iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 NAMAZSIZLIK UÇURUMU VE NAMAZIN DERİNLİĞİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: NAMAZSIZLIK UÇURUMU VE NAMAZIN DERİNLİĞİ   Cuma Ekim 03, 2008 11:10 am

Ancak namaz kılanların yaptıkları kıymetlidir

Bize çok değerli bir sermaye verilmiştir. Bu sermaye ömürdür. Ömrün de
kendine göre bir hesabı vardır. Mü'min her an yaşadığı hayatın hesabını
verme şuuruyla yaşar. Bu şuuru her zaman canlı tutan da günde beş defa
davet edildiğimiz namazdır.

Namazın ‘dinimizin direği’ olduğunu Müslümanlar olarak hepimiz
biliyoruz. Ancak, hepimiz namazımızı kılıyor muyuz? Zira, o olmadan
diğer ibadetlerin bir kıymeti olmayacaktır. Namazsız bir adam,
direksiz, sütunsuz bir binaya benzer ve yıkılıp gitmesi, an
meselesidir. Hadislerde geçen bazı müjdeli haberler; mesela,
cömertlerin cennete gideceği haberi, her ne kadar bir müjde olsa da bu,
namaz kılan cömert için geçerlidir. Namazsız bir cömertlik işe yarasa
da, insana cenneti garanti edemez. “Benim kalbim temiz” deyip, o kalbi
veren Allah'ın en çok istediği ibadeti yapmayan insan, sadece kendini
aldatır. Çünkü, kalb ancak Allah'ı anmakla tatmin olur.

Bir kalpte ALLAH (C.C.) yoksa, o kalb dünya sevgisiyle dolu demektir. Bir
insan namaz kılmıyorsa, kalbinde Allah'a karşı derin bir boşluk var
demektir ve her an, bu insanın inançsızlık (küfür) sathına geçmesi söz
konusudur . Efendimiz buyuruyor ki; "Namaz kılmayanla küfür arasında
sadece bir perde kalmıştır." Belki de bunun için Sahabi, namaz
kılmayana neredeyse Müslüman değil nazarıyla bakıyordu. ALLAH (C.C.) Resulü,
"Namazı terk eden, Allah'ın huzuruna, ALLAH (C.C.) ona çok kızmış bir halde
çıkar." buyurmuştu.

Namazsızlar şeytanı sevindiriyorlar

Hazreti Ali (kv) bir gün sabah namazına kalkamaz. O gün akşama kadar
ibadetle meşgul olur. Ertesi gün kendisini, tanımadığı biri namaza
kaldırır. Hazreti Ali ona: "Sen kimsin?" der. Şeytan olduğunu söyler.
Niçin bunu yaptığını sorunca da, "Yine bütün gün Allah'a ibadet etmen,
beni memnun etmezdi" diye cevap verir. Evet, şeytan vazifesini yerine
getiriyor, Hazreti Ali de kendine düşeni yapıyordu. Namaz kılmayanlar,
her gün şeytanı ne kadar sevindiriyorlar, oturup iyiden iyiye
düşünmelidirler!

Namaz, imandan sonra gelen en büyük hakikattir. ALLAH (C.C.) (cc) Kur’an’ı
Kerim’in pek çok yerinde, imandan hemen sonra namazdan bahseder.
Mü'minleri tarif ederken hep, "iman eden ve salih amel işleyen"
şeklinde tarif eder. Salih amelin başı ise namazdır. Pek çok yerde de,
imandan sonra direk namazı getirir. Daha Bakara Suresi'sinin başında
'gayba iman edenler ve namazı dosdoğru kılanlar' şeklinde, ALLAH (C.C.)
mü'minleri tarif eder.

Miraca engel ne varsa kurtulmak

Ensardan bir zat hurma bahçesinde namaz kılarken, gözü hurma
salkımlarının gölgesine ilişir ve kendisine geldiğinde kaç rekat namaz
kıldığını unutur. Sonra da Hazreti Osman'a gelerek, "Beni namazda
oyalayan bu bahçeyi ALLAH (C.C.) yolunda feda etmek istiyorum" der. Hazreti
Osman da bahçeyi elli bin dirheme satarak hazineye aktarır. O bahçe o
tarihten sonra 'elli binlik bahçe' diye anılır. Evet, kuvvetli bir
ALLAH (C.C.) inancına sahip olan sahabi, kendisini Allah'tan alıkoyan
bahçesini, yine ALLAH (C.C.) yolunda feda etmeyi hiç zor görmüyordu. Namaz
onların nazarında buydu.

Namaz, mü'minin miracıdır. Namazın muhtevası, insanların çok engin
düşünmelerine vesile olacak kadar geniştir. Namaz kılarken,
derinlemesine bir aşk u şevk içinde Allah'ın huzurunda bulunmanın
şuurunda olmaktan, onu Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)in
arkasındaki cemaatten bir fert olarak kıldığını hissetmeye kadar;
doğrudan doğruya kendisini meleklerin safları arasında görmekten, bir
hamlede bizim ufkumuzu açan, Arş'ın örtüsüne alnını koyuyor gibi onu
eda etmeye kadar, geniş bir yelpazede namazı duyma, hissetme şekilleri
vardır.

İnsanın buna muvaffak olmasının ilk şartı, namazı tıpkı bir Mirac veya
Mirac'ın gölgesi gibi bilmesidir. Zira o, sadece yatıp kalkmaktan
ibaret bir hareketler topluluğu değildir. Mü'min için her namaz bir
Mirac vesilesidir. Ve mü'mine düşen de, her namazda farklı farklı
buudlarda bile olsa, Miracını tamamlamaktır.

Namaz, tesbih, ta'zim ve şükürdür

Namaza duran kimse, kendi kusurunu, günahını, küçüklüğünü, Allah'ın
kusurdan, aczden uzak olduğunu ve O'nun büyüklüğünü hatırlayarak
'subhanellah' ve 'Allahuekber' der. Allah'ın sonsuz nimetine karşı
sonsuz şükür gerekir, ‘elhamdulillah’ der. Fakat bu şükür sadece sözle
mümkün değildir. Ancak, insan niyetiyle ve niyetini mümkün olduğunca
amele dökerek bu şükrü yerine getirebilir. Bu da sağlam bir kulluk ve
devamlı ibadetle olur.

Kulluğun en bariz özelliği ve ibadetlerin özü ise namazdır. Namazda
'elhamdülillah' kelimesi bu şükrün dil ile ifadesidir. ALLAH (C.C.), Rab'dır.
Rab; besleyen, terbiye eden, büyüten demektir. Allah'ın sonsuz bir
Rububiyeti (Rablığı) vardır. Bu durum, Allah'ın, sonsuza kadar
mahlukatı beslediği, terbiye ettiği manasına gelir.

Bu kadar sonsuz ve büyük bir saltanat, elbette kusurdan, noksandan uzak
olmalıdır. İşte bu manayı ifade eden, namazın içindeki 'subhanallah'
kelimesidir. Yine bu saltanat, acizlikten, küçüklükten, başkasına
muhtaç olmaktan da uzaktır. Öyle olmasaydı nasıl her şeyi çok mükemmel
bir şekilde idare edecek, her şeyin ihtiyacına koşacak, her şeye cevap
verecekti!..

İşte bu manayı ifade eden, yine namazın içindeki, el pençe divan
durarak, bel kırarak, boyun bükerek; rükûlarda, secdelerde, kıyamlarda
söylenen 'Allahuekber' kelimesidir. Yine bu saltanat, yani bu kadar
doyuran, besleyen, terbiye eden, idare eden bir saltanat, elbette
karşılığında bir şükür ister. İşte namazda, her rekatta Fatiha'nın
başında söylenen 'elhamdulillah' kelimesi, iki namaz arasındaki
nimetlere bir nevi şükürdür. Ayrıca, bu manaları teyid eden,
destekleyip kuvvetlendiren bir de namaz sonrası tesbihler vardır. Yani,
Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından büyük sevabı olduğu
ifade edilen, terk edilmesi ise çok büyük bir boşluk ve kayıp olarak
görülen, 33'er defa söylenen 'subhanallah', 'elhamdulillah' ve
'Allahuekber'lerdir.

Namaz hem çok kolay hem de çok kârlı bir ticarettir

Bediüzzaman Hazretleri'nin “Sözler” adlı kitabında (Dördüncü Söz)
işaret ettiği gibi beş vakit namaz, yirmi dört altın seviyesinde olan
günlük yirmi dört saatin sadece bir saatini alır, fakat ebedi bir
cennet hayatını insana müjdeler. Tüccar, elbette sermayesinin hepsini
harcamaz, bir kısmını yanında tutar, ta ki, ilerde işe yarasın, işini
devam ettirebilsin. Hepsini birden, hem de lüzumsuz bir iş için
harcarsa, neticede ne olacağı belli olur. Lüzumlu bir iş için harcasa
bile dünya hayatı ebedi değilken, ne kadar lüzumlu olabilir! Şimdi,
günlük sermayesinin yirmi üç saatini bu kısa dünya hayatı için harcayıp
da onun bir saatini ebedi hayatı için vermeyen insanın ne kadar zarar
ettiği malumdur.
Evet, namazdaki secde, kulun Allah'a en yakın olduğu andır. Efendimiz
(sav)in ifadesidir bu. Namaz, günde beş defa Allah'a hesap vermenin
adıdır.

Bize çok değerli bir sermaye verilmiştir. Bu sermaye ömürdür. Ömrün de
kendine göre bir hesabı vardır. Mü'min her an yaşadığı hayatın hesabını
verme şuuruyla yaşar. Bu şuuru her zaman canlı tutan da günde beş defa
davet edildiğimiz namazdır.

SABAH VE AKŞAM NAMAZINDAN SONRA…

ALLAH (C.C.) Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu:
"Kim, sabah ve akşam namazından sonra, henüz yerinden kalkmadan, on
defa: ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerike leh. Lehul mulku ve lehul
hamdu, yuhyî ve yûmitu ve huve âlâ kulli şeyîn kadîr’ derse, ALLAH (C.C.) ona
on sevap yazar, on günahını siler, on da derecesini yükseltir. Bütün
gün, istenmeyen her şeyden korunur, şeytan da ona bir şey yapamaz.
Allah’a ortak koşmaktan başka, hiçbir günahı ona tesir edemez."
(Tirmizî)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Misafir
Misafir
avatar


MesajKonu: Geri: NAMAZSIZLIK UÇURUMU VE NAMAZIN DERİNLİĞİ   Paz Ekim 05, 2008 1:36 am

emeğine sağlık sabri abi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GöNüL
Bayan Moderatör
Bayan Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7928
Yaşadığın yer : almanya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : din icerikli olmasi
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : sahra kardesimin araciligiyla
Kayıt tarihi : 17/03/08

MesajKonu: Geri: NAMAZSIZLIK UÇURUMU VE NAMAZIN DERİNLİĞİ   Paz Ekim 05, 2008 6:03 am

a.r.o abi!

_________________


.......zalimlerin mızragı kalbime bir saplansın..........
........çığlıklarım yükselip arşa alaya ulaşsın..........
.........zalimlarin kılıcı al kanımla boyansın...........
EY ŞEHADET GEL ARTIK DÜNYA ZALİMLARE KALSIN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: NAMAZSIZLIK UÇURUMU VE NAMAZIN DERİNLİĞİ   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
NAMAZSIZLIK UÇURUMU VE NAMAZIN DERİNLİĞİ
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: