iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Oruç, vefa duygusunun en güzel alametidir*

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: Oruç, vefa duygusunun en güzel alametidir*   Çarş. Eyl. 17, 2008 10:16 am

Bir mü'minin
hayatı her zaman çok ahenkli olmalıdır. Onun, hangi işi önce yapacağını
belirleme ve bir programa göre çalışma niyeti haricinde "Acaba şimdi ne yapsam?"
şeklinde bir düşüncesi olmamalıdır.

O, hem
Cenâb-ı Hakk'a karşı kulluk vazifelerini hem diğer insanlarla alakalı
sorumluluklarını hem de kendi şahsî işlerini ve bunlardan hangisini ne zaman
yapacağını mutlaka önceden tayin etmeli; her haliyle bir düzen ve intizam örneği
sergilemelidir. Haddizatında, ibadetler iş tanzimi ve vakit taksimi için çok
önemli birer köşe taşıdır ve inanan insan çoğu zaman işlerini o ibadet takvimine
göre ayarlar: "Öğle namazından sonra; akşam namazından önce.." diyerek gününü
belli dilimlere ayırır ve hiçbir anını boş geçirmemeye çalışır.

Ramazan ayı
da, yemek, içmek, uyumak gibi nefsin arzu ettiği şeylere karşı tavır
belirleyerek, bunları ihtiyaç ölçüsünde ve hamd ü şükür duyguları içerisinde
gidermek suretiyle hayatı disipline etmeyi öğretir. Nefsanî isteklere karşı,
kalb ve ruh atmosferine sığınarak, vicdanı harekete geçirip iradeyi
güçlendirerek sürekli istikamet üzere olabilmeyi ders verir.

Ramazan-ı
şerif, insanın en zayıf damarlarından biri olan yeme-içme isteğini sınırlamayı
ve kontrol altında tutmayı sağlar. Adeta bir beslenme disiplini talim eder.
Evet, hayatı devam ettirebilmek için mutlaka yemeye, içmeye ihtiyaç vardır. Ne
var ki, sağlık prensipleri hesaba katılmadan yenip içilen her şey beden için
zararlı olduğu gibi; midenin, kalbi ezecek kadar güçlenip insanı kalb ve ruhun
derece-i hayatından hayvaniyet ve cismaniyet çukurlarına düşürmesi de bir
felakettir. Evet, vakitli vakitsiz sürekli bazı şeyler yiyip içmek ve mideyi hep
dolu bulundurmak, hem bedene zarardır hem de Cenâb-ı Hakk'ın hoşlanmadığı bir
davranıştır.

Bu mübarek
ay boyunca tutulan oruç, yemek vakitlerini belirleme, israftan ve mideyi
tıka-basa doldurmaktan kaçınma, hem beden hem de ruh sağlığına zarar veren
şeylerden uzak durma ve aynı zamanda mutlaka helâl dairesinde kalarak harama
asla el uzatmama hususlarında temrinat yaptırır; Ramazanlaşan insanlara bu
konularda disiplin ruhu kazandırır.

Bütün ömür
bir Ramazan'dır

Ramazan,
ondan nasiplenmesini bilen her insanı, seviyesine göre bir sadâkat eri haline
getirir. Oruç tutan ve ondaki sırrı kavramaya çalışan bir mü'min, hem Hakk'a
teveccühünde hem de halkla münasebetlerinde hep vefa ve sadâkat peşinde olur. O,
sadece belli vakitlerde ibadet eden bir insan olmakla yetinmeyip, ubudiyet
ufkuna yürür ve bütün gününü kulluk şuuruyla değerlendirir, her an ibadet ediyor
olma duygusuyla yaşar. Dünyevî eğilimlerden ve cismanî temayüllerden birazcık
sıyrılınca, kendini Cenâb-ı Hakk'a adama ve bir hakikat eri olma hedefi belirir
önünde. Bu hedefe ulaşmak maksadıyla, Bediüzzaman Hazretleri'nin ifadesiyle hep
ALLAH (C.C.) için düşünme, ALLAH (C.C.) için konuşma, ALLAH (C.C.) için muhabbet duyma, "lillah,
livechillah, lieclillâh" dairesi içinde kalma ve her zaman Hakk'a müteveccih
bulunma denemeleri yapar; bu denemeler neticesinde başarıyı yakalamaya her gün
biraz daha yaklaşır. Derken, tam bir vefa ve sadâkat insanı olur.

Zaten oruç,
vefa duygusunun en güzel bir alametidir. Zira o, ALLAH (C.C.) ile kul arasında yapılmış
bir anlaşmadır: Kul, belirli süreler dâhilinde belirli şeylerden vazgeçer ve bu
suretle ahdinde vefalı olduğunu gösterir; Cenâb-ı Hak da onun mükâfatını bizzat
Kendisinin vereceğini vaat eder. Allah'a karşı vefalı davranan bir insan,
zamanla ailevî ve içtimaî hayatında da tam bir "vefa abidesi" durumuna yükselir.
Bu duyguyla, sıla-yı rahimi gözetir, herkese yardım eli uzatır; zekâtını
ödemekten asla kaçmaz, hatta sadaka vermeye ve infak etmeye hiç doyamaz.

Hak'la
münasebetin önemli bir şiarı da Kur'an okumak, dua dua Cenab-ı Allah'a yalvarmak
ve sürekli O'na teveccühte bulunmaktır. Ne var ki, Kur'an-ı Kerim'in işlemeli
sandıklar ve ipekten kılıflar arasındaki hapsine son verip, onu dil ve gönüllere
şeker-şerbet yapmak da pek çokları için bir manada ancak Ramazan-ı Şerif'te
mümkün olmaktadır. Bu kutlu ay, damaklara bir Kur'an tadı çalmakta ve insanlara
bir evrad ü ezkar disiplini de aşılamaktadır.

İşte, bir
ay boyunca, yeme-içmeden yatıp kalkmaya, ibadet ü taatten evrad ü ezkâra kadar
hayatın hemen her alanıyla alakalı bazı kaide ve kurallar çerçevesinde davranan,
bir ölçüde disiplin ruhuna kavuşan ve düzenli yaşamaya alışan insanlar,
Ramazan'dan sonra da aynı nizam ve intizamı korumalı, devam ettirmelidirler.
Mesela, bir ayın her gecesinde uykuyu bölüp sahurun bereketinden istifade etmeye
koşan, bu arada seccadeyle de bir vuslat yaşayan mü'minler, bu otuz geceyi bir
temrinat süresi olarak değerlendirmeli ve artık senenin her gecesini bir vuslat
koyu bilmeli, gecelerini hiç olmazsa birkaç rekât teheccüd namazıyla
aydınlatmalıdırlar.

Evet,
Ramazan bir başlangıçtır ve o güzel hasletlere ulaşmak için çok bereketli bir
ekim mevsimidir. Aslında, inananlar için, insan ömrü bir Ramazan, büluğ çağı
imsak vakti ve ölüm de iftar anıdır. Bir aylık Ramazan, bir ömür süren kulluk
orucunun alıştırması gibidir. Otuz günde kazandığı güzel hasletleri hayat boyu
devam ettirmesini bilenlerdir ki, onlar, burada biraz aç ve susuz kalmaya bedel,
ötede "Kullarım, çok defa sizi renginiz kaçmış, benziniz sararmış-solmuş,
gözleriniz içine çökmüş ve avurtlarınız çukurlaşmış olarak görüyordum. Buna
Benim için katlanıyordunuz. O geçmiş günlerde takdim ettiklerinize bedel haydi
bugün afiyetle yiyin, için!" hitabını duyacak ve işte o gün asıl iftarı
yapacaklardır.

ÖZETLE
1 -
Ramazan, nefsin arzuladığı şeylere karşı tavır belirleyerek, bunları ihtiyaç
ölçüsünde ve şükür duyguları içerisinde gidermek suretiyle hayatı disipline
etmeyi öğretir.

2 -
Ramazan, ondan nasiplenen her insanı, seviyesine göre bir sadâkat eri haline
getirir. Oruç tutan bir mü'min, hep vefa ve sadâkat peşinde olur.


3 - Ramazan, bir
başlangıçtır ve o güzel hasletlere ulaşmak için bereketli bir ekim mevsimidir.
İnsan ömrü bir Ramazan, büluğ çağı imsak vakti ve ölüm de iftar
anıdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Oruç, vefa duygusunun en güzel alametidir*
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: