iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 EHL-İ SÜNNET VE SAPIK FIRKALAR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: EHL-İ SÜNNET VE SAPIK FIRKALAR   Cuma Ağus. 01, 2008 10:43 am


Ehl-i
Sünnet, Kur’an-ı Kerim ile Hz. Peygamber (asv)’in sünnetine sımsıkı
sarılıp, doğru yoldan sapmayan kimselerdir. Bu kimselerin inanç
yönünden ne ifratı ne de tefriti vardır.

Ehl-i Sünnetin inançları özetle şöyledir; ALLAH (C.C.)-u Zülcelal bütün kemal
sıfatlarla vasıflanmıştır. Hiçbir eksiği yoktur. Her şeyin yaratıcısı
O’dur. Zatında bir olduğu gibi sıfatlarında da birdir.

Ezelidir. Hiçbir şey yokken O var idi. Ne isim ve ne de sıfatlarında sonradan meydana gelme diye bir şey yoktur.

O, her şeyi ilmi ile bilir. İlmi ise ezeli bir sıfatıdır. Kudreti ile
Kaadir’dir. Kudret sıfatı ise ezelidir. Yaratması ile Hâlik’tir.
Yaratma ise ezeli bir sıfatıdır. O, fiili ile fâil, fiil sıfatı ise
ezelidir.

Bütün fiiller mahluk, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in fiili ise mahluk değildir.
O’nun sıfatları ne hadis (sonradan olma) ne de mahluktur. O’nun hiçbir
sıfatı yaratıkların sıfatlarına benzemez.

O’nun bilmesi bizim bilmemize, O’nun kudreti bizim kudretimize, O’nun
görmesi bizim görmemize, O’nun işitmesi bizim işitmemize, O’nun
konuşması bizim konuşmamıza benzemez. O’nun rızası, gazabı, ve bütün
sıfatları, alet, harf, keyfiyet ve ses gibi şeylerden münezzehtir.

Bizim sıfatlarımız hadistir. Yani; alet, harf, keyfiyet, hal ve ses gibi şeylerden meydana gelir.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelal ebedidir. Varlığı sonsuzdur.

Ehl-i sünnet, Eş’arî ve Maturîdî fırkası olmak üzere iki fırkadır. Bu
iki fırka arasında bazı teferruatlarda farklılıklar olsa da, inanç
esaslarında birbirine aykırı değildirler.


İmam İbnu Subkî, Şerh-u Akîdet-i İbn-il-Hâcib adlı eserinde diyor ki:
"Ehli Sünnet vel Cemaat, bir tek akîde üzerinde ittifak ettiler. ALLAH (C.C.)
Teâlâ'nın hakkında vacib, caiz ve muhal olan sıfatlarda ihtilaf
etmediler. Ancak bu itikada ulaşabilecek bazı meselelerde ihtilaf
ettiler. Yani delillerde ihtilaf ettiler.”

Uzun araştırmalardan sonra anlaşılıyor ki, Ehli Sünnet vel Cemaat üç
taifedir: Birincisi, ehli hadistir. Bunlar, sadece Kitab ve Sünnete
dayanırlar; bundan başkasına iltifat etmezler. Bunların delilleri,
Kitab, Sünnet ve İcmâ-i ümmettir.

İkincisi, fikir, sanat ve aklî delillerle meselelerini muhkemleştiren
(güçlendiren) taifedir. Bunlara Eş'ârî ve Hanefî denilir. Eş'ârilerin
imamı, Ebu-l-Hasen el-Eş'ârî; Hanefîlerin imamı ise Ebû Mansûr
el-Mâturîdî'dir. Bunlar aklî delillerde ve maksatlarda müttefiktirler.
Sem'î delillerden aklın mümkün gördüğü meselelerde de müttefiktirler.
Ancak maksat olan bazı itikâdî meselelerin delillerinde, mesela tekvin
ve taklid meselelerinde ihtilaf ettiler.

Üçüncüsü, keşif ve ehli vicdan taifesidir. Bunlara sofiyye denilir.
Sofîler de bidâyette, ehli nazar ve istidlal, yani Eş'ârî ve Matûrîler
gibidirler. Nihayette ise keşif ve ilhamla hükmederler.

Hafız Zebîdî (rahimehullah) diyor ki: “Malum olsun ki, İmam Ebu-l-Hasen
el-Eş'ârî ve İmam Ebû Mansûr el-Mâturîdî (radıyallahu anhumâ), indî
meselelerden son derece sakındılar. Bir bid'ati ihdas etmediler.
Mezhebleri, ashab, tabiîn ve tebei tâbiîn'in yolundan ayrılmamıştır.
Bilakis Selefin itikad anlayışlarını, aklî ve naklî delillerle
esaslaştırdılar.

Mesela İmam Eş'arî, İmam Şâfiî'nin görüş ve ictihatlarını, açık
nasslarla (deliller) teyid ederek mezhebine yardım etmiştir. İmam
Mâturîdî ise aynı yolla İmam Ebû Hanîfe'nin mezhebini aklî ve naklî
delillerle takviye etmiştir. Her ikisi de ehl-i bid'atle savaşmışlar ve
ALLAH (C.C.) Teâlâ onları muvaffak kılmıştır. Filhakika cihadın aslı da,
bunların yaptıkları cihattır. Bu takdirde bunlara uymak, Ashab, Tabiîn
ve Tebe-i Tabiîn'e uymaktır. Bunlara bağlanmak, Onlara bağlanmaktır.

Nitekim İz İbn-i Abdisselam diyor ki: "Şâfîler, Malikîler, Hanefîlerin
büyük bir kısmı ve Hanbelîlerden ehli fazilet, İmam Eş'ârî'nin itikadı
üzere icma' ettiler. Nitekim İmam Eş'ârî'nin muasırlarından Ebû Amr
ibn’ul-Hâcib, Mâlikî olduğu halde ve Hanefîlerin şeyhi olan Şeyh
Cemâleddîn de Hanefî olduğu halde, Eş'ârî'nin itikadı gibi eser
yazdılar." (İmam Takyeddîn İbnu Subkî, İbnu Abdisselam'ın bu naklini
tasvib etmiştir.)

Onların zamanından şu ana kadar, onlardan hiçbir âlim, hiçbir alimi
tekfîr (küfür isnad etmek), tebdî' ve tesfîk etmemiştir. Bu da onların
hak yol üzerinde olmasına delildir.

Hasılı, sapıkların Ehli Sünnet vel Cemaat'e düşmanlığının yegane
sebebi, İslam’ı tatbik etmekten aciz kalmalarıdır. Onların acizlikleri,
onları sevgiden çevirip düşmanlığa saptırmıştır.

Önüne gelen kitap yazar; karalar, çizer. Kimisi "bilim adamı" der;
kimisi "ayet, hadis" deyip kafasına göre yorum yapar. Buna çok dikkat
etmeliyiz. Ehli Sünnet vel Cemaat’in itikâdı ve amelî ölçüleri, tevâtür
(sağlam) senedlerle zamanımıza ulaşmıştır. Fırka-i Nâciye, yani
Efendimizin haber verdiği kurtuluşa erecek olan cemaat da, Ehli Sünnet
vel Cemaat’tir.
İnanç sahasındaki bi’dat (sapık) fırkalar; Mu’tezile, Şi’a, Hariciye,
Neccariye, Müşebbihe, Mercie ve Cebriye olmak üzere yedi sınıfa
ayrılmışlardır.

Mu’tezile;
Bu mezhebin mensupları, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in kitabını mahluk
(yaratılmış) saymışlardır. ‘Allah-u Zülcelal ne görür ne de görülür’
diyerek, O’nun ‘Basar’ sıfatını inkar etmişlerdir. Ayrıca Sırat’ı,
Mizan’ı ve evliyanın kerametini inkar ederler. Bunlar kendi aralarında
yirmi guruba ayrılmışlardır.

Şîa;
Bunlar da kendi aralarında 22 fırkaya ayrılmışlardır. Bu mezhebin bazı
mensupları, Hz. Ali (ra)’yi peygamber ve bazıları onu ilah kabul
etmişlerdir.

Şia’nın bir kısmı Kur’an-ı Kerimin açık hükümlerine ters düştüğü için
müslüman sayılmazlar. Bunlar Kur’an-ı Kerimin bir kısmını Hz. Peygamber
(asv)’e bir kısmını Hz. Ali (ra)’ye indiği inancındadırlar. Mesela beş
vakit namaz ile Ramazan orucunu inkar eden bir kısım Rafızilerle
peygamberliğin Hz. Muhammed (asv)’e değil, Hz. Ali (ra)’ye geldiğini ve
Hz. Aişe (ra)’nin, Hz. Muhammed (asv)’e ihanet ettiğine inanan,
Hindistan’da ve Pakistan’da bulunan İsmailiye fırkası gibi.

Şia’nın diğer bir kısmı ehl-i bid’at olsalar da Müslüman sayılırlar.
Mesela, Yemen’de bulunan Zeydiyye fırkası Hz. Ali’nin, imamete daha
müstahak olduğuna, bununla beraber üst varken astın da halife
olabileceğine inandıkları için Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer ve Hz. Osman
(r.anhum)’un hilafetini reddetmiyorlar. Şiiler arasında ehl-i sünnete
en yakın bu fırkadır.

Hariciye;
Bu mezhebin mensupları, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Talha (r.anhum), Hz.
Aişe (r.anha) ve kendileri dışındaki bütün müslümanları tekfir
etmişlerdir. Ayrıca bunlar, küçük ve büyük günah işleyenleri de kafir
sayarlar. Bunlar da kendi aralarında yirmi guruba ayrılmışlardır.

Neccariye;
Bu mezhebin mensupları, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in sıfatlarını inkar edip,
Kur’an-ı Kerim yazıldığı zaman cisim, okunduğu zamanda a’razdır,
derler. Bunlar da kendi aralarında üç guruba ayrılmıştır.

Müşebbihe;
Bu mezhebin mensupları, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’i cisimlikle vasıflandırırlar.
Bunlar, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal (haşa) yaratıklara benzer, derler.

Mürcie;
Bu mezhebin mensupları, ALLAH (C.C.)-u Zülcelal mü’minlerden herhangi birine
ateşle azab etmez, masiyet (günah) imanla birlikte zarar vermez,
derler. Ayrıca, ameller farz değil fazilettir, yapanlar için iyidir,
yapmayanlara bir şey yoktur, derler. Bunlar da kendi aralarında beş
guruba ayrılmışlardır.

Cebriye;
Bu mezhebin mensupları, kulun meydana gelen her hangi bir işte iradesi
yoktur, o cansız varlık mesabesindedir, hal böyle olunca, kul emir ve
nehy’e (yasaklara) muhatap olmaktan da kurtulmuş olur, derler.

Kaynakça:

1) Seyda Muhammed Konyevi (ks); Asrımız Meselelerine Fetvalar, Reyhani Yayınları, Konya, 2004.
2) İsmail Çetin Hz.; Ehli Sünnetin Nazarı İtikadın Ölçüsüdür, Dilara Yayınları.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GöNüL
Bayan Moderatör
Bayan Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7928
Yaşadığın yer : almanya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : din icerikli olmasi
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : sahra kardesimin araciligiyla
Kayıt tarihi : 17/03/08

MesajKonu: Geri: EHL-İ SÜNNET VE SAPIK FIRKALAR   Çarş. Ağus. 06, 2008 5:13 am

hic duymamistim bu isimleri! önemli bilgiler! ALLAH (C.C.) razi olsun abi!

_________________


.......zalimlerin mızragı kalbime bir saplansın..........
........çığlıklarım yükselip arşa alaya ulaşsın..........
.........zalimlarin kılıcı al kanımla boyansın...........
EY ŞEHADET GEL ARTIK DÜNYA ZALİMLARE KALSIN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
EHL-İ SÜNNET VE SAPIK FIRKALAR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: