (rahmetullahi aleyh), bir zâta: "Nasılsınız?"
Dedi. O da: "Selamet ve afiyetteyim" deyince, Hatem-i Esam şöyle dedi:
"Selamet ancak sırat köprüsünü geçtikten sonra olur. Afiyet ise
cennette bulunmandır."

İnsan, günah işlemediği zaman baki olan hayatı afiyetle geçecektir.
Hakiki afiyet odur. Bu dünyanın bir kaç günlük afiyeti hakiki afiyet
değildir. Çünkü öleceksin, o afiyet de nihayet bitecek!

İnsan ahirette baki olan hayatta azap içinde olursa, bu dünyanın
afiyetinin ona faydası nedir? İşte o zatlar böyle düşünüyorlardı. ALLAH (C.C.)
bizi onların hayrından mahrum etmesin. (Âmin)

Eğer, “Ne yapalım bu ahir zamanda günahlar çoğalmış, kendimizi muhafaza
edemiyoruz!” Diyorsak. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in merhamet kapısı, tövbe
kapısı vardır. Maalesef bundan da çok gafiliz. Tövbe kapısına müracaat
edelim.

Hatem-i Esam, Şakik-i Belhi'den şöyle rivayet ediyor: "Bütün insanların
listesi, günde yedi defa, şeytanın önüne gelir. Ve şeytan listeyi
gözden geçirir. Orada bir kişinin, tövbe ettiğini görürse, bağırır
çağırır. Bütün zürriyeti: ‘Bizim reisimizin başına büyük bir bela geldi
herhalde, büyük bir olayla karşılaştı!’ Diye başına toplanırlar. Ona:

- Ne oldu? Diye sorarlar. O da:
- Filan adam tövbe etti, ALLAH (C.C.) da onun günahlarını af etti, der.
- Onu tövbesinden döndürmenin çaresi nedir? Ona ne hile yapabiliriz? Diye sorarlar.
- Onun arkadaşlarından, komşularından, dostlarından, sizinle beraber olan bir kişi yok mu? Der. Onlar:
- Var! Derler.

Evet, insanlardan da şeytan olanlar vardır. Görünmeyen şeytan, vesvese
ile insanı yoldan çıkarır. İnsan şeytanları ise direk zahiri olarak
arkadaşının elini tutup onu günaha götürür. Hırsız olan bir kimsenin
arkadaşını hırsızlığa götürdüğü gibi... İşte o da şeytandır.

Bunun üzerine Şeytan yardımcılarına:
- Hemen onun o arkadaşına gidin! Der.

Onun o arkadaşını kandırırlar ve arkadaşı, onu tövbeden vazgeçirmek ve
aldatmak için çeşitli çarelere başvurur. Eğer tövbe eden kişi, kötü
arkadaşları, çeşitli sebepleri bahane ederek, onu tövbesinden
vazgeçirmek için uğraştıkları zaman: "Hayır, ben ölsem de tövbemden
vazgeçmem!" derse, hüsrana uğrarlar ve o kişi de ebedi saadete kavuşur.


Eğer onların hilelerine kanarak, tövbesinden dönerse, o da onlar gibi
helak olacaktır. Tövbe bizim düşmanımız olan şeytana çok ağır gelir.
Çünkü tövbe, insanın kurtulmasına sebeptir. İnsan tövbe ettikten sonra
da ahiret işlerine önem vermelidir.

Şeytan; ‘İmanını Ver Suyu Al!’ diyecek

Denildiği gibi, şeytan insanoğluna öyle bir düşmandır ki; kulun, kulluk vazifesini yaptırmamaya çok gayret gösteriyor.

Anlatıldığına göre, Ebu Zekeriya isimli bir zat sekerat esnasında idi.
Kendisine yakın bir dostu geldi ve bu ölüm halinde ona kelime-i
şahadeti telkin etti. Ne var ki, Ebu Zekeriya bunu demeyip yüzünü başka
tarafa çevirdi.

İkinci telkini yaptı, yine yüzünü başka tarafa çevirdi. Üçüncü telkini
yaptı, yine yüzünü başka tarafa çevirdi ve: "Demeyeceğim!" Dedi. O
yakın dostu, onun bu halde gitmesinden korktu.

Aradan bir saat geçtikten sonra, Ebu Zekeriya'ya bir hafiflik geldi, gözlerini açtı ve:
- Bana bir şey dediniz mi? Diye sordu. Onlar:
- Evet, dedik. Sana üç kere kelime-i şahadet telkin ettik. Ama sen
İkisinde yüzünü çevirdin, üçüncüsünde ise ‘Demeyeceğim!’ Dedin. Bunu
dinledikten sonra şöyle anlattı:
- Bana iblis şeytan geldi, elinde bir bardak su vardı. Sağıma
durdu, bardağı oynatarak, ‘Suya ihtiyacın var mı?’ Siye sordu.
Kendisine: ‘Hayır!’ Deyince, şeytan: ‘İsa, Allah'ın oğludur diye
söyle!’ Dedi. Ondan yüzümü çevirdim. Sonra ayakucumdan geldi ve aynı
teklifi yaptı. Üçüncüsünde ise: ‘Allah yoktur diye söyle!’ Dedi. Ama
ben ona: ‘Demeyeceğim!’ dedim. Bunun üzerine bardağı yere vurdu, kaçıp
gitti. İşte ben, ondan yüzümü çeviriyordum. Size değil onun teklifine:
‘Demeyeceğim!’ diyordum.

İşte, insan sekarat esnasında iken, canı öyle çok su istiyor ki; o anda
bütün dünyanın denizlerini içirseler, yine de o insan suya kanmaz. O
anda insanda şuur kalmıyor. Eğer ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl o anda insana kuvvet
vermezse, o kimsenin sonu tehlikelidir. İnsan samimi olarak kalbini
ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'e bağlarsa ve ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in kuvveti de onun
arkasında olursa, hiç bir güç o kimseye karşı koyamaz.

ALLAH (C.C.) İçin Ağlamak Kurtuluştur

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl böyle merhamet sahibidir. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl, kulundan
daima alçak gönüllülükle yalvarmasını istemiştir. Bazı âlimlerin
belirttiğine göre, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl semavi bir kitapta şöyle
buyurmuştur: "Benden korkarak ağlayan kulumu mutlaka azabımdan korurum.
Benim korkumla ağlayan kulu mutlaka cennetimde güldürürüm."

Muhammed İbn-i Munzir (rahmetullahi aleyh) ağladığı zaman gözyaşları
ile sakalını ve yüzünü sıvazlayarak: "İşittiğime göre gözyaşının
değdiği yeri cehennem ateşi yakmayacaktır." Derdi.

İşte, bu gibi fırsatlar elimizdedir. Bazı Evliyaların: "İnsanın
korkudan ağlaması, bizim bu zamanımızdaki gibi paslı kalple olmaz."
Dediği gibi, bunları içimizden gelerek, halis kalp ile yapmamız gerekir.

Biz Dünyaya Değil Dünya Bize Hizmetçi Olmalı!

Bu dünya hizmeti nedir ki? Şimdi biz ona hizmetçiyiz. Hâlbuki dünyanın
bize hizmetçi olması gerekir. Dikkat edersek, dünya ehli dünyaya
hizmetçidirler. Daima gece gündüz dünyanın hizmetinde bulunuyorlar.
Hatta yemek yiyecek vakit bile bulamıyorlar. İşte, dünyaya o kadar
hizmetçidirler. Sonuçta her insan ölecek ve çıplak olarak dünyadan
ayrılacaktır.

Hülasa ve netice olarak kendime ve size; ALLAH (C.C.) için şöyle tavsiyede
bulunuyorum: "Zamanımızı değerlendirelim ve düşmanlarımıza (nefis,
şeytan ve dünya) aldanmayalım. Kendimizi ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in rahmetine
müstahak edelim."

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl Öyle merhamet sahibidir ki; insan daima O'nun
merhametinden bahsetmek istiyor. Çünkü O'nun merhameti olmazsa, hiçbir
mahlûkat kendisini kurtaramaz.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in merhametini kazanmak; ibadet, taât ve zikirle olur.
Hiçbir şey yapmadan veyahut günah işleyerek, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'in
rahmetini beklemek çok yanlıştır.

İnşallah Bizi Affedecektir

Süfyan-ı Sevri (rahmetullahi aleyh) bir keresinde, Hammad (rahmetullahi
aleyh) ismindeki bir zata: "Acaba ALLAH (C.C.) benim gibi bir kimseyi affeder
mi?" diye sordu. Yani ben Allah'ın hakkını, yerine getiremiyorum, bu
sebepten, ALLAH (C.C.) benim gibi bir kimseyi affeder mi? Demek istedi. Hammad
ona şöyle dedi:

"Eğer kıyamet günü'nde, beni, annem ve babamın hesaba çekmesiyle,
Allah'ın hesaba çekmesi arasında, serbest bıraksalar, annem ve babam
beni hesaba çekmesini değil de Allah'ın hesaba çekmesini isterim. Çünkü
ALLAH (C.C.) bana karşı, anne ve babamdan daha şefkatli ve merhametlidir."

Bakınız, anne ve baba, küçük çocuklarına ne kadar şefkatli ve
merhametlidirler. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ise kuluna onlardan çok daha fazla
merhametlidir.

İşte Hammad, bu sözüyle Süfyan-ı Sevri'ye ALLAH (C.C.) bu kadar merhametli
iken seni nasıl affetmez demek istemiştir. Öyleyse, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl
kullarına bu kadar merhametli ise İNŞAALLAH bizi de affedecektir.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl; fazlı, keremi ve ihsanıyla hepimizi bu gaflet
uykusundan uyandırıp hakiki nasuh tövbesi ederek, o büyük merhamet
kapısını bütün mümin kardeşlerimize nasip etsin. (Âmin)...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
hicret58
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
avatar

Mesaj Sayısı : 2638
Yaşadığın yer : türkiye
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : tafsiyeyle
Kayıt tarihi : 20/08/07

MesajKonu: Geri: DÜNYALIĞIN HİZMETÇİSİ OLMAYALIM   Cuma Eyl. 19, 2008 4:50 am

AMİN ALLAH (C.C.) razı olsun paylaşımın için
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
aşk-ıcanan
Yeni Üye
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 155
Yaş : 32
Yaşadığın yer : ankara
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : maille tavsiye üzerine
Kayıt tarihi : 01/11/07

MesajKonu: Geri: DÜNYALIĞIN HİZMETÇİSİ OLMAYALIM   Cuma Eyl. 19, 2008 5:05 am

AMİN ECMAİN. ALLAH (C.C.) RAZI OLSUN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: DÜNYALIĞIN HİZMETÇİSİ OLMAYALIM   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
DÜNYALIĞIN HİZMETÇİSİ OLMAYALIM
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: