iLahi-Aşk MekaNı


 
AnasayfaAnasayfa  PortalliPortalli  TakvimTakvim  GaleriGaleri  SSSSSS  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 S.İbrahim Hakkı Hz. Seyda Muhammed Raşit Hz. ni Anlatıyor

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SABRİ KÖNTEK
Gelişmiş Üye
Gelişmiş Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 492
Yaş : 51
Yaşadığın yer : İST:EYÜPSULTAN
ilahiaşkla nasıl tanıştınız? : HERŞEY BİR VESİLEDİR MEVLAM İSTERSE OLUR.....
Kayıt tarihi : 01/06/08

MesajKonu: S.İbrahim Hakkı Hz. Seyda Muhammed Raşit Hz. ni Anlatıyor   Paz Kas. 16, 2008 11:42 am

Ümmetin hakiki âlimlere her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğu şu
garip günlerde, Sultan Hazretlerini bize anlatacak dertli ve pak bir
gönül aradık. Ümmeti Muhammed’in derdiyle yaslı bir gönül… Sultan’a
(ks) sağlığında uzun seneler büyük bir muhabbetle hizmette bulunmuş,
onu en çok tanıyanlardan birisi olan Asrımızın büyük âlimlerinden
Seyyid İbrahim Hakkı El-Mekkî Hazretlerini, Ramazan-ı Şerif’in ilk
günlerinde ziyaret ettik. Şiddetli şekilde hasta olmalarına rağmen,
Sultan Hazretleri hakkındaki söyleşi teklifimizi kabul ederek bizi
onurlandırdılar.
Kendilerine Seyyid Muhammed Raşid Hazretlerini sorduğumuzda,
yokluğunu bir kez daha hatırlayarak yetim kalmış bir çocuk gibi gözleri
dolan Seyyid İbrahim Hakkı Efendi’ye okurlarımız adına teşekkür
ediyoruz. ALLAH (C.C.) razı olsun.
Sultan Hazretleri gibi gerçek âlimleri hakkıyla tanımayı,
Rabbimizin bize ve tüm okurlarımıza nasip etmesini temenni ederek
sizleri Seyyid İbrahim Hakkı el-Mekkî Efendi’nin Sultan Muhammed Raşid
Hazretlerini anlattığı söyleşimizi okumaya davet ediyoruz.

O’nu Tanımak Ne Mümkün!
Gülistan: Efendim, Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hazretlerini ne zaman ve nasıl tanıdınız?
Seyyid İbrahim Hakkı Efendi: Ahh! Maalesef…
Çevresindeki kimse Sultan Hazretlerini tanımadı ki ben de tanıyayım.
Onu tanıyan, ancak iki kişi oldu. Birincisi; Gavsu’l-Azam olan babası
Seyyid Abdulhakim el-Bilvanisî Hazretleriydi, ikincisi de zamanımızın
Gavsı olan Sultan Seyda Muhammed El-Konyevi Hazretleridir. Zira Sultan
Hazretleri bir güneş gibiydi ki; kim bakabilir ve anlayabilirdi?...

Birlik ve Beraberliğimize Katkıları

Gülistan: Efendim; Sultan Muhammed Raşid
Hazretlerinin çağrısı hakkında bilgi verir misiniz? O dönemlerde
Ülkemizdeki birlik ve beraberliğe katkısı ne yönde olmuştur? İrşadı
nerelere kadar ulaşmıştır?

Seyyid İbrahim Hakkı Efendi: Elbette ki
Sultan Hazretleri, hem zahiren hem manen Rasulullah'ın (sallallahu
aleyhi vesellem) varisi olunca, davası Hazreti Rasulullah'ın (sav)
davasıydı. Ve insanları sünnet-i seniyye çerçevesinde birliğe,
beraberliğe, kardeşliğe, ümmetliğe ve gerçek insaniyete davet ederdi.

Evet, Sultan Hazretleri, bütün Müslümanlara kardeşlik sofrası ve
bütün âleme insaniyet sofrası açmıştı. Elbette ki o sofradan nasibini
alan kardeşlik ve gerçek insaniyetin dışında bir tavrı olmamıştır.

Sultan Hazretleri; vatanı, milleti, devleti, din ile birlikte
herkese sevdirmeyi gayret etmiştir. ALLAH (C.C.)-u Zülcelal’in de o konuda
kendisine büyük bir yardımı vardı ve o himmet, bereket ile bu
kardeşleşmeyi ve bu sevgiyi bütün âlem, sanki hissetmek içerisindeydi
ki o zamanı hatırlayan bizim ülkemiz, bütün dünyaya bir örnek olduğunu
bilir.

İrşadı Bütün Dünyaya Ulaşmıştı

O’nun irşadı âm idi, umumi idi. İnsanlar dünyanın her tarafından
onun davasına doğru akın akın geliyorlardı. Ne zaman oraya gitseniz
Avrupa’dan, Amerika’dan, Rusya’dan, Hindistan’dan ve Arap ülkelerinden,
hatta Uzak doğu ülkelerinden dahi insanlara rast gelirdiniz.

Demek anlaşılıyor ki; Sultan Hazretleri, kutb-î âm idi. Bütün
dünyaya irşad ederdi. Ancak irşadı da mıknatısın içindeki çekim kuvveti
gibi gizliydi. Kimse görmezdi. Ancak onu, Yaratan, Sultan Hazretlerine
o gücü veren bilirdi.

Aziz kardeşim; Sultan Hazretleri, ziyaretine gelenleri haliyle,
yaşantısıyla irşat ettiği için onları, Resulullah (sav) sünnetiyle
yaşamaya davet ederdi.

Onun davasında dilencilik yoktu, para toplama yoktu ve deri toplama
yoktu. Onun davası, mücerret bir hak davasıydı. Dünya maddiyatıyla,
dünya muhabbetiyle, dünya siyaseti ile alakası olmayan bir davaydı.

Gülistan: Efendim, irşadı dünyanın pek çok
yerine ulaşan Sultan Hazretleri gibi bir âlimin ahirete irtihali ile
ümmet nasıl bir kayıp yaşamıştır?

Seyyid İbrahim Hakkı Efendi: Aziz
kardeşim; güneş batarken, âlem ne kaybına uğrarsa, Sultan Hazretleri
ile de insanlık o hale girdi. Ancak Allah’a şükürler olsun ki onun
batmasıyla birlikte zamanın Gavs-ı olan Sultan Konyevi Hazretleri gibi
ay’lar çıkmaya başladı ve âlem o ışığın altında, o eski hayatını devam
etmeye başladı. Umulur ki -inşallah- onların peşinden gidenler,
maksalarına ulaşacaktır.

Kalpleri Nasıl Etkiliyordu?

Gülistan: Efendim, Sultan
-kuddise sirruhu- Hazretleri, hiç konuşmadığı ve sohbet etmediği halde,
milyonlarca insan tarafından ziyaret ediliyordu. Binlerce insanın
bizzat şahit olduğu gibi, bunların arasında uyuşturucu müptelası
olanlar da vardı, içki içen kumarbazlar ve binamaz insanlar da… Ve bu
kimseler, Sultan Hazretleri ile beraber tövbe ettikleri günün ardından,
bu tür kötü alışkanlarından bir anda kurtuluyorlardı. Bu nasıl oluyordu
ve Sultan Hazretlerinin bu tür insanlara karşı muamelesi nasıldı, izah
eder misiniz?

Seyyid İbrahim Hakkı Efendi: Aziz
kardeşim; Sultan Hazretlerinin hiç bir an kalbi Allah'tan gafil
olmazdı. Kalbi Allah'la beraber olan bir insanın zahiri sohbete, zahiri
konuşmaya ihtiyacı (gerek) yoktur. Çünkü ALLAH (C.C.), kudret ve azametiyle,
her yerde hazır ve nazır olduğu için ona bağlı olan kalb ALLAH (C.C.)
sevgisini ve muhabbetini her tarafa dağıtır. Hayvanlar, bitkiler, her
şey onu tanır sever ve O'nu görmek ister.

Nitekim bir hadisi şerif vardır ki mealen ifade ediyorum. Hazret-i Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyuruyor: “Allah-u
Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrâil'e: ‘Ben filânı seviyorum, onu sen
de sev!’ Diye emreder. Cebrail (aleyhisselam) onu sever ve sonra gök
halkına: ‘Allah filânı seviyor, onu siz de seviniz!’ Diye seslenir. Gök
halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde, o kimseye
karşı bir sevgi uyanır…”
(Müslim)

Yani, Cenabı Hak, onun sevgisini ve makbuliyetini yeryüzüne
gönderir. Onu görmeyen bilen bilmeyen herkes, ona karşı kalben bir
sevgi besler. Gelip gördükleri zaman da kalben ruhen teslim olurlar.

Güneşin tesiri altındaki bitki, meyve vs. gibi günbegün farkına
varmadan, olgunlaşmaya ve pişmeye başlarlar. İşte Sultan Hazretleri,
güneş gibi yerinde sabitti. O'nun nazarı altına giren herkes fayda
görürdü. ALLAH (C.C.) bizleri de onlardan biri eylesin. (Âmin)

Onun ziyaretine gelen insanlara muamelesine gelince... Sultan
Hazretleri, zahiren ve bâtınen Hazreti Rasulullah'ın (sallallahu aleyhi
vesellem) varisi olduğu için O’nun muamelesi, Rasulullah'ın muamelesi
gibiydi.

Rasulullah'ın hadimi Enes (radıyallahu anh) buyurur ki; “Rasûlullâh’a
tam on sene hizmet ettim. Bana bir defa bile; ‘Öf!’ demedi. Yaptığım
bir şeyden dolayı; ‘Niye böyle yaptın?’ Diye azarlamadığı gibi,
yapmadığım bir şey sebebiyle; ‘Şöyle yapsan olmaz mıydı?’ da demedi.”
(Buhârî, Savm 53, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil, 82)

Ve malumdur ki Rasulullah'ın kapısına Yahudiler, Hıristiyanlar,
Müşrikler, Mecusiler, ayyaşlar, hunharlar, cengâverler ve canavar huylu
olan ehli cahiliyyedeki kişiler dahi, Rasulullah'ın kapısına
giderdiler. Hiç bir zaman, ALLAH (C.C.) Resulü kimseyi red etmeden, herkese
güzel muamele ile muamele ederdi. Hak’ka, hakikate ve gerçek insaniyete
davet ederdi. İşte Sultan Hazretleri de tıpkı Rasulullah gibiydi.

Manevi Tasarruf Nasıl Oluyor?

Gülistan: Efendim, Sultan Muhammed Raşid
Hazretleri gibi ALLAH (C.C.) dostu kamil mürşitlerin, nazarlarıyla, yani
bakarak ve uzaktan manevi tasarrufla insanları irşad ettikleri
söyleniyor? Bu nasıl mümkün olmaktadır?

Seyyid İbrahim Hakkı Efendi: Evet, her Müslüman’a,
hatta ehli tabiata dahi malumdur ki kaplumbağa denilen hayvan
yumurtladıktan sonra, kendi yumurtasının karşısında durup nazarı ile
cansız olan yumurtayı gözleri ile nazar ede ede -Allah'ın izni ile-
sert kabuğundan çatlatıp canlandırır ve içinden yavru çıkartır ve
beslemeye başlar.

Eğer böyle zayıf bir hayvan, böyle zayıf bir nazara sahip ise sen Allah'ın bir veli kuluna ne dersin?...

Bir hadis-i kudsîde buyurulur ki; “Ben kulumu sevdiğim zaman, onun
işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, anladığı kalbi olurum. Benden bir
şey isterse, istediğini veririm. Bana sığınırsa, kendisini korurum.”
(Buhari, İbn Mace, Beyhaki)

Eğer bir insan, Allah'ın verdiği o basiret ile Allah'ın verdiği o
güç ile bir insana nazar etse, elbette ki günah ve hatalardan dolayı
ölü ve gafil olan (bir) kalbi nazarı ile diriltir. Hakiki insan haline
gelir.

ALLAH (C.C.) Dostlarının Nazarı

Gülistan: Efendim, ALLAH (C.C.) dostlarının Ümmet-i Muhammed’e (sav) başka ne gibi faydaları vardır? İzah eder misiniz?

Seyyid İbrahim Hakkı Efendi: Kendi kendine
yetişen ağacın meyvesi olmaz, meyvesi olsa da nasıl tatsız olursa,
manen Saadat-ı Kiram’dan babası olmayan da ve onların nazarıyla
aşılanmayan da o yabani ağaç gibi meyvesiz ve meyvesi olsa da
tatsızdır.

İster o ağacı Mekke’ye götürün, isterseniz Medine'ye götürün!
Ektiğin zaman meyvesi turunç gibi olacaktır. Yenilmez ve ondan istifade
edilmez. Gerçek meyveyi elde etmek için aşılanması lazımdır.

İşte, bir insanın gerçek bir insan haline gelmesi ve ibadetinden tat
alması için de mutlak bir şekilde, bir ALLAH (C.C.) dostunun nazarıyla
aşılanması gerekir.

ALLAH (C.C.)-u Zülcelal bir ayeti kerimede, " …Bana yönelenlerin ve bana
rucû edenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır…" buyuruyor.
(Lokman; 15)

Bu ayeti kerimeden de anlaşılıyor ki bir Mürşidi Kamil’in peşinden
gitmek ve ona uymak ve Saadat-ı Kiram’ın yolunu takip etmek, vaciptir.

Gülistan: Efendim, son olarak şunu
sormak istiyoruz; İslam âleminde Ehli Sünnet dışı akım ve ekollere
karşı, şanlı ve yiğitçe mücadelesi ile tanınan Seyyid Muhammed bin
Alevi Maliki Hazretlerinden ders aldığınızı biliyoruz. Nasıl bir
âlimdi? Bize kısaca anlatır mısınız?

Seyyid İbrahim Hakkı Efendi: Seyyid Muhammed
Alev-i el Maliki'ye (kaddesallahu sırrahu) gelince; O, suretiyle,
heybetiyle, cesaretiyle, ilmiyle, sahavetiyle, cömertliğiyle,
şecaatiyle ve ilm-i hadis bilgisiyle ve her ilimde tıpkı Hz. Ali
(kerremallahu vechehu) gibiydi. O’nu tanımak için Hz. Ali’nin siret
kitaplarının okumasını tavsiye ederim. ALLAH (C.C.) bizleri de onların
şefaatine nail eylesin. (Amin)
Gülistan Dergisi Ekim 2008, Sayý :84
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
S.İbrahim Hakkı Hz. Seyda Muhammed Raşit Hz. ni Anlatıyor
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Görkem Aydanarığ Hakkında Bazı Bilgiler
» BiLL : "HayaLim MahvoLdu" BiLL'Le AmeLiyat Hakkında...
» Hakkı Bulut - Ah İstanbul - Nerden Bilsinler\ 45 MB
» Se7en-Hakkında
» Gül Ahmedim. Canda canan Muhammedim... süper iahi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
iLahi-Aşk MekaNı :: ﷲ ×÷·.·´¯`·)» Islami KonulaR«(·´¯`·.·÷× ﷲ :: Dini KonulaR ve Dini Vaazlar-
Buraya geçin: