iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 EL-HUMEZE SURESİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: EL-HUMEZE SURESİ   Paz Tem. 20, 2008 10:00 am

Hümeze sure-i şerifi’nin Mekkî surelerdendir. Yani Mekke-i Mükerreme’de
indirilmişti. İniş sebebi olarak, genellikle Ahnes bin Şerik kabul
edilse de Ümeyye bin Halef gibi müşriklerin azılıları için nazil
olduğuna dair rivayetler de mevcuttur.

Esas itibariyle, Hümeze sure-i şerifi, Mekke’deki müşriklerin genel
karakteristik yapısını bizlere sergilemektedir. Bu yapı, temel olarak
güçlünün ve zenginin haksız dahi olsa haklı çıkarıldığı, güçsüzün ise
haklı olduğu durumlar da bile herhangi bir değerinin olmadığı bir
toplumdur. Surenin ayetlerini incelerken bu noktaya özellikle
değineceğiz. Şimdi, tek tek ayetlerin önce meallerine, sonra da kısa
tefsirlerine yer verelim:

‘Arkadan çekiştiren, gözü ile kaşı ile eğlenen her bir kimsenin vay hâline!..’ (Humeze, 1)

‘Veyl’ lâfzı; ‘horluk, zelîllik ve azap’ demektir. Kınama ve yerme için
kullanılmaktadır. "Hümeze" de onun-bunun kusurlarını ardınca söyleyen,
haysiyetini kırmak isteyen kimse’ demektir. "Lümeze" ise ayıp arayan,
kınama ve kötülemede bulunan ve göz ile kaş ile alaycı işaretler yapan
kimsedir.

Bu ayet-i celilede, toplumsal yaralara sebep olan bir insan prototipi
çizilmektedir. Mesajı çağlar üstü olan, her dönem ve her sınıftan
insanın, her türlü yarasına merhem olan Kur’an, bu ayeti ile çizdiği
prototipin akıbetini beyan etmiştir. Bu insan karakterini biraz daha
tanıyalım.

Ayete konu olan insan tipinin en önemli özelliklerinden birisi
gıybettir. Gıybet, hadisteki tanımıyla, mümin kardeşinin hoşuna
gitmeyecek bir şeyi, onun gıyabında, yani arkasından söylemektir.
Gıybet etmek, Kuran’ın ifadesi ile ‘ölü kardeşinin etini yemeye’
benzetilmiştir. Zulümden şikayet etmek, ‘emri bil maruf’ maksadıyla
söylenen sözler, fetva istemek ve bir mümini kötülükten korumak gibi
zaruri haller haricinde, gıybet kesinlikle yasaklanmıştır.

Bu prototipimizin ikinci özelliği ise insanların ayıp ve kusurlarını
araştırmaktır. ALLAH (C.C.)-u Telala’nın isimlerinden birisi Settar’dır.
‘Günahları örten, açığa çıkarmayan’ manasına gelmektedir. Dikkat
edilirse, KUR'AN-ı Kerim’de de geçmiş kavimlerden bahsedilirken, açık
bir sapıklık içinde olanlar hariç, Rabbimiz bir çok kavmin isimlerini
zikretmemiştir.

Bir vakıa olarak tespit etmeliyiz ki bugün toplumumuz da ayıp ve kusur araştırma hali gibi günahlar son derece yaygındır.

Prototipin üçüncü özelliği ise insanların arkasından yüzünü
buruşturarak, eğip bükerek bir insanı alaya almakta, diğer insanları
yaptığı maskaralıklara güldürmektedir. Bu maskaralığa konu olan şahsın
haysiyet ve onurunun zedelendiği hiç göz önüne getirilmemektedir.

Dikkat buyrulursa, Hazret-i KUR'AN, çok ciddi bir toplumsal yaradan
bahsetmektedir. Çünkü gıybet ve ayıp araştırma, bir başka hastalığı da
gündeme getirmektedir: ‘laf taşıma’. Anadolu’daki deyimiyle koğuculuk,
maalesef toplumumuzu ve hayatımızı içten içe kemirmeye devam ediyor.
Nice dostların arası, bu hastalıklı şahıslar tarafından bozulmakta,
nice yuvalar ve aile saadetleri harap olmakta, nice dini hizmetler akim
kalmaktadır.

‘Öyle kimse ki: Bir malı toplamış ve onu tekrar tekrar saymaktadır. Sanır ki, malı onu, daima yaşatacaktır.’ (Humeze 2)

Servet, insanların ayaklarını kaydıran en önemli imtihan vesilelerinden
birisidir. Karun gibi pek çok insan, malına güvenerek helak olmuştur.
Mekke müşriklerinin Efendimize (sav) iman etmemelerinin en büyük sebebi
de mallarına güvenmeleridir. Halbuki dünya malının geçici olduğu hiç
akıldan çıkarılmamalıdır.

Prototipimizdeki insan, cimrilik ederek mal biriktirmiştir. Mali
rahatlığın getirdiği inanılmaz bir güven duygusuyla insanları
aşağılamakta ve malı ile böbürlenmektedir. Halbuki müminin en büyük
hususiyetlerinden birisi de Allah’ın verdiği nimetlere şükretmek ve o
nimetlerden infak etmektir. Ayetin kınadığı insan tipi ise infak etmek
yerine malını sık sık sayıp durmaktadır.

‘Yok yok, öyle değil, elbette ki o, Hutame’ye atılacaktır.’ (Humeze, 4 )

Malına güvenerek ebedi yaşayacağını zanneden şahıs iyi bilsin ki
akıbeti ölümdür. Malı onu ölümden kurtaramayacağı gibi ebedi alemde de
malından fayda göremeyecektir. Gafletinin akıbeti ise Hutame’ye atılmak
olacaktır.

‘Hutame’nin ne olduğunu sana ne -şey- bildirdi?’ (Humeze, 5)

Hutame’nin ne olduğunu insan oğlunun bilmesi mümkün değildir. Ancak
Allah’ın bildirmesi ile bilenebilir. İnsan hayattayken tam anlamıyla
takdir edemez. Çünkü insan nefsi hiç ölmemeyi ister. Öldükten sonra ise
azabı aklına getirmez. Halbuki akıl sahipleri KUR'AN okurken tefekkür
ettiklerinden, ayetlerden ibret alırlar.

‘Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir.’ (Humeze, 6)

Mevla Teala işte müminlere haber veriyor. Hutame, Allah’ın
tutuşturulmuş bir ateşidir. Allah’ın kudretiyle yaratılmıştır ve hiç
sönmeyecek bir ateştir. Bu mübarek surenin ilk üç ayetinde, ALLAH (C.C.)-u
Reala’nın çizdiği prototipe giren insanlara muazzam ve şiddetli bir
azabın yapılacağı Cehennem’den bir yerdir.

‘Öyle ki, yüreklerin üzerine yükselecektir.’ (Humeze, 7)

Hutame’nin ateşi öyle şiddetlidir kalplerine tesir edecek, kalplerini
tabiri caizse dağlayacak ve azaba müstahak olanları kahredecektir.
Kalp, insan organındaki en hassas organdır. Efendimiz (sav)in beyanına
göre, kalp düzgün ve doğru olursa, tüm vücut da doğru yolda olmaktadır.
Eğer kalp bozuksa, insan da kötü yolda olmaktadır.

İnsanı böylesine derinden etkileyen kalbin, tutuşturulmuş ateşten azaba
müstahak olduğunu düşünelim. Böyle bir azapla karşılaşan o kalplerin
sahipleri, nasıl bir cezaya duçar olacaklardır? İdrak etmek mümkün
değil!.. Ne büyük bir azap, ne çetin bir süreç, ne kötü bir akıbet...
ALLAH (C.C.) bizleri muhafaza eylesin. (Amin)

‘Şüphe yok ki; bu (ateş), onların üzerlerine kapatılmıştır. Uzatılmış sütunlarda (bağlı bulunacaklardır).’
(Humeze 8- 9)

Hutame’nin ateşi, azaba müstehak olanları kuşatma altına almış, tüm
bedenlerini kapsamıştır. Artık onların kendilerini bu azaptan
kurtarmaları mümkün değildir. Ne güçleri, ne de dünyadayken
böbürlenmelerine, insanları hafife almalarına sebep olan malları onları
kurtaramayacaktır. Kaçmaya da kalkışamayacaklardır. Çünkü ateşten
direklere bağlanmış vaziyette olacaklardır.

Tahayyül edebiliyor musunuz ? Her yer ateş!.. Kapısından duvarlarına, tavanından tabanına, her yer ateş…

Şiddeti, harareti nedir bilmediğimiz bir ateş. Bu ateşe, üç beş gün
sürecek bir dünya hayatının neticesi olarak müstahak oluyorsunuz . Ne
için?

Gıybet ve koğuculuk, insanların arkasından kaş göz işareti yaparak onları alaya almanın karşılığı olarak böyle bir azap…

Kalbi (gönlü) helak edecek, kahredecek bir azap...
Değer mi?...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
usame
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 5456
Yaş : 101
Yaşadığın yer : dunya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Var tabi olmazmı....
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : SİVASLI KARDESİM SAOLSUN...
Kayıt tarihi : 18/08/07

MesajKonu: Geri: EL-HUMEZE SURESİ   Paz Tem. 20, 2008 9:11 pm

SABRİ KÖNTEK demiş ki:


Kalbi (gönlü) helak edecek, kahredecek bir azap...
Değer mi?...

Değmez Tabi Rabbim muhafaza eylesin Cümlemizi , Rabbim razı olsun abi..

selametle

_________________

BU DÜNYADA:RENK ,NAKIŞ,LEZZET ...NE VARSA KÜSÜM!!!

YÜZÜMDE SON BİR HAYAL:AZRAİLE TEBESSÜM!!!


....NAMAZ KILMAKTAN AYAKLARI ŞİŞEN PEYGAMBERİN (sav),UYUMAKTAN GÖZLERİ ŞİŞEN ÜMMETİYİZ...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
EL-HUMEZE SURESİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» KEVSER SURESİ'nin Açıklaması

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: