iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 ALLAH (C.C.) İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VERİR

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: ALLAH (C.C.) İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VERİR   Paz Eyl. 07, 2008 10:47 am

“Selam Size Ey Takva Sahipleri!”

“Takva sahipleri öyle kimselerdir ki; melekler canlarını hoş ve rahat
olarak alırlar. ‘Selam size. Yapmış olduğunuz (iyi işlere) karşılık
girin cennete’ derler.” (Nahl; 32)

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bu ayet-i kerimede, kıyamet günü salih kullarının
durumunu bize beyan etmektedir. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'in baki ahiret hayatı
için kendisine bu şekilde hitap etmesini kim istemez. Allah'u Zülcelâl
bu şekilde kime hitap ederse, ne mutlu ona!..
ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl, mümin olan kullarının ruhunu, meleklerine emrederek
temiz bir şekilde, günahlardan temizlenmiş olarak, hoş ve rahat olarak
alırlar. Yani temiz olması; tamamı ile her şeyden kendini temizleyip,
kendisini ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'e veren, daima sadece O'nun rızasını isteyen
manasındadır. Çünkü kalbin, ruhun, sırrın temizlenmesi ALLAH (C.C.)-u
Zülcelâl’in yanında çok mühimdir.

Kalbini, ruhunu, sırrını her şeyden çözüp sadece ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'i
isteyen şahıslara; ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl meleklerine; “Gidin onlara müjde
verin. Deyin ki; sizin üzerinize selamet olsun, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'e
halis olarak amel yaptığınızdan dolayı cennete girin” diye emir verir.
Kıyamet günü herkese, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl yaptığı muameleye göre makam
verir. Bu dünyada ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'e karşı nasıl muamelede bulunursak,
O da kıyamet günü bize o şekilde muamelede bulunacaktır.

Dünyada amel-i salih yapmak suretiyle, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'i razı
eden kimsenin yanına ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl melekleri gönderdiği zaman, o
melekten çok güzel bir koku gelir. O şahıs meleğe;

- Merhaba! Sen kimsin, ne için geldin? Diye sorar. Melek de;
- Ben senin ruhunu almaya geldim, ne şekilde istiyorsan öyle ruhunu
olayım, diye cevap verir. O şahsın omzunda bulunan iki tane melek,
birbirlerine;
- Bu ne güzel bir arkadaştı bizim için. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ona çok büyük hayırlı mükâfatlar versin, derler ve ona dua ederler.
Kurtulanlardan mı Kurtulunanlardan mısınız?

İnsan dünyadan iki şekilde ayrılır. Birincisi; Dünyanın işkence ve
eziyetlerinden kendisini kurtarır. İkincisi, diğer insanlar onun
elinden aman dilerler. "Keşke bu kişi dünyada olmasaydı, herkes ondan
rahatsız oldu" diye beddua ederler.

Bir gün Hz. Ali (ra)'ın yanından bir cenaze geçerken, Hz. Ali (ra) dedi
ki: - Acaba bu müsterih midir, yoksa müsterihi minhu mudur? Ona:
- Ya emirü'l müminin! Niçin böyle dedin? Dediler. Hz. Ali (ra) buyurdu ki:

- Eğer o, dünyada amel-i salih yapmışsa, dünyanın işkencesinden,
eziyetlerinden kurtuldu, rahata kavuştu. Ama herkesi rahatsız eden
biriyse, insanlar ondan kurtuldular, rahata kavuştular.

Nasıl dünyada perişan olmamak için her insana bir sermaye lazım
ise ahiret için de bir sermaye lazımdır. Orada perişan olmamak için
insanın elinde bir sermayesi olmalıdır. Bu sermaye de ALLAH (C.C.)-u
Zülcelâl'i sevmektir. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'in sevgisi bir kimsenin yanında
olursa, o kişi çok zengindir. Bu sermayeyi dünyada temin etmemiz
lazımdır. Ahirete gittikten sonra ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'in aşkını,
muhabbetini kazanma fırsatı insanın eline bir daha geçmez.

Onun için henüz bu dünyada iken bunu ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'den istemek
lazımdır. O'ndan istediğimiz zaman, cömerttir, bize isteğimizi inşallah
verecektir. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl kullarına bakıyor. Kul, nasıl istiyorsa,
ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ona nasıl istiyorsa o şekilde verir.
Allah’ım Bana Yardım Et, Kuvvet Ver ki…

Dikkat ederseniz, rakı içmek isteyene rakı verir, kumarhaneye gitmek
isteyeni, kumarhaneye gönderir. Yani kul ne isterse, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl
onun isteğini verir. Onun için daima ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’e karşı kulluk
vazifemizi yapmaya çalışalım ve: "Ya rabbi! Ben senin zayıf bir
kulunum. İbadetlerimi yapabilmem ve günahlardan muhafaza olmam için sen
bana kuvvet ver" diye ondan talep edelim. Biz kulluk vazifemizi yerine
getirdiğimiz zaman, O (cc) kudret ve azamet sahibi olan ALLAH (C.C.)-u
Zülcelâl de bize kuvvet verecektir.

Ebu Hureyre (ra) Ashab-ı Kiram’ın içinde, Peygamber Efendimiz
(sav)'den en çok hadis-i şerif rivayet eden zattır. Peygamber Efendimiz
(sav) ile çok oturup, kalkmıştır. Bir gün Ebu Hureyre (ra) çarşıda bir
arkadaşını gördü ona dedi ki:

- Nereye gidiyorsun? Arkadaşı:
- Çocuklarıma bir şeyler satın almaya gidiyorum, dedi. Böyle söyleyince Ebu Hureyre (ra) dedi ki:
- Eğer ölüm satılıyorsa benim için satın al. Bir kişi şiddetli bir
sıcakta, çok susadığı zaman soğuk suyu nasıl sever ve isterse, ben de
ölüme öyle aşığım ve onun istiyorum. Çünkü ölümle Rabbimin huzuruna
gideceğim.

Oysa biz ölümü duyunca, korkudan titriyoruz. Niçin? Çünkü ölüme hazır
değiliz. Ölüme hazır olursak, aynı Ebu Hureyre (ra) gibi onu
isteyeceğiz. Çünkü ölüm, mü'min için istirahattir. Ölüm ile dünyanın
meşakkati müminin üzerinden kalkar. Tabii onlar bunu bildikleri için
bir an önce ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in huzuruna gitmek istiyorlardı.

Onlar, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'in muhabbetini kazanmışlardı. Nasıl bir kişi,
bir dostundan bir süre ayrı kaldığı zaman onu özlüyorsa, bu zatlar da
ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'e âşık oldukları için O’nun huzuruna bir an önce
gitmeyi öyle özlüyorlardı.
Bu her müminin görevidir. Her mü'min kendi derecesine göre, denizden
bir damla da olsa bu aşkı, muhabbeti kazanmak için gayret
göstermelidir.

Kıyamet günü ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bize:

- Ya kulum! Sen dünyada kimi seviyordun? Diye soracaktır. Korku ve hayâdan dolayı;
- Ya rabbi! Sen benim halıkımsın, Rabbimsin. Ben kimi sevecektim ki,
Seni seviyordum, diye cevap vereceğiz. O zaman ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl:
- Yalan söyledin. Sen dünyada benden bahsetmiyordun. Benim zikrimi,
ibadetimi yapmıyordun. Aşkla değil, adet olarak insanların içinde bana
ibadet yapıyordun, diyecek. -Neuzubillah- ve bizi tazir edecektir,
azarlayacaktır.

Onun için şimdi ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ile aramızı düzeltmemiz lazımdır ki; "Seni seviyordum, Ya Rabbi" sözümüz doğru olsun.
İnşallah, kim ne isterse ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl verecektir. Yeter ki o
isteğimizde samimi olalım. Onun kapısında durup yalvararak "Yarabbi!
Sen benim isteğimi verinceye kadar, ben senin kapından ayrılmam"
dediğimiz zaman, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl öyle cömerttir ki, mutlaka bize
isteğimizi verecektir. Ama samimiyetimiz yoktur ve sanki ihtiyacımız
yokmuş gibi hiç istemiyoruz.

Basralı Aşığın Münacaatı

Basralı bir zat vardı. Bu zat, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in aşkından ağlaya
ağlaya âmâ olmuştu. Eğer insan onun gibi olursa, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl ona
nasıl vermez ki! Bu zat, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'e şöyle münacatta
bulunuyordu.

“Ya rabbi! Ben ne zaman senin yanına geleceğim? Senin izzetine ve
kudretine yemin ediyorum ki; benimle Sen’in aranda dağlar gibi ateş
alevleri olsa, eğer sen bena tevfik ve yardım etmeyip geri çevirmediğin
müddetçe, tâ ben Sen’in yanına gelinceye kadar, o alevler beni
durduramaz. Ben Sen’den başka hiçbir şeyle Sen’den razı olmam. Ne
cenneti istiyorum, ne cehennemden muhafaza olmayı istiyorum. Ben sadece
seni istiyorum.”

Tabi, o bu sözleri, yalnız dili ile değil kalbi, ruhu ve sırrı ile
söylüyordu. Peki, şimdi size soruyorum? Bir kimse böyle olursa, ALLAH (C.C.)-u
Zülcelâl ona istediğini vermez mi? ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl onun kalbine ruhuna
baktığı zaman, onun samimiyetini görünce nasıl vermez ki!... Mutlaka
verecektir.

O zatın, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’e yapmış olduğu bu münacaat, bizim için çok
büyük bir derstir. Eğer biz de onun gibi olursak, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bize
de verecektir, inşallah.

Fakat biz evimizden çıkıp, cemaate namaza gelmeyi, nefsimizin isteği
ile değiştirmiyoruz. Sabahleyin uykumuzu terk edip namaza kalkmıyoruz.
O ateş nerede, bunlar nerede?...

O Basralı zat, ateşin içine girip bütün vücudu yana yana ALLAH (C.C.)-u
Zülcelâl'in huzuruna gitmeyi istiyordu. Bizse kendi nefisimizi rahatsız
etmemek için bir uykuyu, arkadaşlarımızla konuşmayı bile terk
edemiyoruz. Peki, nefsimize, niçin; “Ey nefsim! Sen ne zaman ALLAH (C.C.)-u
Zülcelâl'e ibadet edeceksin? Sen sıhhatli iken keyf-ü sefa yapıp ömrünü
boşa geçiriyorsun. Hasta olduğun zaman zaten ibadet yapamıyorsun. Bana
bir vakit göster ki, o vakitte ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl'e ibadet yapayım. Başka
vakit yok ki! Ne zaman ibadet yapacaksın? Diye sormuyoruz.
ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl hepimize kendi rahmetiyle, fazlıyla razı olacağı şekilde ameli salih nasip etsin. (Âmin)





İLİM MECLİSİNDEN SOHBETLER
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: ALLAH (C.C.) İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VERİR   Paz Eyl. 07, 2008 7:10 pm

yeter ki biz ihlasla istemeyi bilelim istediğimizi alabilmek için
a.r.o abi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
*LİVÂÜ'L-HAMD*
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 7202
Yaş : 107
Yaşadığın yer : İSTANBUL
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : evet
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : ...
Kayıt tarihi : 18/12/07

MesajKonu: Geri: ALLAH (C.C.) İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VERİR   Salı Eyl. 09, 2008 9:29 pm

ALLAH (C.C.) -u Zülcelâl hepimize kendi rahmetiyle, fazlıyla razı olacağı şekilde ameli salih nasip etsin. (Âmin)

Aminnn.ALLAHU AŞİMÜŞŞAN (C.C) razı olsun mübarek.Mükemmel bir paylaşım bravo

_________________

*LİLLÂHİ-L HAMD*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: ALLAH (C.C.) İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VERİR   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ALLAH (C.C.) İSTEYENE İSTEDİĞİNİ VERİR
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Rüyada ALLAH (c.c) görmek
» BİLSİNLER İSTEDİM BAŞBUĞUM
» Bu DUA'yı okuyanın ALLAH(C.C) bütün hacetlerini görür

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: