iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 RAHMET AYLARINDA YAKARIŞ ÇAĞRISI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: RAHMET AYLARINDA YAKARIŞ ÇAĞRISI   C.tesi Tem. 19, 2008 10:35 am

Üç
aylar deyince hemen aklımıza, Recep, Şaban ve Ramazan ayları gelir. En
kıymetli ay, 1000 ayın (yaklaşık 84 yıllık ömrün) meyvesini, sevabını
ve faziletini içinde barındıran Kadir gecesinin bulunduğu Ramazan
ayıdır. Dolayısıyla, Recep ve Şaban ayları, bu en faziletli ay ve gece
için birer hazırlık mahiyetindedir. Bu ayların Müslümanlarca önemli
ölçüde değer kazanmasının sebepleri arasında Hz. Peygamber (sav)'in bu
aylar hakkında verdiği haberler gösterilebilir. Resûlullah (sav) bir
hadis-i şerifinde: "Recep Allah'ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan
ümmetimin ayıdır" buyurmuştur.

Üç ayların kıymetli olmasının nedenlerinden birisi de beş mübarek
kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasındandır. Regaib
gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine; Mirac Gecesi, Recep ayının
yirmi yedinci gecesine; Berat Gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesine;
Kadir Gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar.
Mü’minler uyanık olmalı ve bu geceleri kurtuluşları için bir fırsat
olarak görmelidirler.

Peygamberimiz (S.A.V.) (sav)’in Ramazan ayından sonra en çok oruç tuttuğu ay
Recep ayıdır. İbn-i Abbas (ra);“Resulullah (sav) Recep ayında bazen o
kadar çok oruç tutardı ki, biz O’nu hiç iftar etmeyecek zannederdik.
Bazen de o kadar çok iftar ederdi ki, biz O’nu hiç oruç tutmayacak
zannederdik.” diye haber vermiştir. (Müslim)

Üç aylar, bırakmak istediğimiz kötü adetlerimizi bırakma, kazanmak
isteyip de bir kazanamadığımız güzel hasletleri kendimize mal etme
adına sunulmuş bir imkândır. Allah’ın rahmetinden bize sunulan bir
fırsattır. Çünkü bu aylarda, herkes derecesine göre eline diline sahip
olmaya, gönlünü kin, nefret ve düşmanlıklardan arındırmaya çalışmalıdır.

Tevbe ve Yakarış

Tevbe kapısının eşiğine koyalım başlarımızı ve günahlarımız için ağlayalım.
“Ey Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört, canımızı iyilerle beraber al.” (Al-i
İmran; 193) ayetindeki gibi Allah’a tevbe eden kullardan olmak için bu
mübarek zamanları değerlendirelim. ALLAH (C.C.) Gafur ve Rahim’dir. Biz
istersek ALLAH (C.C.) verecektir. Şunu hiç unutmamamız lazımdır ki: “Tevbe
etmediğimiz takdirde günahların kirinden temizlenmemiz ve kendimizi
düzlüğe çıkarmamız mümkün değildir.” Onun için mü’min olan kişi;
kendisini ancak tevbenin kurtaracağını bilmelidir.

Bu Mübarek üç aylar kalp ve gönülle yaşanması gereken aylardır. Bu ayda
herkesin alacağı bir nasip vardır. Dolayısıyla da hiç kimse ümitsizliğe
kapılmadan, gönlünü, kalbini bu ayda yağacak rahmet yağmuruna açmalı ve
şükürle coşmalıdır.

Recep ayının başında kutlanan Regâib gecesi, ayların sultanı Ramazan
Ayı’nın bir müjdecisidir. Manevi alemlere açılmak için bir
alıştırmadır. Yirmi küsur gün sonra gelen Mirac, gök kapılarının
açılmaya başlamasını temsil eder. Beraat ise bu kapıdan gelecek olan
kurtuluş müjdeleriyle gönüllerimize seslenir. Kadir gecesine gelince,
üç aydan beri rahmet, lütuf ve mağfiret kapıları önünde yalvararak
bekleşen mü’minlere, bu kapıların ardına kadar açılması demektir.

Bu aylarda, bol bol tevbe ve istiğfarda bulunulmalı, Kur’an’la daha
fazla meşgul olunmalı, nafile ibadetlere hız verilmeli, kaza namazları
kılınmalı, duaya çok ehemmiyet verilmeli, adeta bütün saniyelerimiz dua
ve istiğfarla süslenmelidir. Ayrıca ihtiyaç sahiplerine, yaşlılara ve
ALLAH (C.C.) yolunda hizmet edenlere yardım ve dualarımızı esirgememeli,
ayların Sultanı Ramazan ayına, onların da mutlu bir şekilde girmelerini
temin etmeliyiz.

Efendimizin Recep Ayında yaptığı dua

"Allahumme barik lena fi recebe ve şa'ban ve belliğna ramazan"
"Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır".
Üç ayların ilki olan Recep ayı girdiğinde bu duayı sıkça yapmalıyız.
Çünkü Resulullah (sav) bu duayı yaparlardı ve ümmetinin de yapmasını
istemiştir.

Neden ‘Recep’ denilmiş?

Recep, tazim ve saygı anlamına gelir, İslam öncesi Araplar Recep ayına
ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi.
Recep ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına
yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir
sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir
huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına
dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile
başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya "sağır ay" denilmesi de sükûnet
mevsimi olmasındandır. İslâmiyet gelince de Recep ayına mahsus olan
saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi'rac gibi tecellilerle
şereflendirildi.

Recep ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayı,
Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan'dan iki ay öncesidir. Fazileti
bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi'rac gibi mübarek geceleri
içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca,
Kur'an'da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman
kalplerdeki yerini bir kat daha artırmıştır.

Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Said-i Nursi (ks), onların
kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, müminlerin önünde büyük
bir kurtuluş vesilesi ve müjdesi olmasına şöyle işaret eder: “Her
hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte
yüzden geçer, Şâban-ı Muazzama’da üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı
Mübarek’te bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde
(Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.” (Şualar, s. 416.)

Recep büyük bir aydır. ALLAH (C.C.) bu ayda hasenatı kat kat eder. Recep
ayında bir gün oruç tutana, bir yıl oruç tutmuş gibi sevap verilir.
Yedi gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. Sekiz gün oruç tutana
Cennetin sekiz kapısı açılır. On gün oruç tutana, ALLAH (C.C.) istediğini
verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi, “Geçmiş günahların affoldu” der.
Recep ayında Allahü Tealâ Nuh (as)’ı gemiye bindirdi ve o da, Recep
ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.
(Taberani)

Sevap da Günah da kat kat yazılır

Recep ayında yapılan dua kabul edilir, günahlar affedilir. Bu ayda
günah işleyenin cezası da kat kat olur. Hz. Hüseyin (ra) anlatır:
“Kâbe’yi tavaf ederken, yanık sesle ALLAH (C.C.)-u Tealâya dua eden bir
kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü,
temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz
idi. Ona, “Sen kimsin, durumun ne böyle?” dedim. O kimse dedi ki: “Adım
Menazil...

Ben çalgı çalmak, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan’ın
ünlülerinden bir gençtim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Recep ve
Şaban aylarında bile, bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu
günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, “Allah-u Tealâ’nın azabı
şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü
işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikâyet ediyorlar” dedi.
Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek
susturdum.
Bu halim babama çok gîran gelmişti. Üzüntülü ve kırık kalple, “Bu
aylarda oruç tutup, geceleri ibadet ediyorum. Beytullah’a gidip
şerrinden korunmak için, ALLAH (C.C.)-u Tealâ’dan yardım dileyeceğim” dedi.
Bir hafta oruç tutup, Kâbe’ye giderek, “Ey Rabbim, mazlumların âhını
yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları
reddetmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et!” diye dua etti. Henüz
duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Beni gören, “Baba bedduasına
uğramış kişi” derdi.”

Hz. Hüseyin, “Baban bu hâline ne dedi?” diye sordu. O genç, “Babamdan
özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı.
Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere
deve ile gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi
çaresizim.” dedi. Babam Hz. Ali bu felçli gence dua etti ve Recep’te
yaptığı bu dua bereketiyle de Hak Tealâ o gence şifa ihsan etti.

Regaib gecesi bir fırsattır

Regâib gecesi, Recep ayının ilk Cuma gecesidir. Peygamber Efendimiz
(sav)in Allah’ın bazı çok özel fiilî tecellilerine mazhar olduğu,
nuranî lütuf ve ihsanlara, semavî derecelere eriştiği bir gecedir.
Kelime olarak regâib, “çokça rağbet edilen, nefis, kıymetli, değerli,
ihsan” mânâlarına gelen “ragîbe” kelimesinin çoğuludur. Buna göre
Regâib gecesi denilince: “Çok lütuf ve ihsanla dolu, kıymeti ve değeri
büyük, çok iyi değerlendirilmesi gereken gece” mânâsı anlaşılır. Bu
sene de 2007’nin Temmuz Ayının 19. gününün Perşembe’sine rastlayan
gecesi mübarek Regaib kandilidir.

Müslümanlar arasında ise Peygamberimizin dünyayı teşriflerinin ilk
halkasını teşkil eden anne rahmine şeref verdiği gün olduğuna
inanılmaktadır. Ancak bu gece ile Peygamber Efendimiz’in doğumu
arasındaki süre, bu inancı doğrulamıyor. Fakat, Hz. Âmine’nin Fahr–i
Âlem Efendimize hamile olduğunu bu geceden itibaren öğrenmiş
olabileceği düşünülebilir. (Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali,
s.187)

Peygamberimizin doğuşuyla yeryüzü nasıl küfür ve cehaletin
karanlıklarından kurtulup büyük bir mutluluğa kavuştuysa, onun
teşriflerinin ilk basamağı olan bu geceyi de bütün kâinat alkışlamış,
coşkun bir sevinçle ayakta karşılamıştır. Mânen bereketli olan bu
gecenin bir hususiyeti de mübarek Ramazan ayının ilk habercisi
olmasıdır.

Bediüzzaman Hazretleri, Regâib gecesinin Efendimiz’in manevi terakki
sürecinin başlangıcı olduğunu; Mi’rac gecesinde de bu terakkinin
zirvesine ulaştığını bildirmektedir. (Sikke–i Tasdik-i Gaybî, s.207)

Enes (ra)'den rivayet edilen hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (sav)
şöyle buyuruyor: "Receb'in ilk cuma gecesinde uyanık ol. O geceyi
gafletle geçirme. Çünkü, melekler o geceye (Regâib Gecesi) diye ad
koymuşlardır. Zira o gecenin üçte biri geçtiğinde yer ve gök melekleri
Kâbe-i Muazzama ve havalisinde toplanırlar. Allahu Tealâ meleklerin
toplantısı üzerine;
"Ey meleklerim! Ne istiyorsunuz? diye sorar. Melekler:
"Ya Rabbi! Senden istediğimiz ve temennimiz, Receb'in oruçlularının günahlarını bağışlamandır.” derler. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal'de;
"Receb'in oruçlularını affettim, buyurur."

Öyleyse bu gecede melekler dahi yeryüzünde ki kullar için af ve
mağfiret dilerken bizim bu gecelerdeki fırsatları kaçırmamız olur mu?
Daha çok ibadet ve taat yapmak ve tevbe etmek için bundan iyi fırsat mı
olur?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
usame
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 5456
Yaş : 102
Yaşadığın yer : dunya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Var tabi olmazmı....
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : SİVASLI KARDESİM SAOLSUN...
Kayıt tarihi : 18/08/07

MesajKonu: Geri: RAHMET AYLARINDA YAKARIŞ ÇAĞRISI   Çarş. Ağus. 20, 2008 6:47 am

Rabbim Razı olsun inşAllah bu mubarek ayları hakkıyla eda edenlerden oluruz inşAllah...

selametle

_________________

BU DÜNYADA:RENK ,NAKIŞ,LEZZET ...NE VARSA KÜSÜM!!!

YÜZÜMDE SON BİR HAYAL:AZRAİLE TEBESSÜM!!!


....NAMAZ KILMAKTAN AYAKLARI ŞİŞEN PEYGAMBERİN (sav),UYUMAKTAN GÖZLERİ ŞİŞEN ÜMMETİYİZ...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: RAHMET AYLARINDA YAKARIŞ ÇAĞRISI   Çarş. Ağus. 20, 2008 8:50 pm

a.r.o
inşallah bu mübarek gün ve gecelerin kıymetini bilip hakkını verebilenlerden oluruz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: RAHMET AYLARINDA YAKARIŞ ÇAĞRISI   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
RAHMET AYLARINDA YAKARIŞ ÇAĞRISI
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: