iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 ALLAH (C.C.)-U ZÜLCELAL’İ SEVMEK VE ALLAH (C.C.) İÇİN SEVMEK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: ALLAH (C.C.)-U ZÜLCELAL’İ SEVMEK VE ALLAH (C.C.) İÇİN SEVMEK   Çarş. Ekim 08, 2008 10:30 am

Allah’ın Sevdiği Kullar

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl, Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet-i kerimede bazı
kullarını sevdiğini bildirmiştir. Bir ayet-i kerime de şöyle
buyurmuştur: “... ALLAH (C.C.) onları sever, onlar Allah’ı severler...”
(Maide; 54)

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah
çok tövbe edenleri ve çok temizlenenleri sever.” (Bakara; 222)

Bu ayet-i kerimedeki temizlik maddi temizlik olduğu gibi, manevi temizliği de yani kalp temizliğini de içine alır.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in kulunu sevmesi ona iyilik irade etmesidir. O, bu
sevgi ve irade ile kalplerin üzerindeki perdeyi kaldırır, basiret
gözlerini açar, hakikatleri gösterir ve bunları anlayıp kabul etmeyi
kolaylaştırır.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah bir
kimseyi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü (kalbini) İslam’a açar.
Bir kimseyi hidayetten mahrum bırakmak isterse de, onun göğsünü göğe
doğru çıkıyormuş gibi daraltıp sıkıştırır.” (En’am; 125)

Hiç şüphesiz sevgide yakınlık manası da vardır. Sevgi yakınlığın en
önemli sebebidir. Çünkü seven, sevdiğine yakın olmak veya onu kendisine
yaklaştırmak ister. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in kulunu kendisine yaklaştırması
ise ona kendi ahlak ve sıfatlarına benzer üstün ahlak ve vasıflar
vermesidir. Kul, bu ahlak ve vasıflarla O’na yaklaşmış olur.

Bir ayet-i kerimede bu ahlak ve sıfatlar “takva” sözüyle özetlenmiş ve
şöyle buyrulmuştur: “Allah’a en yakın olanınız, takvası en çok
olanınızdır.” (Hucurat; 13)

ALLAH (C.C.) Sevdiklerini İmtihan Eder

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) bir hadis-i şerifte şöyle
buyurmuştur: “Allah-u Teala bir kulunu severse ona bela verir.”
(Taberani)

Bu hadis-i şerifin manası açıktır. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl bir kulunu sevmek
isteyince onu dener. Yani onun sevgiye layık olup olmadığını ortaya
çıkarmak için onu çeşitli bela ve musibetlerle imtihan eder. ALLAH (C.C.)-u
Zülcelâl kulunun samimiyetini ortaya çıkarmak için onu imtihan ettiği
şey bela olabildiği gibi nimet de olabilir. Bela imtihanı sabırla,
nimet imtihanı ise şükürle kazanılır.

Bu zamanda insanların büyük bir çoğunluğu bela ve musibete sabretmeye
karşı zayıftırlar. Olabilir ki insan bir musibete belaya sabredemez.
Onun için belasız ve musibetsiz bir sevgiyi ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in
fazlından isteyelim. O’nun hazineleri çoktur. Kalben ve ruhen isteyen
kuluna mutlaka verir.

Âlimlerden bir zat şöyle demiştir: “Sen ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i sevdiğin
zaman, O’nun seni imtihan ettiğini görürsen bil ki, O da seni sevmek
ister.”

Denilmiştir ki: “Allah bir kulu severse, ona rahmet nazarıyla nazar
eder. Eğer ALLAH (C.C.) bir kula rahmet nazarıyla nazar ederse, ona azap
etmez.”

Şu bir gerçektir ki, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in kulunu sevdiğinin en açık ve
şaşmaz alameti, onu hayır ve taatlara muvaffak etmesi, şer ve
günahlardan korumasıdır.

Böyle kimselerin hali, hadis-i kudside şöyle anlatılmıştır: “Ben kulumu
sevdiğim zaman, onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, anladığı
kalbi olurum. Benden bir şey isterse, istediğini veririm. Bana
sığınırsa kendisini korurum.” (Buhari, İbn Mace, Beyhaki)

Onun için ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in kulunu sevmesi demek; sevdiği kuluna azap
etmemesi, kendisini günahlara karşı koruması, ona iyiliği sevdirmesi,
onu hayır ve taata muvaffak kılması, nadiren işlediği günahlara karşı
da ona tövbe ve istiğfar ilham etmesi ve kefaret yerine geçecek hayır
ve hasenat yaptırmasıdır (nasip etmesidir).

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in sevgisinin bu anlamda olduğunu bildiren çok ayetler ve hadis-i şerifler vardır.


ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i Tanımak ve Sevmek

Şüphesiz ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in sevgisi, kulluğun en son makam ve en
üstteki derecesidir. Tövbe ve sabır gibi diğer makamlar, bu son makama
ulaşmak için basamaklardır.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i sevmek, kulun kalben maddi ve manevi manada O’na
yakın olmak için istek ve iştiyak duymasıdır. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’e itaat
ve ibadet etmek de bu sevginin ürünleridir.

ALLAH (C.C.) sevgisinin aslı ve çekirdeği, bütün müminlerde vardır. Çünkü
bunların sahip oldukları iman; marifet ve sevgiden oluşan bir
cevherdir.

Ma’rifet, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i tanımak, muhabbet ise O’nu sevmektir.
Bunları kemal (en üst olgunluk) derecesine ulaştırmak için çalışmak
gerekir.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i tanımak ve bilmek lazımdır. Çünkü O’nu sevmenin
kuvveti, O’nu tanımanın ve bilmenin derecesiyle orantılıdır. İnsan
başka şeyleri tanıdıkça sevgisi azalır, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i tanıdıkça da
sevgisi artar. Bundan dolayıdır ki, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i en çok seven,
O’nu en çok tanıyan ve bilen Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)
olmuştur. ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i daha çok tanımanın ve bilmenin yolu ise
daha çok tefekkür, zikir ve ibadet etmektir.

‘Tabiptim! Tabibim Oldun’

Anlatıldığına göre, Hasan-ı Basri (ks) zamanında bir zatın kızı vardı.
Çok ağlardı. Bu ağlamak onun gözünü görmez hale getirmişti. O zat
Hasan-ı Basri’ye geldi ve:
- Kızımın yanına gel, ona bir şeyler söyle de ağlamasın, bana acısın, dedi. Hasan-ı Basri o kızın yanına gitti ve:
- Ağlama, babana acı! Deyince o kız şöyle dedi:
- Ey Üstad! Gözlerim iki halin dışında değil. Birincisi O’nu görmemek,
O’nu görmedikten sonra, bana başkasını görmek ne gerek? Görmesin, daha
iyi… Bir de O’nu görmek var. Eğer O’nu görmek bana bu halimle nasipse
bir değil, binlerce göz O’na feda olsun. Onun için ağlarım.

Hasan-ı Basri kızı dinledikten sonra şöyle dedi:
- Seni tedaviye geldim, ben tedavi edildim, sana tabip olarak getirildim, ama sen tabibim oldun.

İmanın Zevki ALLAH (C.C.) İçin Sevmekte

ALLAH (C.C.) için birbirini sevmek ve O’nun yolunda dostlar olmak ve (razı
olmadığı bir şeye) ALLAH (C.C.) için buğz etmek en üstün ahlaklardandır. ALLAH (C.C.)
için sevmek, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i sevmenin meyvesidir.

Enes (radıyallahu anh)'den rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi
vesellem) şöyle buyurmuştur: “Üç huy var ki, bunlar kimde olursa imanın
zevkini ve tadını alır:

1- ALLAH (C.C.) ve Resulünü herkesten ve her şeyden daha çok sevmek.
2- İyiliği ve iyi kimseleri ALLAH (C.C.) için sevmek ve kötülüğe ALLAH (C.C.) için buğz etmek.
3- Allah'a şirk koşmayı büyük bir ateşe atılmaktan daha kötü görmek.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai)

Abdullah b. Mesud (ra)'dan rivayetle Resulullah (sallallahu aleyhi
vesellem) şöyle buyurmuştur: “İmanı kâmil olan, sevdiği kimseyi, ondan
menfaat gördüğü için değil, sırf ALLAH (C.C.) rızası için sever. Gerçek iman
da budur.” (Taberani)

ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i seven bir kimse, O’nun sevdiklerini de sever. Bu
yüzden bu kimse, insanlar içinde ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’i seven ve O’nun
tarafından sevilen kimseleri sever.

Hz. Ömer (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın bazı kulları
vardır ki, onlar ne peygamber ne de şehittirler. Fakat peygamberler ve
şehitler onlara verilen makam dolayısıyla gıpta edip imrenirler.”

Bu arada, sahabe-i kiramlar: “Onlar kimlerdir?” diye sordular. Hz.
Peygamber (sav) şöyle devam etti: “Onlar (aralarında) neseb ve
akrabalık olmadığı, mal alışverişi olmadığı halde birbirlerini ALLAH (C.C.)
için sevenlerdir. Onların yüzü nurdur, nur üzerindedirler. İnsanların
korktukları günde onlara korku yoktur. İnsanların hüzünlendikleri günde
onlar mahzun da olmazlar.” (Ebu Davud)

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) daha sonra şu ayet-i
kerimeyi okudu: “Dikkat edin! Allah’ın veli kulları için korku yoktur.
Onlar mahzun da olmazlar.” (Yunus; 62)

Görüldüğü gibi, müminlerin birbirlerini sevmeleri ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in
katında çok makbuldür. Müminlerin birbirlerini sevmeleri ve
birbirlerine kenetlenmelerini ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl çok sevmektedir.
Dolayısıyla ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl’in rızası için birbirimizi sevmemiz
gerekir.

Enes oğlu Muaz (radıyallahu anh) der ki: “Hz. Peygamber (sallallahu
aleyhi vesellem)’e: ‘En üstün iman nedir?’ diye sordum: ‘Allah için
sevmen, ALLAH (C.C.) için buğz etmen, dilinden Allah'ın zikrini kesmemendir.’
dedi. ‘Daha nedir? Ya Resulallah!’ deyince de: ‘Kendin için sevdiğin
şeyi insanlar için de sevmen, kendin için hoş görmediğin şeyi başkaları
için de hoş görmemendir.’ buyurdu.” (Ahmed b. Hanbel)

Bu ayet ve hadislerden anlaşıldı ki kişi ALLAH (C.C.) için sevmeli ve ALLAH (C.C.)
için buğz etmelidir. Bu çok kıymetli bir ameldir. Bu da kalpte olur.
ALLAH (C.C.) için olan sevgi kıyamete kadar devam eder. Hatta ALLAH (C.C.) için
birbirlerini sevenler, birlikte cennete girmeyince razı olmayacaklardır.

Yine, üstüne basarak söylüyoruz ki insan ALLAH (C.C.) yolundaki bu sevgi için
ruhunu, canını, malını ne kadar feda etse, yine de bu yaptığı azdır.

Müminleri Birbirine Düşüren Şeytandır

Üzülerek duymaktayız ki, bazı mümin kardeşlerimiz birbirine buğz
etmekte ve birbirlerine küsmektedir. İslami hizmetlerde en büyük zarar,
müminlerin birbirlerine karşı, kin ve düşmanlık beslemeleridir.

Bu hal, İslami hizmetlere çok zararlıdır. Şeytan bu gibi durumların, ne
kadar büyük zarar verdiğini iyi bildiği için çeşitli hilelerle
müminleri aldatmaktadır. Çünkü müminler birbirlerinin aleyhinde konuşup
birbirlerine buğz ettiklerinde, manen çok büyük zarara uğruyorlar.

Şeytan, bunun dindeki en büyük zararlardan olduğunu bildiğinden,
müminler arasında sürekli kin ve düşmanlık tohumları ekmeye
çalışmaktadır. İnsanlar da kendi nefislerini tatmin etmek için şeytanın
bu hilesine, bile bile uyuyorlar. Böyle yapmış olmakla, şeytana tabi
olmuş oluyorlar. Bu hileye uyduktan sonra da kendilerini haklı
zannediyorlar.

Müminlere Hatırlatma

Şeytanın bu hilelerine uyan kimselere şu ayet-i kerimeyi
hatırlatıyorum: “Ya kötü ameli süslenip de onu güzel gören kimse de mi?
(Allah’ın hidayet verdiği kimse gibi olacak?) Şüphesiz ki, ALLAH (C.C.)
dilediğini şaşırtır, dilediğine de hidayet verir. O halde (Resulüm)
canın onlara karşı hasretle (tükenip) gitmesin. ALLAH (C.C.), onların
yaptıklarını çok iyi bilicidir.” (Fatır; 8)

Görüldüğü gibi bu davranışların İslami hizmetlere ve müminlere büyük
zarar verdiği, ALLAH (C.C.)-u Zülcelâl tarafından ayet-i kerimeyle bizlere
açıkça beyan edilmiştir.

Bütün bunlardan sonra bize düşen görev; mümin kardeşlerimize şefkat ve
merhametle davranmak, her türlü işimizi ve hizmetlerimizi sünnet-i
seniyeye uygun olarak, istişareyle yapmaktır.




İLİM MECLİSİNDEN SOHBETLER
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
GöNüL
Bayan Moderatör
Bayan Moderatör
avatar

Mesaj Sayısı : 7928
Yaşadığın yer : almanya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : din icerikli olmasi
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : sahra kardesimin araciligiyla
Kayıt tarihi : 17/03/08

MesajKonu: Geri: ALLAH (C.C.)-U ZÜLCELAL’İ SEVMEK VE ALLAH (C.C.) İÇİN SEVMEK   Perş. Ekim 09, 2008 5:58 am

a.r.o abi!

_________________


.......zalimlerin mızragı kalbime bir saplansın..........
........çığlıklarım yükselip arşa alaya ulaşsın..........
.........zalimlarin kılıcı al kanımla boyansın...........
EY ŞEHADET GEL ARTIK DÜNYA ZALİMLARE KALSIN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
ALLAH (C.C.)-U ZÜLCELAL’İ SEVMEK VE ALLAH (C.C.) İÇİN SEVMEK
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Rüyada ALLAH (c.c) görmek
» KARŞIYAKA LİSESİ’NİN TARİHSEL GELİŞİMİ
» Bu DUA'yı okuyanın ALLAH(C.C) bütün hacetlerini görür
» Küçük İskender
» sevmek

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: