iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 Nöbet Değişimi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: Nöbet Değişimi   Perş. Ekim 23, 2008 9:42 am


عن النبي صلى الله عليه وسلم قال رغم أنف، ثم رغم أنف، ثم رغم أنف قيل: من
يا رسول الله! قال من أدرك أبويه عند الكبر، أحدهما أو كليهما فلم يدخل
الجنة




Ebû Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:


"Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde
yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun,
perişan olsun."


(Müslim, Birr 9,10)

Kendi varlıklarını damıtarak kişiliklerimizi yoğuran ellerdir
ebeveynlerimiz. Anne karnındaki sakin ve güvenli ortamdan dünyaya
fırlayıverdiğimiz günden itibaren sevginin, fedakârlığın, güvenin,
koruyuculuğun sembolleri olarak hayata katılmamızda ne de büyük pay
sahibidirler. Her biri kendi üslûbunca bizleri görünmez bir şekilde
mühürlemişler, silinmez izler bırakmışlardır hayat yolumuza. Bir
hayatın başka bir hayata nasıl adanıp akıtılabileceğini onlardan
öğreniriz. Karşılık beklemeden gönüllü bir bağışın insanı nasıl da
yüceltebileceğini onlarda görürüz. Bizlerle hayata tutunarak, bizlerin
varlığından cesaret alarak üstlendikleri sorumluluğu ellerinden
geldiğince yerine getirme çabasıdır belki de onları yücelten.
Yüce Rabbimiz Kur'an'da, çocukların hayat hakkının korunması (17/31),
emzirme ve bakım işlerinin yerine getirilmesi (2/233), onlarla
meşguliyetin Allah'ı anmaktan alıkoymaması (63/9), onların dünya
hayatının süsü (18/46) ve insanın imtihanı olduğu (64/15) konularında
sorumluluk eksenli sınırlar çizerken onlara iyi davranmakla ilgili bir
uyarıda bulunmamıştır. Zira fıtratını bozmamış bir insanın kendi
varlığından bir parça olan evladına sevgi ve merhametle muamelede
bulunmasıdır doğal olan. Ana-baba, evladına harcadığı emeklerle ilmek
ilmek örer sevgisini. Her yaptığı ile elinden geldiğince sevgisini
ispat eder gibidir. Oysa evlat ana-babasının sevgisini elde etmek için
hiçbir çaba sarfetmez. Mirasyediler gibi tüketiverir bazen merhametini.
İşte tam da bu noktada yerini bulur ALLAH (C.C.) ve Rasûlünün ana-babaya
iyilik emri. Ana-babanın evladına iyi davranabilmesi için ayrıca
uyarıya ihtiyacı yokken evlat bu konuda uyarılır. İsra Sûresi'nde
Allah'a iman ve ibadetten sonra ikinci emir olarak ana-babaya iyi
davranışlarda bulunmak zikredilir. "Rabbin,
sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı
kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında
yaşlanırsa, kendilerine ´of!´ bile deme; onları azarlama; ikisine de
güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat
ger ve:´Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi
de Sen onlara (öyle) rahmet et!´diyerek dua et."
(İsra, 23-24)
Buradaki ince vurguyu gözden kaçırmamak adına şunu da belirmek gerekir:
Emredilen şey iyi davranmaktır, güzel muamelede bulunup yaşlılıklarında
günlerini huzur içinde geçirebilmeleri için bakım, sağlık, iyi geçim
vb. hususlarda (maddî-manevî) elden geleni yapabilmektir. Geçmişte ne
tür sorunlar yaşanırsa yaşansın intikam, kin, nefret, merhametsizliğin
esaretine düşmemektir. Birisine saygılı, hoşgörülü, sorumlu
davranabilmek için "sevmek" zorunda değilizdir. Ancak insanî
ilişkilerimizi sürdürebilmek için birbirimize iyi davranışlar
sergilememiz gerekir. Birilerinin şu veya bu nedenle sorumluluğunu
yerine getirmekte ihmalkâr davranmış olması bizim de aynı hataya
düşmemize vesile olmamalıdır.
Bir rivayette vaktinde kılınan namazdan sonra Allah'ın en çok beğendiği
amel olarak zikredilen ana-babaya güzel davranmak ( Buhari, Edeb 1)
insanın kadirşinaslığı ile de doğrudan alakalıdır. Hayatta sahip olduğu
şeyleri zaten hak ettiğini düşünen insan, hak etmediğine inandığı
olaylarla karşılaştığında kolayca isyana düşebilir. Oysa Allah'ın
rızasını ana-babanın rızasında gören bir öğretiye ( Tirmizi, Birr 3)
iman edenlerin Peygamberin bedduasına muhatap olmaktan da sakınmaları
gerekir.
Hz. Peygamberin örnek hayatına baktığımızda doğmadan önce babasını,
küçük yaşta annesini kaybetmesinin, zaten naif olan ruhunu büsbütün
hassaslaştırmış olduğunu görüyoruz. Bir vefa insanı olarak annesinin
Ebva'daki kabrine uğradığında gözyaşı dökmüş, sütannelerine gereken
saygı ve hürmeti göstermekten geri durmamıştır. Savaşa katılmak için
izin isteyen sahabeye bakıma muhtaç olan annesinin yanında kalmasını
emreden Hz. Peygamber (Buhari, Cihad 138),
sorumluluklarımızı yerine getirirken en yakınlarımızdan başlamamızı
işaret eder gibidir. Buradan anlıyoruz ki ana babaya hizmet ederek,
gönüllerini kazanarak da bir çeşit cihad sevabı kazanılmış olur.
Geçmişe dönük değerlendirmelerimiz sonucunda bazen ana-babamızın
kusurlu tutumlarıyla bazen ise evlat olarak kendi yanlışlarımızla
karşılaşabiliriz. Bunlardan dolayı yargılama ya da suçluluk duyma içine
düşmek bugünümüze bir yarar sağlamayacağı gibi yanlış tutumlarımızı
değiştirme sorumluluğunu üstlenmemizi de engelleyebilir.
Ebeveyn olmak, amel defterinin kapanmayacağı bir vesile bulmak
demektir. Evladının bütün varlığına ipotek koyarak sevgisiyle onu
boğan, gelişip büyümesine, gerçek bir yetişkin olmasına fırsat vermeyen
marazî merhamet sahibi olmak değildir. Ebeveynlik, evladını
yetiştirirken onu kendi geleceğinin sigortası gibi görmek, gelecekle
ilgili bütün ümit ve beklentilerinin kaynağı addetmek de olmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki elden gelen gayret gösterildiğinde kendisine
sığınılıp güvenilecek yegâne kapı Allah'ın kapısıdır.
Dünyayı keşfedip algılamamızda en zengin damar olan aile hayatı modern
hayatın bizi savurduğu bencillik, çıkarcılık ve zevk peşinde koşma
keşmekeşinden elbette nasibini aldı; bizler artık "başkasını kendine
tercih etme"nin ne demek olduğunu anlayamıyoruz. "Kendin için istemediğin şeyi başkası için de istememe"
( Buhari, İman 7 )prensibinin açtığı yoldan birbirimizi cennet
vesilemiz olarak görmeye çalışarak ilerlemek bugünün insanına yeni bir
açılım sağlayabilir belki.
Zamanında bizlerle hayata tutunan ebeveynlerimizle bir nöbet değişimi
yapma vakti geldiğinde, bizi birbirimize emanet kılanın kalbimize
nakşettiği sevgi ve merhametten güç alarak sabır ve kararlılıkla
sarılmalıyız sorumluluklarımıza. Onların rızası olmadan cennetlik
olmayı dilemenin ham hayal olarak kalacağını bilerek gözü yaşlı, kalbi
kırık bırakmamalıyız onları.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
usame
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 5456
Yaş : 102
Yaşadığın yer : dunya
sitede cok hoşuna giden birşey varmı? : Var tabi olmazmı....
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : SİVASLI KARDESİM SAOLSUN...
Kayıt tarihi : 18/08/07

MesajKonu: Geri: Nöbet Değişimi   C.tesi Kas. 01, 2008 2:08 pm

Rabbim razı olsun abi emeklerine sağlkik inşAllah...


selametle

_________________

BU DÜNYADA:RENK ,NAKIŞ,LEZZET ...NE VARSA KÜSÜM!!!

YÜZÜMDE SON BİR HAYAL:AZRAİLE TEBESSÜM!!!


....NAMAZ KILMAKTAN AYAKLARI ŞİŞEN PEYGAMBERİN (sav),UYUMAKTAN GÖZLERİ ŞİŞEN ÜMMETİYİZ...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
hicret58
ÖZEL ÜYE
ÖZEL ÜYE
avatar

Mesaj Sayısı : 2638
Yaşadığın yer : türkiye
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : tafsiyeyle
Kayıt tarihi : 20/08/07

MesajKonu: Geri: Nöbet Değişimi   C.tesi Kas. 01, 2008 5:55 pm

a.r.o
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Nöbet Değişimi   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Nöbet Değişimi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: