iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 ALLAH (C.C.) İÇİN BİRBİRİNİ SEVEBİLMEK…

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: ALLAH (C.C.) İÇİN BİRBİRİNİ SEVEBİLMEK…   Perş. Ağus. 28, 2008 10:30 am

Mü’minler Bir Vücut Gibi Olmalı

İslam dininde mü’minlerin birbirlerini sevmeleri ve kardeş olmaları çok
mühimdir. Nitekim, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir
hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini
korumakta bir vücut gibidirler. Vücudun herhangi bir azası rahatsız
olursa, diğer azaları da bu yüzden ateşlenir ve uykusuz kalır.” (Buhari)

Nasıl vücutta bir aza ağrıdığı zaman, onun ağrısı diğer azaları da
etkiliyorsa, bir mü’minin sevinmesi veya üzülmesi durumunda diğer
mü’minlerin hali de böyle olmalıdır.

Hz. Peygamber (sav) diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Bir
mü’minin diğer mü’min kardeşlerine karşı ilgisi, birbirini bağlayıp
destekleyen bir binanın taşları gibidir.” (Buhari)

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), verdiği çok güzel misallerle İslam kardeşliğinin boyutlarını bize gösteriyor.

Nasıl bir binanın tuğlaları, taşları, üst üste geliyor, birbirine
kuvvet veriyor, birbirine yaslanıyor ve bir bina meydana geliyorsa,
işte mü’minler de aynı bu binanın taşları gibidir, buyuruyor.

Hepimiz düşünelim; bir binanın malzemelerini konulması gereken yerlere
koymayıp, o tuğlaları, o taşları, üst üste dizmezsek, o kumu, o
çimentoyu birbirine katıp suya karıştırarak beton hâline getirmezsek, o
bina nasıl meydana gelebilir?

Onun için mü’min kardeşlerimizi sevmez, onlara kin beslersek, ALLAH (C.C.)-u
Zülcelâl’in katında bir kıymetimiz kalmaz. Aynen harap olmuş bir bina
gibi oluruz. O halde, bir binanın malzemeleri nasıl bir araya gelip bir
bina oluşuyor ise mü’minler bir araya gelmeli ve birbirlerine destek
olmalıdırlar.

Mü’minler Birbirlerine Küsmemeli

Maalesef zaman zaman mü'min kardeşlerimizin birbirleri ile münakaşa ve
mücadelelere giriştikleri, bu mücadele neticesinde birbirlerini
kırdıkları ve uzun süre aralarına küskünlüklerin girdiği bir gerçektir.

Oysa unutmamak lazımdır ki münakaşa, çekişmek, mücadele etmek ve
sonunda da mü’minlerin birbirine küsmesi, şeytanın elinde büyük bir
sermaye olmaktadır.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifte şöyle
buyurmuştur: "Şeytan Arap yarımadasında, müslümanların kendisine ibadet
etmelerinden ümidini kesmiştir. Ama onların aralarında sürtüşme
çıkarmaya çalışacaktır." (Müslim)

İşte buna bakarak, mü'min kardeşlerimizle aramızdaki küskünlükleri ve küsme sebeplerini ortadan kaldırmaya çalışmamız lazımdır.

Esasen mü'minlerin birbirlerine küsmeleri çok çirkin bir şeydir.
Hâlbuki Hz. Peygamber (sav) başka bir hadis-i şerifte şöyle
buyurmuştur: "Hiçbir müslümana, kardeşini üç günden fazla terk etmesi
helal değildir." (Buhari)

“Mü'min kardeşi ile bir sene dargın duran, onu öldürmüş gibidir.” (Ebu
Davud, Beyhaki) “İki müslüman dargın olsa, haksız olanı barışıncaya
kadar İslam'ın dışındadır.” (Bezzar)

“Her pazartesi ve perşembe günleri ameller Allah'a sunulur, ALLAH (C.C.)-u
Teâlâ kendisine ortak koşmayanlardan sadece mü'min kardeşi ile arasında
düşmanlık olan kimseler hariç hepsini bu günlerde affeder.” (Meleklere
de): “Barışıncaya dek onları bırakınız, buyurur.” (İmam Malik, Müslim,
Ebu Davud, Tirmizi, İbn Mace)

Bu hadislerden anlaşıldığına göre, mü’min kardeşiyle konuşmamak, onunla küs durmak, çok çirkin ve kabih bir davranıştır.

Kişi ahiretini düşünüyor, cennet nimetlerini istiyor ve cehennem
ateşinden muhafaza olmak, Allah'ın rızasını kazanmak istiyorsa, mü’min
kardeşiyle küs olmamalıdır.

Birbiri ile ilgilerini kesen iki kişinin en hayırlısı, selam vermeye ve
konuşmaya ilk başlayan ve bu ayrılığın sebeplerini ortadan kaldıran
kimsedir. Müslümanların birbirleri ile üç günden fazla küskün durmaları
haramdır.

İki mü'minin arasındaki küsmenin üç gün ile sınırlandırılmasından
maksat, birbirlerine küsen kimselerin, bu müddet içinde daha iyi
düşünüp, hatalarını anlamalarını temin ve kalplerindeki kini yok etmek
içindir.

Zaten mü'min kimse, kin tutmaz ve hemen barışmaya yanaşmak suretiyle, faziletli davranmayı tercih eder.

Başkalarının Hatalarıyla Meşgul Olmamak

Başkalarının hataları ile meşgul olmak; karşısında bulunan kimseyi hor
görmek, daima kendisini diğer mü'min kardeşlerinden üstün tutmak ve
onların çok küçük kusurlarını bile mesele yapmaktır.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Birbirinizin kusurunu araştırmayın.” (Hucurat; 12)

Hâlbuki insan, diğer insanların kusurunu araştırmak, onların
kusurlarıyla meşgul olmak yerine kendisine baksa, o kişilerde bulunan
hatalardan daha büyük hataların kendisinde olduğunu görecektir.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifte şöyle
buyurmuştur: "Allah-u Zülcelâl bir kuluna hayır dilerse, onu kendi hata
ve kusurları ile meşgul eder. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl, bir kuluna da şer
dilerse, daima kendi hataları ile meşgul olmayı bırakıp, başkalarının
hatalarıyla meşgul olmasını nasip eder."

Ma’ruf-i Kerhi (kuddise sırruhu) da şöyle demiştir: "Allah, bir kuluna
hayır dilediği zaman, ona salih amel kapısını açar. İnsanlarla mücadele
ve münakaşa etme kapısını kapatır. O kimse, daima salih ameller ile
meşgul olur ve kimseyle mücadele etmez. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bir kimseye de
şer murad ederse, onu azabına uğratmak ve cehennem ateşine atmak için
salih amel kapısını ona kapatır ve salih amel yapmayı o kimseye nasip
etmez. Münakaşa ve mücadele kapısını o kimseye açar.”

Demek ki küsmenin birinci sebebi, kişinin kendi hatalarını bırakıp başka insanların hataları ile meşgul olmasıdır.

Örneğin bir adam diyor ki: "Ben filan cemaate sohbete gidiyorum. Fakat
oradaki insanların yaptıkları hatalardan dolayı, ben o cemaatten
soğudum. Filan adam şu hatayı yapıyor, filan adam bu hatayı yapıyor.
Onun için namazı bile terk eder hale geldim."

İşte bu adam, o kişilerin hatalarına bakmak yerine kendi hataları ile meşgul olsa, onların hatalarını görmez bile.

Hâlbuki kişi, biraz derin düşünerek nefsinin kendisini nelerden mahrum bıraktığını anlamaya çalışmalıdır.

Rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sav) mescitte minbere çıkarak
yüksek bir sesle şöyle seslenmiştir: “Ey diliyle ikrar edip kalbiyle
iman etmeyenler! Müslümanlara eza ve cefa etmeyin, onları küçümsemeyin,
aşağı görmeyin, kusurlarını araştırmayın.

Çünkü bir müslüman kardeşinin ayıplarını araştıran bir kimsenin
ayıplarını da ALLAH (C.C.) araştırır. Hak Teâlâ da bir kimsenin kusurlarını
tetebbu ederse (araştırırsa) onu rezil rüsvay eder.” (Tirmizi, İbn
Hıbban)

Bu hadis-i şerifteki emir, kişinin başkalarının kusurlarına ve ayıplarına bakmamasına işarettir.

Kul böyle yaparsa, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl de onun ahiret günü ayıplarını
örtecektir. Kul başkasının ayıbına bakmadığı zaman, kendi kusurlarıyla
meşgul olup kendisini düzeltmeye başlayacaktır.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bir kuluna hayır dilediği zaman, o kimse kendi
ayıplarıyla meşgul olacak başkasının ayıplarıyla uğraşmayacaktır.

Eğer biz başkasının ayıplarını araştırırsak, ALLAH (C.C.) da bizim
ayıplarımızı araştıracaktır. Eğer ALLAH (C.C.) bir insanın ayıplarını
araştırırsa, o kişinin işi çok zordur. Bu kişi perişan olacaktır. Bunun
için hiç kimsenin ayıbını araştırmayalım. Daima kendi hatalarımızla,
eksikliklerimizle meşgul olalım.

Mü’minlere Bazı Önemli Tavsiyeler

En başta da belirttiğimiz gibi İslam dininde, mü’min kardeşliğinin ve
mü’minlerin birbirlerini ALLAH (C.C.) rızası için sevmesinin çok büyük bir
yeri vardır. Çünkü ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle
buyurmuştur: “Şüphesiz mü’minler kardeştirler.” (Hucurat; 10)

Onun için mü’minler evlerinin içinde öz kardeşleri ile nasılsa, mü’min
kardeşleri ile ondan daha üstün olmak, birbirlerini daha çok sevmek
için gayret göstermelidir.

Tabii bunun mümkün olması için her şeyden önce, kişinin kendisini
düzeltmesi lazımdır. Onun için bazı evliyalar şöyle demiştir: “Kim
ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ile arasını düzeltirse, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl de onunla
diğer kullarının arasını düzeltir.”

Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve selem) de bir hadis-i
şerifte şöyle buyurmuştur: “Allah, bir kulunu sevdiği zaman, Cebrail'e:
‘Ben onu seviyorum, sen de sev.’ Buyurur. Cebrail de o kulu sever ve
gök halkı arasında: ‘Allah, filan kulu seviyor, siz de sevin.’ Diye
haber verir. Onlar da onu severler. Sonra da yeryüzünde yaşayanların
kalbine onun sevgisi yerleştirilir.” (Buhari, Müslim)

Bu sebeple, bir mü’min, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'in rızasına giden yolda bir
mesafe kat etmek istiyorsa, bu ayet-i kerime ve hadis-i şeriflere
bakarak, mü’min kardeşlerini sevmesi gerektiğini anlaması lazımdır.

Buradan anlaşıldığına göre, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bir kimseyi severse,
mü’minler de ona karşı iyi davranır. Onun için bir mü’minin ilk önce
ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ile kendi arasındaki hali düzeltmesi lazımdır.

Mü’minlerin birbirlerine karşı bir takım görevleri vardır. Bu görevleri
yerine getirmek için gayret etmek lazımdır. Çünkü iki mü’min kardeş,
aynen iki el gibidir. Eller nasıl birbirini yıkıyorsa, mü’minler de
birbirlerinin eksiklerini tamamlarlar.

Mü’minler birbirlerine karşı, şefkat, merhamet ve sevgiyle muamele
ederler. Ve birbirlerini sevdiklerini açıkça belli ederler. Nitekim
ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Kendi
aralarında merhametlidirler.” (Fetih; 29)

Ebu İdris Havlani' den şöyle rivayet edilmiştir: “Bir gün Dimeşk
mescidine girmiştim. Güler yüzlü bir gençle karşılaştım. İnsanlar onun
etrafını sarmış, ihtilafa düştükleri meseleleri ona soruyorlar ve
söylediklerini de kabul ediyorlardı.

Kim olduğunu sordum. Muaz bin Cebel olduğunu söylediler. Ertesi gün
yine o mescide gittim. O zat namaz kılıyordu. Namazını bitirince,
yanına giderek selam verdim ve: “Vallahi seni ALLAH (C.C.) için seviyorum.”
Dedim.

“Allah için mi?” Diye sordu. “Allah için!” Dedim. Elbisemin kenarından
tutarak beni kendine çekti, şöyle dedi: “Müjdeler olsun sana! Hz.
Peygamber (sav)'in şöyle dediğini duydum:

“Allah-u Zülcelâl buyuruyor ki: Benim rızam için birbirini sevenlere,
Benim rızam için oturup sohbet edenlere, Benim rızam için birbirlerini
ziyaret edenlere ve birbirlerine harcamada bulunanlara muhabbetim
haktır.” (İmam Malik, İbn Hıbban)
Mü'minlere İyi Davranarak Onların Sıkıntısını Gidermenin Mükâfatları Şöyledir:

1- ALLAH (C.C.)-u Teâlâ, mü'min kardeşinin bir üzüntüsünün kalkmasına sebep olan kimsenin, kıyamet gününde ahiret üzüntüsünü kaldırır.

2- ALLAH (C.C.)-u Teâlâ, dünya hayatında onun rızkını bollaştırır.

3- O dehşetli kıyamet gününde ALLAH (C.C.)-u Teâlâ’nın azabından emin olur.

4- Mü’min kardeşine yardım edene bütün hayır kapıları açılır ve iyilik
yaptığı kişileri rencide etmediği sürece, Allah'ın nimetleri o kimsenin
yanında sabit kalır.

5- Mü’min kerdeşine yardım eden kişi, yardım ettiği zamanı, Allah'a
ibadet ve taatte geçirmiş sayılır. Ve bu davranışı, Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem)’in mescidinde bir ay itikâf etmekten daha
sevimlidir.

6- Binlerce melek ona dua ve rahmet talep ederler.

7- Mü’min kardeşine yardım edenin yardımı, onun ateşten muhafaza olmasına sebep olur.

8- Her bir adımda yetmiş şehit sevabı yazılır, yetmiş günahı affolunur.

Bu büyük hayrı kazanmak ve buna nail olmak için bir mü'min kardeşinin
sıkıntısını karşılıksız olarak gidermek gereklidir. Elimizden geldiği
kadar mü'min kardeşlerimizin ihtiyaçlarını giderelim. Bu fırsatı ve bu
büyük hayrı kaçırmayalım.
Çünkü biz mü'min kardeşimize yardımcı olduğumuz zaman, ALLAH (C.C.)-u Teâlâ da
kıyamet gününde bizlere yardımcı olacaktır. İnşaallah-u Teâlâ...



İLİM MECLİSİNDEN SOHBETLER
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: ALLAH (C.C.) İÇİN BİRBİRİNİ SEVEBİLMEK…   Salı Eyl. 02, 2008 2:18 am





Müslüman ALLAH (C.C.) için sever, ALLAH (C.C.) için nefret eder. Onun yaşamı nefsin emirleri doğrultusunda cereyan etmez. O daima nefsiyle savaş halindedir. Onun sınırlarını ayetler ve hadisler çizmiştir.

İslam sevgi, şefkat, merhamet ve hoşgörü dinidir. Fakat bu kavramların sınırları da çizilmiştir. Bunları da layık olana göstermek izzetli olmanın şartıdır. Mümin, dostunu ve düşmanını bilir; düşmanlarını dost safına çekmek için gayret sarf eder. Lâkin bunu yaparken inançlarından asla taviz vermez.

Yüce Peygamberimiz (S.A.V.) müminde olması gereken, olmazsa olmaz türünden üç özelliği şöyle sıralar: "Şu üç özellik kimde bulunursa o kişi, imanın zevkini tatmış olur. Bunlardan birincisi: ALLAH (C.C.) ve Resulü, kendisine başkalarından daha sevimli olmak. İkincisi: Sevdiği kimseyi sadece ALLAH (C.C.) için sevmek. Üçüncüsü de: İmandan sonra küfre dönmeyi, ateşe atılıyormuş gibi kötü görmek."

Son yıllarda Müslümanlar üzerinde oynanan oyunlar çoğalmıştır. İçte ve dıştaki bazı şer mihraklar, iman cilasıyla yürekleri dolunay gibi parıldayan bu güzel insanları lekeleme gayreti içerisindedir.

Bazı kesimler, sabit fikirleriyle hareket ederek, nerde bir şiddet içerikli hadise yaşansa, onu Müslümanların sırtına yüklemektedir. Bu yük altında ezilen müminler, haksızlığa uğramış olmanın getirdiği moral bozukluğunu üzerlerinden atamamakta, bilinçleri yaralanmakta, gadre uğramaktadır. Oysa, İslamiyet şiddeti ve nefreti asla tasvip etmemiştir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ALLAH (C.C.) İÇİN BİRBİRİNİ SEVEBİLMEK…
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Rüyada ALLAH (c.c) görmek
» Bu DUA'yı okuyanın ALLAH(C.C) bütün hacetlerini görür
» BUGÜN ÜZÜLMEK YOK...
» Gitmek ölmek demek,ya Ayşeye öl de,yada kal

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: